• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”

Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”
Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”

 Araştırmacı-Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”Diyarbakır’da “Risale-i Nurda İman-ı Tahkiki” konulu konferans düzenlendi. Konferansta konuşan Araştırmacı-Yazar Muhammed Zakir Çetin, “Şuanda memleketimizde bir sürü imansız, deist çıkıyor” dedi.

“Deistleri, deyyusları, dinsizleri, imansızları,

anarşistleri, bu memlekete ithal etmiş değiliz”

Bu kişilerin ithal olmadığını, anne ve babaları Müslüman olanların çocukları olduğunu ifade eden Çetin, “Deist cenabı Allahın varlığına inanır, Allah kâinatı yarattı elini eteğini çekmiş, diyor ve sıfatlarını inkar ediyorlar. Kâinatı bize bırakmış sümmehaşa. Sanki Allahın ortaklarıymışız gibi idaresi bize aitmiş gibi düşünüyorlar. Deistler ateistler hangisi derseniz diyiniz. Hangi gruplar var, nice nice gruplar var ve tüm bunlar bu memlekete emin olunuz ki ithal değildir. Yani başka yerlerden Moskova’dan Amerika’dan başka yerlerden bu deistleri, bu deyyusları, bu dinsizleri, bu imansızları, bu anarşistleri, bu memlekete ithal etmiş değiliz. Bunlar bu memleketin ve bizim gibi annesi babası Müslüman olanların çocuklarıdır. Taklidi imana sahip oldukları için maalesef o imanlarını muhafaza edememişler. Düşmanlara alet olmuşlar cenabı Allah hepimizin imanın muhafaza etsin. Onun için bütün alimler diyorlar ki fıkıh ilminde taklit caizdir. Fıkıh hususunda taklit caizdir. Ama taklidi imanını tahkiki imana getirmen farzdır” dedi.

“Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir,

en büyük dava adamı Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir”

Gerçek bir imana sahip olmak sarsılmaz bir imana sahip olmak demektir. İman hem nurdur hem burhan. Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir. Demek gerçek imana sahip olan bütün kâinat karşısına çıksa kesinlikle onların karşısında zerre kadar sarsılmaz. Ya onları hidayete getirir ya susturur ya onlar zulümleriyle baskılarıyla artık kendilerini vurmaya çalışırlar. Bunun en büyük örneği peygamberimizdir. Dava adamıdır ve ‘Dava adamı’ dendi mi başında Allah resulü gelir. Ebu Cehil gibi adamlara karşı tek başına mücadele ediyor. Ey insanlar ‘La İlahe İllallah’ deyiniz, cennete gidiniz der her yerde. Onlarda kimi taş atar kimi hakaret eder. Kimi toprak atar kimi de hâşâ tükürür. Başka yerlere gider orada da aynı muameleyi görür. En sonunda da der ki; müminin her şeyi hayırlıdır. Tehdit ediyor müşrikler. Dava adamı Peygamberimiz diyor ki, ‘Vallahi bir elime güneşi, bir elime ay verseniz yani dünya sultanı yapsanız bile zerre kadar bu davadan vazgeçmem’ diyor ve sonuna kadar devam edeceğim diyor. Çünkü davasına sahip çıkana Allah sahip çıkar”

Hayrat Vakfı’nın Gençlik ve Spor Bakanlığı desteğiyle yürüttüğü, ‘Gençleri İhya, geleceği İnşa” projesi kapsamında “Risale-i Nurda İman-ı Tahkiki” konulu konferans düzenlendi.

Kayapınar İlçe Müftülüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen ve Araştırmacı-Yazar Muhammed Zakir Çetin’in konuşmacı olarak katıldığı konferansa Hayrat Vakfı Diyarbakır Temsilcisi Mehmet Altay, ‘Gençleri İhya, geleceği İnşa” Projesi Koordinatörü Baver Doğmuş, Diyarbakırlı alim ve mollalar, ilahiyat ve medrese öğrencileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

KUR’AN-I KERİM TİLAVETİYLE BAŞLADI

“Risale-i Nurda İman-ı Tahkiki” konulu konferans, ilahiyatçı Ömer hoca’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

“YARATILIŞ GAYEMİZİN EN ÜSTÜNDE İMAN BULUNUR”

Ardından konferansın açılış konuşmasını Hayrat Vakfı Diyarbakır Temsilcisi Mehmet Altay yaptı. Bu ahir zaman fitnesinin kitle iletişim araçlarıyla evlere taşındığını ve herkesin imanını zorlamayı başardığını anlatan Altay, imani derslerin önemine vurgu yaparak şöyle dedi:

“Asr Suresi Kuranın bir anlamda özeti olarak görülür. Asr anlamı zamandır, ölümdür. İnsanoğlu bu ömür sermayesini eğer bir sonraki merhalelerden takip edemezsek maalesef büyük bir zarara düşüyor. Allahın verdiği bu ödülü hayatı öyle kullanamazsa kendine zarar vermiş olur. Nedir bunlar ilk madde iman. Hayatın en büyük gayesi O. Sonra bu imanı ayakta tutmak dinç tutmak için gayet ortaya koyulmalı. Sürekli hakkı tebliğ edecez, hakkı savunacağız. Adaletli ve hakkaniyetli olacağız. Hakkı anlatmakta sabırlı olacağız. Bu noktada şevkimizi bozmadan sürekli bu sebatı ortaya koyacağız ki sahabeyle aramızdaki en büyük fark bu, onlar ömürlerin sonuna kadar islama olan şevklerini heyecanını kaybetmemişler. Biz ise kısa süre içerisinde umduğumuzu bulamadığımız zaman heyecanı kaybediyoruz pes ediyoruz. Bir insanın vazifei fıtratı imanımızı ayakta tutmaktır taze tutmaktır. İnsanın en büyük makamı da Allah’a iman, sonsuz kudretini ilmini iradesini hakeza tanımaya çalışmak. Yaratılış gayemizin en üstünde iman bulunur. Başka bir yerde imanın sabit olmadığı tek bir mertebesi bulunmadığı taklidi tahkiki olanları vardır.

 

“İMANI SABİTLEMEK, TAZELEMEK, CANLI TUTMAK LAZIMDIR”

Risalede şöyle ifade ediliyor. Bu pencereler risalesi imanlı olmayanı imanlı hale getirir inşallah. İmanı zayıf olanın imanını kuvvetleştirir. İmanı taklidi olanı da imanını tahkiki yapar. İmanı tahkiki olanın imanını genişletir. Daha nurani, parlak manzaralar açar. İşte bunun için önemlidir. Bazıları bir kere okuyup tamam öğrendim sanabilir. Bazıları ben âlimim diyebilir. Hem imandır hem zikirdir hem ibadettir hem marifettir. Bir insan ne kadar âlim olursa olsun ne kadar bilgili olursa olsun herkesin imana tefekküre ihtiyacı vardır. Onun için bu imani derslerden faydalanmak gerekiyor. İman geliştirilmeli. İmanı sabitlemek, tazelemek. Canlı tutmak lazımdır. İbadet etmeye etmeye bu sefer bir noktadan sonrada imanı gidiyor. Onun için bu ibadetler önümüze koyulmuş ki her gün imanımız bu ibadetlerle perçinleyelim, inkişaf edelim canlı tutalım diye. İbadetin bir manası da budur. Evet, Allahın emirlerini yapmaktan ve yasakladığı şeylerden sakınmaktan olan ibadet vicdani rahatlığı olan imanla güçlendirilmezse tesiri zayıflar. Bugünkü İslam âleminin bu hazır durumu bu hal bunun ispatıdır. Bugün Müslümanlar ibadeti terk etmişler ibadete olan inancı zayıflatmıştırlar”

ÜNLÜ SANATÇI EYMEN SAHNE ALDI

Altay’ın ardından, İlahi Grubu birbirinden güzel ilahiler seslendirdi. Ardından ünlü sanatçı Eymen, sahne aldı. Çok beğenilen özellikle Risale-i Nur külliyatının Sözler mecmuasından birinci sözde ‘Bismillah her hayrın başıdır’ ile başlayan sözleri ‘De Bismillah’ isimli eserinde yorumlayan Eymen’in, bağlamada Ahmet Kırsaçlı eşliğinde güzel bir performans sergiledi.

“BU DEYYUSLARI İTHAL ETMİŞ DEĞİLİZ”

Ardından Araştırmacı-Yazar Muhammed Zakir Çetin, ülkedeki imani durumla ilgili bir tespitle söze başladı. ‘Şuanda memleketimizde bir sürü imansız, deist çıkıyor” diyen Çetin, Bu kişilerin ithal olmadığını, anne ve babaları Müslüman olanların çocukları olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Deist cenabı Allahın varlığına inanır, Allah kâinatı yarattı elini eteğini çekmiş, diyor ve sıfatlarını inkar ediyorlar. Kâinatı bize bırakmış sümmehaşa. Sanki Allahın ortaklarıymışız gibi idaresi bize aitmiş gibi düşünüyorlar. Deistler ateistler hangisi derseniz diyiniz. Hangi gruplar var, nice nice gruplar var ve tüm bunlar bu memlekete emin olunuz ki itihal değildir. Yani başka yerlerden Moskova’dan Amerika’dan başka yerlerden bu deistleri, bu deyyusları, bu dinsizleri, bu imansızları, bu anarşistleri, bu memlekete itihal etmiş değiliz. Bunlar bu memleketin ve bizim gibi annesi babası Müslüman olanların çocuklarıdır. Taklidi imana sahip oldukları için maalesef o imanlarını muhafaza edememişler. Düşmanlara alet olmuşlar cenabı Allah hepimizin imanın muhafaza etsin. Onun için bütün alimler diyorlar ki fıkıh ilminde taklid caizdir. Fıkıh hususunda taklid caizdir. Ama taklidi imanını tahkiki imana getirmen farzdır. Bütün ulemamızın ittifakı budur. Cenabı hak hepimizi muhafaza etsin.

“HAKİKİ İMANI ELDE EDEN ADAM KÂİNATA MEYDAN OKUYABİLİR”

Evet, birde tahkiki olan iman vardır, tahkiki olan iman nedir. Kesinlikle kendi varlığımıza dünyamıza, hayatımıza gözümüz önündeki her şeye inandığımız gibi imanın esaslarını da o şekilde delillerle ispat ederek inanmamız demektir. Gerçek bir imana sahip olmak sarsılmaz bir imana sahip olmak demektir. Kardeşin de okuduğu gibi iman hem nurdur hem burhan. Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir. Demek gerçek imana sahip olan bütün kâinat karşısına çıksa kesinlikle onların karşısında zerre kadar sarsılmaz. Ya onları hidayete getirir ya susturur ya onlar zulümleriyle baskılarıyla artık kendilerini vurmaya çalışırlar.

“ÖYLE BİR İMANA SAHİP Kİ BÜTÜN KÂİNATA MEYDAN OKUMUŞ”

Evet, bunun örneği başta peygamberimiz Hz Muhammed aleyhisselatu vesselamdır. Ebu Talibin yetimi ama tabii ki öyle bir imana sahip ki bütün kâinata meydan okumuş ve o kuvvetli imanla büyün kâinatın başına geçmiş hakeza tarihten imana hizmet eden dini müminu islama karşı düşmanların saldırılarını bertaraf eden Sultan Fatihler ey Selahattini Eyyubiler ve hakeza tarihteki bütün mücahitler, Bediüzzamanlar bütün bunlar bütün kâfirlere karşı bu iman ile dayanabilmişler. Ve üste de çıkmışlar muvaffak ta olmuşlar. Çünkü ayeti kerime vardır size arz edeyim.  Cenabı hak buyuruyor ki; eğer sabrederseniz günahlara karşı sabredip günahlara girmezseniz, ibadet üzerine sabredip ibadeti terk etmezseniz, musibetlere karşı Allaha karşı şikâyet etmezseniz, düşmanlarınızı sevmezseniz tefsirde özellikle takva noktasında diyorlar ki düşmanını sevmezsen düşmana karşı kesinlikle rabbine itimadını sağlam tutarsan o düşmanlar zerre kadar hileleriyle size zarar vermezler.

“MÜSLÜMANLAR OLARAK SIKINTI ÇEKİYORSAK BU SIKINTI İMAN ZAAFINDAN DOLAYI GELİYOR”

Evet, sevgili kardeşler biz Müslümanlar olarak sıkıntı çekiyorsak bu sıkıntı iman zaafından dolayı geliyor. İbadet zaafından geliyor. Demek gerçekten sabır ve takva dairesinde hakkıyla yaşamıyoruz ki düşmanlarımızın sıkıntılarını çekiyoruz. Zalim kendine karşı gelen kullarını isyan edenlerden Allah zalim ile onlardan intikam alır. Zalim Allahın kılıcıdır. Allah zalim ile kendine isyan eden kullarından intikam alır. Ama zalimi de kendi halinde bırakmaz. Allah izzetiyle celaliyle o zalimden intikam alır. Zalimi de kendi başına bırakmaz rabbim bizi ne zalim ne mazlum eylemesin. Mümin ne ezilir nede ezer. İzzetli yaşar. İşte bu izzeti bize kazandıran imandır. İman ne kadar kuvvetliyse o kadar izzetliyiz. İman ne kadar düşerse o kadar izzetimizi kaybederiz Cenabı hak muhafaza etsin.

“PEYGAMBERİMİZ İSLAMİYETİ ÜMMETİ İÇİN İSTİYOR”

İmanı tahkikinin 3 mertebesi var. Kesin olarak bilgiye dayalı olarak kanıt olarak biz inanıyoruz imanın altı şartına kesin bir bilgiyle inanıyoruz. Delil ve burhanlarla imanın altı şartının var olduğuna hak olduğuna hakikat olduğuna inanıyoruz. İkincisi ya gözümüzle görüyoruz veyahut ilmen imanımız öyle kuvvetleniyor ki o imanın şartlarını görenlerin imanları ne denliyse kuvvetliyse bizimde delil ve burhanlara dayalı olarak imanımız o kadar kuvvetli hale geliyor. 2 yolu var imanın. Birisi keşif ile biri delil ve burhan iledir. Bir de imanın hakkel yekin mertebesi vardır. Aynel yekin gözümüzle görmek gibidir. Bizzat o imanın şartlarından istifade etmişiz, yaşamışız. Buna da imanın hakkelyekin mertebesi deniyor. Muhakkak ki peygamberimiz görmüştür. Ama bir örnek olsun diye. Peygamberimiz (SAV) cenabı hakkın varlığına birliğine inanıyor. Sonra miraca çıkıyor. Önceden gözleriyle görüyor. Kâinata tekmil veriyor. Peygamberimiz (SAV) ümmetini orda unutmuyor. İslamiyeti ümmeti için istiyor. O sohbete iştirak eden Cebrail aleyhisselam da kelimei şahadet olarak ümmeti Muhammet için kabul edilsin diye bu noktada onlara iştirak ediyor. O sohbeti ilahiye iştirak ediyor. Peygamberimizin önceden ilmen inanması ilmen yekin mertebesidir. Gözleriyle kalbimizi görmesi aynel yekin mertebesidir. Bizzat sohbetini dinlemesi hakkelyekin mertebesidir. Sohbet etmiş meleklerle görüşmüştür.

 

 

“ZALİMLER İÇİN YÜZ BİN CİHETTE YAŞASIN CEHENNEM”

Birde görmeden inanmak. Hz Ali (ra) diyor ki, cenabı hakkı gözlerimle görsem ahreti gözlerimle görsem imanımda artış olmayacaktır. Çünkü o imanın o mertebelerine çıkmışım benim imanım o derecededir. Bizzat gözlerimle görmüş gibi inanıyorum. Evet sevgili kardeşler Kur’an-ı Kerim’in bir tefsiri olan Risale-i Nur işte bu imandandır. Kurani bir yolun imanınızı ilmen yakinden hakkel yakin mertebesine çıkaracak bir yoldur Risalei Nur. Anlayarak bilerek okuyan böyle bir yol olduğunu görür. Ve Risalei Nur imanın dışındaki bütün yolların çıkmaz yol olduklarını, yanlış olduklarını işaret eder. Hangi devlet var ki ona iyilik eden memurluk edenlere maaş ödemesin. İsyan edenlere de devlet karışmasın, böyle bir devlet olur mu? Böyle bir saltanat olur mu böyle bir memleket olur mu? Bunların cezası olmayacak mı ya. Başka bir Mahkeme-i Kübra vardır. Zalim mükâfatını cezasını görecektir. Öyleyse zalimler için yüz bin cihette yaşasın cehennem. Zaman gösterdi ki cehennem lüzumsuz olmadığı gibi cennette ucuz değildir. O da bir fiyat ister Kur’ana hizmet ister. Fedakârlık ister, cesaret ister. Allah yolunda koşturmak ister. Üstadımız ne diyor Müslüman sadece kendi imanını kurtarmak değil, başkasının imanını da muhafaza etmeye mükelleftir. Hizmeti ciddi yaparsak hem kendi imanımızı hem başkasının imanını da muhafaza ederiz.

“BİZ MÜSLÜMANLAR NEDİR BU HALİMİZ?”

Bir edebiyatçı diyor ki aşk yok, şevk yok, heyecan yok, taş mı kesildin? Hayret veriyorsun bana, sen böyle değildin. Evet, bugünkü müminler için bu ifade doğrudur. Biz Müslümanlar nedir bu halimiz. Bu perişanlığımız sıkıntılarımız evet bütün bunlar imanın zaafından geliyor. Milletin imanını takviye edersek din hayatın hayatıdır. Hem nuru hem esasıdır. İhya din ile olur. Onun için üstadımız diyor ki zaman imanı kurtarma zamanıdır. Sevgili kardeşler yani bakınız yani imansızlar yetmiyormuş gibi bide mezhepsizler başımıza müellet oldu. Bir sürü saçma sapan insanlar küfre gidecek derecede maalesef dine saldırılar vardır. E bizde dinimizi tam yaşayıp öğrenmediğimiz için maalesef bu gibi akımlara katılıp dinimizi islamı, hayatımızı her an kaybedebilme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Onun için çalışmamız lazım. Onun için gerçekten düşmanımızı tanımamız lazım. Daha ziyade her şeyden önce kendimizi tanımamız lazım. Kendimizi bilmemiz lazım. Neciyiz nerden geldik ve nereye gidiyoruz. Nefsini bilen haddini bilir. Nefsini tanıyan Rabbini tanır. Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz. Senin nefsin Allahın işidir. Bunu görürsen onu anlarsın daha iyi. İnsan eşittir âlem. Çekirdek büyürse ağaç olur. Ağaç küçülürse çekirdeğe dönüşür. Allah muhafaza etsin. İşte dava adamı olmak bu demektir.

“YAZIKLAR OLSUN BİZLERE!”

Bazılarının davası dağa çıkıp anarşist olmak. Milleti öldürmek millete zulüm etmek. Bari dava dava olsada bu basit hayat o davaya feda edilsin. Dava pisipisine gitmektir. Şöhret için. Zaten geberip gidiyorsun şöhret olsan ne olur. Cehennemi azabı düşünmüyorlar. Onları dinlerken şunu düşündüm bunlar beş para etmeyen her şeyini boşa harcayan böyle basit bir hayatı feda ederlerde bize ne oluyor ya, Ehli imana, Risalei Nur talebelerine ne oluyor. Ebedi ahreti kazanacak davaları vardır. İman davaları vardır. Biz neden böyle bir davaya bu basit hayatı feda etmiyoruz. Basit şeylerle uğraşıp bu hayatı boş yere harcıyoruz ya. Yazıklar olsun bizlere. Biz iman davasından başka çaremiz yoktur. Bu iman davasına ne kadar hizmet edersek o kadar insanız o kadar değer kazanırız. Yoksa boş şeylerle harcadığımız hayat başarısızlıktır. Bu hususta bizim en büyük örneğimiz peygamberimiz aleyhisselamdır. Dava adamıdır. Dava adamı dendi mi başında o gelir, Allah resulü gelir. Ebu cehil gibi adamlara karşı tek başına mücadele ediyor. Ey insanlar la ilahe illallah deyiniz, cennete gidiniz der. Onlarda kimi taş atar kimi hakaret eder. Kimi toprak atar kimi de hâşâ tükürür. Başka yerlere gider orada da aynı muameleyi görür. En sonunda da der ki müminin her şeyi hayırlıdır. İşte bu dava uğruna bu şekilde koştururken tabi ayetler nazır oluyor. Müşriklerin hakkındaki onların azaplarından bahsediyor.  Tehdit ediyor müşrikler. Diyor ki dava adamı peygamberimiz vallahi bir elime güneşi bir elime ay verseniz yani dünya sultanı yapsanız bile zerre kadar bu davadan vazgeçmem diyor ve sonuna kadar devam edeceğim diyor. Çünkü davasına sahip çıkana Allah sahip çıkar. Daha çok örnek vardır. Bazen olur ki  hiç kimsenin olmadığı hiç kimsenin bir şey yapamadığı ortam olur. Lakin orada her zaman biri olur o Allah tır.  Bizde böyle olsak elbette onlara yardım eden rabbimiz bize de yardım eder.  Şüphesiz Allahın rahmeti iyilik edenlere yakındır. Allah iyilik edenlere yardım eder. Fazla vakit almayayım. Fedakâr olmak lazım. Ebubekir Sıddık gibi hayatını müminlere feda etmek gibi. cenabı hak bu fedakarlıktan cesaretten,kahramanlıktan bize de ihsan eylesin. Bizi kurana hizmetkâr etsin”



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Bilgi Evi Öğrencileri İç Kale’yi Gezdi Bilgi Evi Öğrencileri İç Kale’yi Gezdi

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Bilgi Evi’nde ücretsiz eğitim gören öğrenciler, tarihi İç Kale içinde yer alan Arkeoloji Müzesi’ni gezdi ve Hz. Süleyman Türbesi’ni ziyaret etti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Bilgi Evi’nde ücretsiz eğitim gören öğrenciler, tarihi İç Kale içinde yer alan Arkeoloji Müzesi’ni gezdi ve Hz. Süleyman Türbesi’ni ziyaret etti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı,2018-2019 öğretim yılında Bilgi Evi’nde ücretsiz eğitime başlayan öğrencilere yönelik gezi programı düzenledi. Çocuklar, ilk olarak tarihi İç Kale içinde yer alan Diyarbakır Arkeoloji Müzesi gezdi. Müzede sergilenen tarihi eserler ve yapılar hakkında öğrencilere, rehberler bilgi verdi. Müze gezisinin ardından öğrenciler Hz Süleyman Türbesi’ni ziyaret etti. Öğrencilere eşlik eden rehberler, türbe ve 27 sahabe hakkında çocukları bilgilendirdi. Kentin tarihi ve turistik alanlarını gezme fırsatı bulan çocuklar servis araçlarıyla Bilgi Evi’ne döndü. İlk defa müzeye gittikleri için mutlu olduklarını belirten öğrenciler, yapılan organizasyondan dolayı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ve Bilgi Evi yönetimine teşekkür etti. –

Kamu Başdenetçisi Malkoç Diyarbakır’da Kamu Başdenetçisi Malkoç Diyarbakır’da

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve beraberindeki heyet bir dizi temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır’a geldi

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve beraberindeki heyet bir dizi temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır’a geldi.

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve beraberindeki heyet, Diyarbakır’da mülki amirlerle, STK temsilcileri ve öğrencilerle bir araya gelerek kurumun işleyişini anlatıp kentteki gelişmelerle ilgili bilgi alacak. Başdenetçi Malkoç, Diyarbakır programında Vali Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Cumali Atilla ve Cumhuriyet Başsavacısı Kamil Erkut Güre’yi makamlarında ziyaret edecek. Malkoç ve beraberindeki heyet ziyaretlerin ardından, bölgenin kanaat önderleriyle bir araya gelerek ilin sorunları ve çözüm yollarını konuşacak. Başdenetçi Malkoç Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül ile görüşmesinin ardından üniversitede akademik yılı açılış dersi konferansında öğrencilerle bir araya gelecek.

 

Kamu Denetçiliği Kurumu’na bugüne kadar Diyarbakır’dan 800’ün üzerinde şikayet başvurusu yapıldığı, başvuruların tamamının incelenerek çözüme kavuşturulduğu öğrenildi.
Hafızlık Yarışması’nın Finali Diyarbakır’da Yapıldı

Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen Türkiye Hafızlık Yarışması’nın finali, Diyarbakır’da yapıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen Türkiye Hafızlık Yarışması’nın finali, Diyarbakır’da yapıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanlığınca Sur ilçesindeki tarihi Ulu Cami’de organize edilen “Erkek Öğrenciler Hafızlık Yarışması Türkiye Finali”ne bölgelerinde birinci olan 7 hafız katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen, yarışmanın Diyarbakır’da düzenlenmesinin önemine değinerek “Burada üç yıl önce bu kürsüyü kuramıyorduk. Ulu Cami’nin günlerce kapalı kalmasına şahitlik ettik. Bir defasında cuma namazı bile kılamadık. Allah o günleri bir daha geri getirmesin. Allah, bu millete, bu halka, bu topraklarda yaşayan insanlara o kötü günleri bir daha göstermesin. Allah, güzel günlerin kıymetini bilebilmeyi nasip etsin.” dedi.

Yarışmanın çocukların Kur’an-ı Kerim’e olan yönelişlerini, Kur’an-ı Kerim öğrenmeye olan sevgilerini artırmak ve teşvik etmek bakımından önemli olduğunu vurgulayan İşliyen, şunları söyledi:

Diyarbakır neredeyse her köyünde medrese olan, Arapça okunan medreselerin bulunduğu mübarek bir şehir. Diyarbakır denilince akla elindeki molotofkokteylini polis panzerinin üzerine fırlatan çocuklar gelmeyecek. Bu algıyı değiştireceksiniz. Diyarbakır denilince Kabe’den, Mescid-i Nebi’den, Mescid-i Aksa’dan sonra dünyadaki en eski mabetlerden biri olan Ulu Cami gelecek akla. Diyarbakır denilince akla 500’ü aşkın sahabe, Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman Bin Halid adına yapılan cami, surların dibinde Anadolu İslam toprağı olsun diye savaşıp şehit olan sahabe gelecek. Bunun için yarışmanın finalinin bu bölgede planlanması ve icra edilmesi çok önemli. Allah, bu güzel etkinliğin buradaki barış, huzur ve güzel ortamının devamına katkı sunmasını nasip eylesin.”

Diyarbakır İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır da yarışmanın hayırlara vesile olmasını diledi.

Daha sonra yarışmaya katılan 7 hafız, Osman Şahin, Yaşar Çuhadar ve Fatih Çatmakaş’tan oluşan seçici kurul önünde Kur’an-ı Kerim’in farklı surelerini okudu. Yarışmada, Amasya’dan katılan Esad Gökçe birinci, İstanbul’dan katılan Mustafa Şirin ikinci, Düzce’den katılan Hamza Öztaş üçüncü oldu. Dereceye giren hafızlara çeşitli ödüller verildi. Tüm yarışmacılara ayrıca Diyarbakır Valiliğince saat, Büyükşehir Belediye Başkanlığınca da tam altın hediye edildi.

Yarışmanın birincisi Gökçe, yaptığı açıklamada, birinci seçildiği için kendisini çok iyi hissettiğini ifade ederek kendisini yetiştiren hocalarına teşekkür etti. İleride doktor olmak istediğini aktaran Gökçe, hafızlıkta da dünya birincisi olmayı hedeflediğini dile getirdi.

Esad Gökçe’nin babası Ali Osman Gökçe, bugünleri gösterdiği için Allah’a şükrettiğini söyledi. Okul ve hafızlık derslerinin birlikte yürütülmesinin zor olduğunu ancak oğlunun düzenli çalışarak bunu başardığını anlatan Gökçe, emeği geçenlere teşekkür etti.

Yarışmanın Diyarbakır’da yapılmasından büyük mutluluk duyduklarını belirten Gökçe, “Diyarbakır geçmişi olan bir ilimiz, evliyalar, sahabeler şehri. Yarışmanın burada olması güzel. Geçmişte yaşanan olayları da silmesi bakımından çok önemli.” diye konuştu.

İzleyicilerden Hasan Çiçek de yarışmanın hayırlı olmasını diledi. “Allah, ordumuza, milletimize, polisimize, askerimize, can sağlığı versin, onları korusun. İnşallah geçmişte yaşanan günleri tekrar görmeyiz. Allah milletimize, devletimize zeval vermesin.” diyen Çiçek, Diyarbakır’ın bu yarışmaya ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını kaydetti.

Programa, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, Sur Müftüsü İsmail Fakirullah, din görevlileri ve vatandaşlar katıldı.

Diyarbakırlı Sanatçıdan Turizme Klipli Tanıtım Desteği Diyarbakırlı Sanatçıdan Turizme Klipli Tanıtım Desteği

DİYARBAKIR’da, 25 yıldan beri yaptığı çocuk programları ve çocuk şarkılarıyla Diyarbakır’ın Barış Manço’su olarak bilinen müzikyen Barışcan Yaşar Sapancı,…

Diyarbakır’ın Barış Manço’sundan, turizme klipli tanıtım desteği Diyarbakır’ın Barış Manço’sundan, turizme klipli tanıtım desteği

DİYARBAKIR’da, 25 yıldan beri yaptığı çocuk programları ve çocuk şarkılarıyla Diyarbakır’ın Barış Manço’su olarak bilinen müzikyen Barışcan Yaşar Sapancı, terör olaylarının sona ermesinin ardından, tarihi, kültürel, sanat ve ekonomik yaşamını konu alan bir tanıtım klibi çekti. Şiddet olayları nedeniyle 2 yıl devam eden klip çekimleri sona eren şarkıda Sapancı, yerli ve yabancı turistlere çağrıda bulunarak, Diyarbakır’a gemelerini istiyor.

Diyarbakır’da aynı zamanda sınıf öğretmenliği de yapan Barışcan Yaşar Sapancı, turistlerin sık sık geldiği, Diyarbakır’ın şatavatlı dönemine vurgu yaparak, tarihi mekanlarda çekimini yaptığı klibini sosyal medya üzerinden tanıtmaya başladı. Digital ortamda yayın yapan yerel bir televizyonda da çocuk programı yapan Sapancı, Diyarbakır’daki tarihi, turistik önem veren mekanlarda 2 yıl önce klip çekimine başladı. Ancak Sur ilçesinde yaşanan hendek ve barikat olayları nedeniyle klip çekimi 2 yıl sürdü. Kentin yanlış imajının tam tersine yaptığı pop tarzında bir şarkı ile Diyarbakır’ın tarihi eserleri ve doğal güzellikleri eşliğinde, eğlenceli bir klip çekti. Klip için çekimler; Ulu Cami, Hasan Paşa Hanı, Kervansaray, surlar ve kapılar, Gazi Köşkü, On Gözlü Köprü, çeşitli müzeler ve tarihi Diyarbakır evleri gibi mekanlarda yapıldı.

Evli ve 3 çocuk babası olan Sapancı, kent turizminin canlanması için her zaman bir çaba içerisinde olduğunu belirterek, Çekimlerine 2 yıl önce başlanan ‘bize gel’ klibimiz nihayet sona erdi. Son görüntüler Sur ilçesinde 4 ayaklı minare altında yapıldı. Bu klipte yer alan görüntüler uzun yıllar sonra bile Diyarbakır tarihinde önemli bir iz bırakacağına inanıyorum. Diyarbakır’ı sadece karpuzuyla anılmasından ve terörle bahsedilmesinden bir sanatçı olarak çok rahatsızım. Artık istiyoruz ki, Diyarbakır güzel yönleriyle gündeme gelsin. Çünkü Diyarbakır surlarının 7 bin yıllık tarihi, 72 tane de burcu var. Diyarbakır bir açık hava müzesidir. Sahabeleri, camileri, kiliseleri, evliyaları ile Peygamberler şehridir. Ayrıca Cahit Sıtkı Tarancı, Ali Emiri, Ziya Göklap, Ahmet Arif ve Celal Güzelses gibi önemli sanatçıları var. Ben bu klipte sadece Diyarbakır’ın doğal ve tarihi görüntülerini kullandım. Bir görsel şölen yaratmaya çalıştım dedi.

Klibinin aslında bir davet olduğunu anlatan Sapancı, Aslında bu bir davet. Çocukken Diyarbakır caddelerinde görmeye alışık olduğum yerli ve yabancı turist kafilelerini tekrar görmek istiyorum. Neden yine şimdiki zamanda olmasın diyorum ki, ‘Haydi valizlerinizi alıp Diyarbakır’a gelin. Klipte gösterdiğim tarihi yerleri gezmeye gelen yüzlerce turist vardı çocukluğumda. Binlerce kilometrlik yolu katedip gelen bu turistlere şaşırırdım. Şimdi de malesef gelmemelerine şaşırıyorum. Bu klip kentin zenginliklerinin sadece bir kısmını gösteriyor diye konuştu.

Diyarbakır sokaklarında, her dinden, her dilden insanlara rastlamanın mümkün olduğuna dikkat çeken Sapancı, şöyle konuştu

Diyarbakır’da bir çok din, dil, ırk ve mezhepten insanların yaşadığı kozmopolotik bir şehir. Surları zaten dünya kültür mirası listesine girdi. Diyarbakır’ın artık terörle gündeme gelmesini benim gibi istemeyen büyük bir kesim var. Bir dönem Diyarbakır terörle gündeme geldi, çatışmalar oldu. Canlarımızı yitirdik. Artık istiyoruz ki Diyarbakır güzel yönleriyle gündeme gelsin. Sokaklarında sanatçılar, sanatlarını sergilesinler, filmler çekilsin, konserler düzenlensin. Bu kliple kendi imkanlarımla bir ön yargıyı yıkmaya çalışıyorum, Biliyorsunuz ki Diyarbakır çok kozmopolit bir şehir. Doğu’nun Paris’i yani. Klipte Diyarbakır’ın hem tarihi bölgelerinde, hem de yenilenen restore edilen tarihi mekanlarını kullandım. Yaratmaya çalıştığım bu görsel şölen ile bence bu algı ve ön yargıyı yıkabiliriz. Çünkü bu güzellikler hala bilinmiyor. Yani herkes bi tarafından tutmalı bu işin.

Bize gel şarkısının sözleri ise şöyle

Bize gel

Biliyorum daha aşkı bulmadın

Sakin ol, daha yolun başındasın

Arkanda çok aşk olacak

Çok yorulacaksın

Bulamadım aşkı diye dert etme

Sözde topladım gel arka bahçeme

Birikti bende taşacak

Biraz alır mısın

Haydi bize gel bize gel

Valizin al bize gel

Haydi aşkım bize gel

Bizde aşkın tadı var

Bizde aşkın adı var

Nasıl yersin

Nasıl yar

Bol biberli, acılı

Ve duygusal

Komedi tarz veya melodram

Neli istersen var

Buselik, hüseyni, hicaz, rast, uşşak

Sürrealist, postmodernist, kolay aşk

Hiç uğraşma, arama

Bizde çok çeşit var

Haydi bize gel bize gel

Valizin al bize gel

Haydi aşkım bize gel

Bizde aşkın tadı var

Bizde aşkın adı var..

Diyarbakır’da 1 Milyon Kitap Kapasiteli Kütüphane Kuruluyor Diyarbakır’da 1 Milyon Kitap Kapasiteli Kütüphane Kuruluyor

Diyarbakır’da örnek belediyecilik! Diyarbakır merkez’de 1 milyon kitap kapasiteli kütüphane kuruluyor. Kütüphanenin ismi ne olacak?

Diyarbakır’da Kayapınar Belediyesi tarafından 1 milyon kitap kapasiteli kütüphane kuruluyor. Üç bölümden oluşan kütüphanede, çocuk ve oyuncak kütüphanesine Prof. Dr. Aziz Sancar, genç kütüphanesine ise Prof. Dr. Fuat Sezgin’in ismi verilecek. Ayrıca çocuklar aileleriyle ya da öğretmenleriyle birlikte de gelip özel odalarda ders çalışabilecek.

“BİZ İNSANA KIYMET VERİYORUZ”

Dr. Balcı, “Burada, Diyarbakır’ın en görkemli, en güzel caddelerinden, halk arasında 75 Yol olarak adlandırılan cadde üzerinde Türkiye’nin en görkemli çocuk, oyuncak ve genç kütüphanelerinden birini yapıyoruz. Bunu neden yapıyoruz, bizim belediyemizin sloganı ‘insana, eğitime, bilgiye, bilime, kültüre, sanata ve fakire dost belediye.’ Biz insana çok kıymet veriyoruz. Geleceğimizi şekillendirecek olan, yarınlarımız, umutlarımız olan çocuklarımızı çok seviyoruz. Onların daha iyi bir geleceğe hazırlanabilmesi, bilgiyle, bilimle daha çok kaynaşabilmeleri, daha güzel kütüphanelere sahip olabilmeleri için böyle bir kütüphane yapıyoruz” diye konuştu.

“BU KÜTÜPHANE BİR SANAT ESERİDİR”

Balcı, sözlerine şöyle devam etti:

“Kütüphane Genel Müdürlüğü ile görüştük. İhtiyaç listesi belirlendi. Aileler, çocuklarıyla beraber gelip ders çalışacakları odalardan, öğretmenlerin çocuklarıyla beraber sınıfa gelip ders çalışacakları odalara kadar, müzik odaları dizayn edildi. Burayı sadece bir kütüphane olarak görmüyoruz. Bu bir sanat eseridir.

“SADECE KİTAP DEĞİL KİTAP SEVGİSİ DE VERMEK LAZIM”

1 milyon kitap yerleştirmeyi hedefliyoruz. Ama sadece kitap bırakmak değil, kitap sevgisini de aşılamamız lazım. Çocukları kitapla buluşturmamız lazım. Kitap sevgisini, kitap aşkını onlara yaşatmamız lazım.

AZİZ SANCAR VE FUAT ZENGİN’İN İSİMLERİ VERİLECEK

Kütüphanelere isimleri de belirledik. Çocuk ve oyun kütüphanesine, milletimizin yüz akı, milletimizi gururlandıran, aynı zamanda bölgemizin çocuğu Prof. Dr. Aziz Sancar’ın adını vereceğiz. Genç kütüphanesine de İslam bilim ve medeniyetini bir dönem dünyaya yön veren, bilim tarihiyle ilgili karanlıkta kalmış noktaları aydınlatan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in ismi verilecek” diye konuştu.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler