Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz” | NurradyoTv
  • Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”

Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”
Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”

 Araştırmacı-Yazar M. Zakir Çetin: “Bu deyyusları ithal etmiş değiliz”Diyarbakır’da “Risale-i Nurda İman-ı Tahkiki” konulu konferans düzenlendi. Konferansta konuşan Araştırmacı-Yazar Muhammed Zakir Çetin, “Şuanda memleketimizde bir sürü imansız, deist çıkıyor” dedi.

“Deistleri, deyyusları, dinsizleri, imansızları,

anarşistleri, bu memlekete ithal etmiş değiliz”

Bu kişilerin ithal olmadığını, anne ve babaları Müslüman olanların çocukları olduğunu ifade eden Çetin, “Deist cenabı Allahın varlığına inanır, Allah kâinatı yarattı elini eteğini çekmiş, diyor ve sıfatlarını inkar ediyorlar. Kâinatı bize bırakmış sümmehaşa. Sanki Allahın ortaklarıymışız gibi idaresi bize aitmiş gibi düşünüyorlar. Deistler ateistler hangisi derseniz diyiniz. Hangi gruplar var, nice nice gruplar var ve tüm bunlar bu memlekete emin olunuz ki ithal değildir. Yani başka yerlerden Moskova’dan Amerika’dan başka yerlerden bu deistleri, bu deyyusları, bu dinsizleri, bu imansızları, bu anarşistleri, bu memlekete ithal etmiş değiliz. Bunlar bu memleketin ve bizim gibi annesi babası Müslüman olanların çocuklarıdır. Taklidi imana sahip oldukları için maalesef o imanlarını muhafaza edememişler. Düşmanlara alet olmuşlar cenabı Allah hepimizin imanın muhafaza etsin. Onun için bütün alimler diyorlar ki fıkıh ilminde taklit caizdir. Fıkıh hususunda taklit caizdir. Ama taklidi imanını tahkiki imana getirmen farzdır” dedi.

“Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir,

en büyük dava adamı Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir”

Gerçek bir imana sahip olmak sarsılmaz bir imana sahip olmak demektir. İman hem nurdur hem burhan. Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir. Demek gerçek imana sahip olan bütün kâinat karşısına çıksa kesinlikle onların karşısında zerre kadar sarsılmaz. Ya onları hidayete getirir ya susturur ya onlar zulümleriyle baskılarıyla artık kendilerini vurmaya çalışırlar. Bunun en büyük örneği peygamberimizdir. Dava adamıdır ve ‘Dava adamı’ dendi mi başında Allah resulü gelir. Ebu Cehil gibi adamlara karşı tek başına mücadele ediyor. Ey insanlar ‘La İlahe İllallah’ deyiniz, cennete gidiniz der her yerde. Onlarda kimi taş atar kimi hakaret eder. Kimi toprak atar kimi de hâşâ tükürür. Başka yerlere gider orada da aynı muameleyi görür. En sonunda da der ki; müminin her şeyi hayırlıdır. Tehdit ediyor müşrikler. Dava adamı Peygamberimiz diyor ki, ‘Vallahi bir elime güneşi, bir elime ay verseniz yani dünya sultanı yapsanız bile zerre kadar bu davadan vazgeçmem’ diyor ve sonuna kadar devam edeceğim diyor. Çünkü davasına sahip çıkana Allah sahip çıkar”

Hayrat Vakfı’nın Gençlik ve Spor Bakanlığı desteğiyle yürüttüğü, ‘Gençleri İhya, geleceği İnşa” projesi kapsamında “Risale-i Nurda İman-ı Tahkiki” konulu konferans düzenlendi.

Kayapınar İlçe Müftülüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen ve Araştırmacı-Yazar Muhammed Zakir Çetin’in konuşmacı olarak katıldığı konferansa Hayrat Vakfı Diyarbakır Temsilcisi Mehmet Altay, ‘Gençleri İhya, geleceği İnşa” Projesi Koordinatörü Baver Doğmuş, Diyarbakırlı alim ve mollalar, ilahiyat ve medrese öğrencileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

KUR’AN-I KERİM TİLAVETİYLE BAŞLADI

“Risale-i Nurda İman-ı Tahkiki” konulu konferans, ilahiyatçı Ömer hoca’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

“YARATILIŞ GAYEMİZİN EN ÜSTÜNDE İMAN BULUNUR”

Ardından konferansın açılış konuşmasını Hayrat Vakfı Diyarbakır Temsilcisi Mehmet Altay yaptı. Bu ahir zaman fitnesinin kitle iletişim araçlarıyla evlere taşındığını ve herkesin imanını zorlamayı başardığını anlatan Altay, imani derslerin önemine vurgu yaparak şöyle dedi:

“Asr Suresi Kuranın bir anlamda özeti olarak görülür. Asr anlamı zamandır, ölümdür. İnsanoğlu bu ömür sermayesini eğer bir sonraki merhalelerden takip edemezsek maalesef büyük bir zarara düşüyor. Allahın verdiği bu ödülü hayatı öyle kullanamazsa kendine zarar vermiş olur. Nedir bunlar ilk madde iman. Hayatın en büyük gayesi O. Sonra bu imanı ayakta tutmak dinç tutmak için gayet ortaya koyulmalı. Sürekli hakkı tebliğ edecez, hakkı savunacağız. Adaletli ve hakkaniyetli olacağız. Hakkı anlatmakta sabırlı olacağız. Bu noktada şevkimizi bozmadan sürekli bu sebatı ortaya koyacağız ki sahabeyle aramızdaki en büyük fark bu, onlar ömürlerin sonuna kadar islama olan şevklerini heyecanını kaybetmemişler. Biz ise kısa süre içerisinde umduğumuzu bulamadığımız zaman heyecanı kaybediyoruz pes ediyoruz. Bir insanın vazifei fıtratı imanımızı ayakta tutmaktır taze tutmaktır. İnsanın en büyük makamı da Allah’a iman, sonsuz kudretini ilmini iradesini hakeza tanımaya çalışmak. Yaratılış gayemizin en üstünde iman bulunur. Başka bir yerde imanın sabit olmadığı tek bir mertebesi bulunmadığı taklidi tahkiki olanları vardır.

 

“İMANI SABİTLEMEK, TAZELEMEK, CANLI TUTMAK LAZIMDIR”

Risalede şöyle ifade ediliyor. Bu pencereler risalesi imanlı olmayanı imanlı hale getirir inşallah. İmanı zayıf olanın imanını kuvvetleştirir. İmanı taklidi olanı da imanını tahkiki yapar. İmanı tahkiki olanın imanını genişletir. Daha nurani, parlak manzaralar açar. İşte bunun için önemlidir. Bazıları bir kere okuyup tamam öğrendim sanabilir. Bazıları ben âlimim diyebilir. Hem imandır hem zikirdir hem ibadettir hem marifettir. Bir insan ne kadar âlim olursa olsun ne kadar bilgili olursa olsun herkesin imana tefekküre ihtiyacı vardır. Onun için bu imani derslerden faydalanmak gerekiyor. İman geliştirilmeli. İmanı sabitlemek, tazelemek. Canlı tutmak lazımdır. İbadet etmeye etmeye bu sefer bir noktadan sonrada imanı gidiyor. Onun için bu ibadetler önümüze koyulmuş ki her gün imanımız bu ibadetlerle perçinleyelim, inkişaf edelim canlı tutalım diye. İbadetin bir manası da budur. Evet, Allahın emirlerini yapmaktan ve yasakladığı şeylerden sakınmaktan olan ibadet vicdani rahatlığı olan imanla güçlendirilmezse tesiri zayıflar. Bugünkü İslam âleminin bu hazır durumu bu hal bunun ispatıdır. Bugün Müslümanlar ibadeti terk etmişler ibadete olan inancı zayıflatmıştırlar”

ÜNLÜ SANATÇI EYMEN SAHNE ALDI

Altay’ın ardından, İlahi Grubu birbirinden güzel ilahiler seslendirdi. Ardından ünlü sanatçı Eymen, sahne aldı. Çok beğenilen özellikle Risale-i Nur külliyatının Sözler mecmuasından birinci sözde ‘Bismillah her hayrın başıdır’ ile başlayan sözleri ‘De Bismillah’ isimli eserinde yorumlayan Eymen’in, bağlamada Ahmet Kırsaçlı eşliğinde güzel bir performans sergiledi.

“BU DEYYUSLARI İTHAL ETMİŞ DEĞİLİZ”

Ardından Araştırmacı-Yazar Muhammed Zakir Çetin, ülkedeki imani durumla ilgili bir tespitle söze başladı. ‘Şuanda memleketimizde bir sürü imansız, deist çıkıyor” diyen Çetin, Bu kişilerin ithal olmadığını, anne ve babaları Müslüman olanların çocukları olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Deist cenabı Allahın varlığına inanır, Allah kâinatı yarattı elini eteğini çekmiş, diyor ve sıfatlarını inkar ediyorlar. Kâinatı bize bırakmış sümmehaşa. Sanki Allahın ortaklarıymışız gibi idaresi bize aitmiş gibi düşünüyorlar. Deistler ateistler hangisi derseniz diyiniz. Hangi gruplar var, nice nice gruplar var ve tüm bunlar bu memlekete emin olunuz ki itihal değildir. Yani başka yerlerden Moskova’dan Amerika’dan başka yerlerden bu deistleri, bu deyyusları, bu dinsizleri, bu imansızları, bu anarşistleri, bu memlekete itihal etmiş değiliz. Bunlar bu memleketin ve bizim gibi annesi babası Müslüman olanların çocuklarıdır. Taklidi imana sahip oldukları için maalesef o imanlarını muhafaza edememişler. Düşmanlara alet olmuşlar cenabı Allah hepimizin imanın muhafaza etsin. Onun için bütün alimler diyorlar ki fıkıh ilminde taklid caizdir. Fıkıh hususunda taklid caizdir. Ama taklidi imanını tahkiki imana getirmen farzdır. Bütün ulemamızın ittifakı budur. Cenabı hak hepimizi muhafaza etsin.

“HAKİKİ İMANI ELDE EDEN ADAM KÂİNATA MEYDAN OKUYABİLİR”

Evet, birde tahkiki olan iman vardır, tahkiki olan iman nedir. Kesinlikle kendi varlığımıza dünyamıza, hayatımıza gözümüz önündeki her şeye inandığımız gibi imanın esaslarını da o şekilde delillerle ispat ederek inanmamız demektir. Gerçek bir imana sahip olmak sarsılmaz bir imana sahip olmak demektir. Kardeşin de okuduğu gibi iman hem nurdur hem burhan. Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir. Demek gerçek imana sahip olan bütün kâinat karşısına çıksa kesinlikle onların karşısında zerre kadar sarsılmaz. Ya onları hidayete getirir ya susturur ya onlar zulümleriyle baskılarıyla artık kendilerini vurmaya çalışırlar.

“ÖYLE BİR İMANA SAHİP Kİ BÜTÜN KÂİNATA MEYDAN OKUMUŞ”

Evet, bunun örneği başta peygamberimiz Hz Muhammed aleyhisselatu vesselamdır. Ebu Talibin yetimi ama tabii ki öyle bir imana sahip ki bütün kâinata meydan okumuş ve o kuvvetli imanla büyün kâinatın başına geçmiş hakeza tarihten imana hizmet eden dini müminu islama karşı düşmanların saldırılarını bertaraf eden Sultan Fatihler ey Selahattini Eyyubiler ve hakeza tarihteki bütün mücahitler, Bediüzzamanlar bütün bunlar bütün kâfirlere karşı bu iman ile dayanabilmişler. Ve üste de çıkmışlar muvaffak ta olmuşlar. Çünkü ayeti kerime vardır size arz edeyim.  Cenabı hak buyuruyor ki; eğer sabrederseniz günahlara karşı sabredip günahlara girmezseniz, ibadet üzerine sabredip ibadeti terk etmezseniz, musibetlere karşı Allaha karşı şikâyet etmezseniz, düşmanlarınızı sevmezseniz tefsirde özellikle takva noktasında diyorlar ki düşmanını sevmezsen düşmana karşı kesinlikle rabbine itimadını sağlam tutarsan o düşmanlar zerre kadar hileleriyle size zarar vermezler.

“MÜSLÜMANLAR OLARAK SIKINTI ÇEKİYORSAK BU SIKINTI İMAN ZAAFINDAN DOLAYI GELİYOR”

Evet, sevgili kardeşler biz Müslümanlar olarak sıkıntı çekiyorsak bu sıkıntı iman zaafından dolayı geliyor. İbadet zaafından geliyor. Demek gerçekten sabır ve takva dairesinde hakkıyla yaşamıyoruz ki düşmanlarımızın sıkıntılarını çekiyoruz. Zalim kendine karşı gelen kullarını isyan edenlerden Allah zalim ile onlardan intikam alır. Zalim Allahın kılıcıdır. Allah zalim ile kendine isyan eden kullarından intikam alır. Ama zalimi de kendi halinde bırakmaz. Allah izzetiyle celaliyle o zalimden intikam alır. Zalimi de kendi başına bırakmaz rabbim bizi ne zalim ne mazlum eylemesin. Mümin ne ezilir nede ezer. İzzetli yaşar. İşte bu izzeti bize kazandıran imandır. İman ne kadar kuvvetliyse o kadar izzetliyiz. İman ne kadar düşerse o kadar izzetimizi kaybederiz Cenabı hak muhafaza etsin.

“PEYGAMBERİMİZ İSLAMİYETİ ÜMMETİ İÇİN İSTİYOR”

İmanı tahkikinin 3 mertebesi var. Kesin olarak bilgiye dayalı olarak kanıt olarak biz inanıyoruz imanın altı şartına kesin bir bilgiyle inanıyoruz. Delil ve burhanlarla imanın altı şartının var olduğuna hak olduğuna hakikat olduğuna inanıyoruz. İkincisi ya gözümüzle görüyoruz veyahut ilmen imanımız öyle kuvvetleniyor ki o imanın şartlarını görenlerin imanları ne denliyse kuvvetliyse bizimde delil ve burhanlara dayalı olarak imanımız o kadar kuvvetli hale geliyor. 2 yolu var imanın. Birisi keşif ile biri delil ve burhan iledir. Bir de imanın hakkel yekin mertebesi vardır. Aynel yekin gözümüzle görmek gibidir. Bizzat o imanın şartlarından istifade etmişiz, yaşamışız. Buna da imanın hakkelyekin mertebesi deniyor. Muhakkak ki peygamberimiz görmüştür. Ama bir örnek olsun diye. Peygamberimiz (SAV) cenabı hakkın varlığına birliğine inanıyor. Sonra miraca çıkıyor. Önceden gözleriyle görüyor. Kâinata tekmil veriyor. Peygamberimiz (SAV) ümmetini orda unutmuyor. İslamiyeti ümmeti için istiyor. O sohbete iştirak eden Cebrail aleyhisselam da kelimei şahadet olarak ümmeti Muhammet için kabul edilsin diye bu noktada onlara iştirak ediyor. O sohbeti ilahiye iştirak ediyor. Peygamberimizin önceden ilmen inanması ilmen yekin mertebesidir. Gözleriyle kalbimizi görmesi aynel yekin mertebesidir. Bizzat sohbetini dinlemesi hakkelyekin mertebesidir. Sohbet etmiş meleklerle görüşmüştür.

 

 

“ZALİMLER İÇİN YÜZ BİN CİHETTE YAŞASIN CEHENNEM”

Birde görmeden inanmak. Hz Ali (ra) diyor ki, cenabı hakkı gözlerimle görsem ahreti gözlerimle görsem imanımda artış olmayacaktır. Çünkü o imanın o mertebelerine çıkmışım benim imanım o derecededir. Bizzat gözlerimle görmüş gibi inanıyorum. Evet sevgili kardeşler Kur’an-ı Kerim’in bir tefsiri olan Risale-i Nur işte bu imandandır. Kurani bir yolun imanınızı ilmen yakinden hakkel yakin mertebesine çıkaracak bir yoldur Risalei Nur. Anlayarak bilerek okuyan böyle bir yol olduğunu görür. Ve Risalei Nur imanın dışındaki bütün yolların çıkmaz yol olduklarını, yanlış olduklarını işaret eder. Hangi devlet var ki ona iyilik eden memurluk edenlere maaş ödemesin. İsyan edenlere de devlet karışmasın, böyle bir devlet olur mu? Böyle bir saltanat olur mu böyle bir memleket olur mu? Bunların cezası olmayacak mı ya. Başka bir Mahkeme-i Kübra vardır. Zalim mükâfatını cezasını görecektir. Öyleyse zalimler için yüz bin cihette yaşasın cehennem. Zaman gösterdi ki cehennem lüzumsuz olmadığı gibi cennette ucuz değildir. O da bir fiyat ister Kur’ana hizmet ister. Fedakârlık ister, cesaret ister. Allah yolunda koşturmak ister. Üstadımız ne diyor Müslüman sadece kendi imanını kurtarmak değil, başkasının imanını da muhafaza etmeye mükelleftir. Hizmeti ciddi yaparsak hem kendi imanımızı hem başkasının imanını da muhafaza ederiz.

“BİZ MÜSLÜMANLAR NEDİR BU HALİMİZ?”

Bir edebiyatçı diyor ki aşk yok, şevk yok, heyecan yok, taş mı kesildin? Hayret veriyorsun bana, sen böyle değildin. Evet, bugünkü müminler için bu ifade doğrudur. Biz Müslümanlar nedir bu halimiz. Bu perişanlığımız sıkıntılarımız evet bütün bunlar imanın zaafından geliyor. Milletin imanını takviye edersek din hayatın hayatıdır. Hem nuru hem esasıdır. İhya din ile olur. Onun için üstadımız diyor ki zaman imanı kurtarma zamanıdır. Sevgili kardeşler yani bakınız yani imansızlar yetmiyormuş gibi bide mezhepsizler başımıza müellet oldu. Bir sürü saçma sapan insanlar küfre gidecek derecede maalesef dine saldırılar vardır. E bizde dinimizi tam yaşayıp öğrenmediğimiz için maalesef bu gibi akımlara katılıp dinimizi islamı, hayatımızı her an kaybedebilme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Onun için çalışmamız lazım. Onun için gerçekten düşmanımızı tanımamız lazım. Daha ziyade her şeyden önce kendimizi tanımamız lazım. Kendimizi bilmemiz lazım. Neciyiz nerden geldik ve nereye gidiyoruz. Nefsini bilen haddini bilir. Nefsini tanıyan Rabbini tanır. Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz. Senin nefsin Allahın işidir. Bunu görürsen onu anlarsın daha iyi. İnsan eşittir âlem. Çekirdek büyürse ağaç olur. Ağaç küçülürse çekirdeğe dönüşür. Allah muhafaza etsin. İşte dava adamı olmak bu demektir.

“YAZIKLAR OLSUN BİZLERE!”

Bazılarının davası dağa çıkıp anarşist olmak. Milleti öldürmek millete zulüm etmek. Bari dava dava olsada bu basit hayat o davaya feda edilsin. Dava pisipisine gitmektir. Şöhret için. Zaten geberip gidiyorsun şöhret olsan ne olur. Cehennemi azabı düşünmüyorlar. Onları dinlerken şunu düşündüm bunlar beş para etmeyen her şeyini boşa harcayan böyle basit bir hayatı feda ederlerde bize ne oluyor ya, Ehli imana, Risalei Nur talebelerine ne oluyor. Ebedi ahreti kazanacak davaları vardır. İman davaları vardır. Biz neden böyle bir davaya bu basit hayatı feda etmiyoruz. Basit şeylerle uğraşıp bu hayatı boş yere harcıyoruz ya. Yazıklar olsun bizlere. Biz iman davasından başka çaremiz yoktur. Bu iman davasına ne kadar hizmet edersek o kadar insanız o kadar değer kazanırız. Yoksa boş şeylerle harcadığımız hayat başarısızlıktır. Bu hususta bizim en büyük örneğimiz peygamberimiz aleyhisselamdır. Dava adamıdır. Dava adamı dendi mi başında o gelir, Allah resulü gelir. Ebu cehil gibi adamlara karşı tek başına mücadele ediyor. Ey insanlar la ilahe illallah deyiniz, cennete gidiniz der. Onlarda kimi taş atar kimi hakaret eder. Kimi toprak atar kimi de hâşâ tükürür. Başka yerlere gider orada da aynı muameleyi görür. En sonunda da der ki müminin her şeyi hayırlıdır. İşte bu dava uğruna bu şekilde koştururken tabi ayetler nazır oluyor. Müşriklerin hakkındaki onların azaplarından bahsediyor.  Tehdit ediyor müşrikler. Diyor ki dava adamı peygamberimiz vallahi bir elime güneşi bir elime ay verseniz yani dünya sultanı yapsanız bile zerre kadar bu davadan vazgeçmem diyor ve sonuna kadar devam edeceğim diyor. Çünkü davasına sahip çıkana Allah sahip çıkar. Daha çok örnek vardır. Bazen olur ki  hiç kimsenin olmadığı hiç kimsenin bir şey yapamadığı ortam olur. Lakin orada her zaman biri olur o Allah tır.  Bizde böyle olsak elbette onlara yardım eden rabbimiz bize de yardım eder.  Şüphesiz Allahın rahmeti iyilik edenlere yakındır. Allah iyilik edenlere yardım eder. Fazla vakit almayayım. Fedakâr olmak lazım. Ebubekir Sıddık gibi hayatını müminlere feda etmek gibi. cenabı hak bu fedakarlıktan cesaretten,kahramanlıktan bize de ihsan eylesin. Bizi kurana hizmetkâr etsin”



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Berberlerin Bayram Mesaisi Başladı

 Diyarbakır’da yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kuaförler, oluşan yoğunluk nedeniyle gece gündüz çalışıyor

Diyarbakır’da Kurban Bayramı öncesi kuaförler oluşan yoğunluğa yetişebilmek için sabah erken saatlerde açtıkları işyerlerinde gece geç saatlere kadar çalışarak müşterilerine hizmet sunuyor. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kuaför işleten Kerim Demir, bayram yoğunluğunun başladığını belirterek, “Ramazan bayramı daha çok yoğun geçiyor, Kurban Bayramında ise bu yoğunluk biraz daha düşüyor ama o bile Allah’a şükür iyidir. Dokuz günlük tatilden dolayı yoğunluk şimdiden başladı. Gece saat 1’den aşağı eve gittiğimiz olmuyor, arife günü ise sabahlıyoruz millet namaza giderken biz burada müşterileri tıraş ediyoruz. Şimdiden tüm Diyarbakır halkının bayramını kutluyorum” dedi.
Randevu sistemi ile çalışıyorlar
Oluşan yoğunluk nedeni ile randevu alarak traş olmaya geldiğini ifade eden Mustafa Tekin, randevu saati gelmesine rağmen 1 beklediğini ve sıranın ancak kendisine geldiğini söyledi.

Esnaf Bayram Öncesi Kaldırımlarda Tezgah Açtı

Diyarbakır’da esnaf, Kurban Bayramı öncesi kaldırımlara tezgah açarak ürünlerini satmaya başladı.

Diyarbakır’da esnaf, Kurban Bayramı öncesi kaldırımlara tezgah açarak ürünlerini satmaya başladı.

Diyarbakır’ın en işlek bölgesi olan Ekinciler Caddesi‘nde esnaf, Kurban Bayramı öncesinde kaldırımlara seyyar tezgah açarak ürünlerini sergiledi. Çevreden geçen vatandaşların ilgisini çeken ürünler, yarı fiyatına satılmaya başlandı. Yaklaşık bir kilometrelik caddede iki kaldırımları mesken eden esnaf, kalabalığın fazla olduğunu fakat satışların beklentinin altında kaldığını söyledi. Vatandaşlar da ürünlerin kaldırımda sergilenmesinin kendileri için iyi olduğunu fakat deneme kabinlerinin bulunmamasının ürünü almaları konusunda tereddüde neden olduğunu ifade etti.

Esnafın kaldırımdaki satışlarının arefe gününe kadar devam edeceği öğrenildi.

Kızın Fotoğrafını Çekip Şantaj Yaptığı İddia Edilen Şahıs Linç Edilecekti

Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde iddiaya göre fotoğrafını çektiği 16 yaşındaki kıza kendisiyle gelmesi için şantaj yapan şahıs durumu fark eden vatandaşlar tarafından linç edilmek istendi.

Diyarbakır‘ın Kayapınar ilçesinde iddiaya göre fotoğrafını çektiği 16 yaşındaki kıza kendisiyle gelmesi için şantaj yapan şahıs durumu fark eden vatandaşlar tarafından linç edilmek istendi.

Olay, merkez Kayapınar ilçesi Huzurevleri Mahallesi‘nde meydana geldi. İddiaya göre fotoğrafını çektiği 16 yaşındaki genç kıza şantaj yapan bir şahıs, kıza kendisiyle gelmesini, gelmediği takdirde resimleri ailesine atacağını söyledi. Durumu fark eden mahalle sakinleri şüphelinin peşine düştü. Yaşanan kovalamacanın ardından yakalanan şahıs mahalle sakinleri tarafından linç edilmek istendi. Tekme tokat dövülen şahsı olay yerine gelen polis ekipleri kurtardı. Yaralanan şahıs çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Albayrak: Bu Dalgalanmalardan Daha Güçlü Çıkacağız Albayrak: Bu Dalgalanmalardan Daha Güçlü Çıkacağız

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 4 bini bulan yabancı yatırımcılarla yaptığı telekonferans görüşmesinde “Türk Bankacılık sistemi sağlıklı ve güçlü. Bu dalgalanmalardan daha güçlü çıkacağız.” ifadelerini kullandı.

Son Dakika! Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak: Bu Dalgalanmalardan Daha Güçlü Çıkacağız

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile yüzlerce yabancı yatırımcı arasında organize edilen dev zirve telekonferans yöntemiyle başladı. Berat Albayrak 4 bini bulan yabancı yatırımcılarla yaptığı telekonferans görüşmesinde “Türk Bankacılık sistemi sağlıklı ve güçlü. Bu dalgalanmalardan daha güçlü çıkacağız.” ifadelerini kullandı.

MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞINI VURGULAMASI BEKLENİYOR

Telekonferansa, ABD, Avrupa ve Ortadoğu’daki yatırımcılar başta olmak üzere tüm dünyadan katılım gerçekleşti. Piyasalar, Bakan Albayrak ile yabancı yatırımcılar arasındaki zirveden çıkacak sonuçları merakla bekliyor. Türkiye saati ile 16’da, New York saati ile sabah 9’da başlayan zirvede Bakan Albayrak’ın yatırımcılara mesajını doğrudan iletmesi ve son dönemdeki ekonomik gelişmeleri anlatması, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını vurgulaması bekleniyor.

“BU DALGALANMALARDAN DAHA GÜÇLÜ ÇIKACAĞIZ”

Albayrak, yabancı yatırımcılara ilk olarak “Ülke içi zorlukların farkındayız. Bu dalgalanmalardan daha güçlü çıkacağız.” şeklinde seslendi. Türk Bankacılık sistemi sağlıklı ve güçlü. Şu an piyasa düzensizliği ile uğraşıyoruz. Bankacılık sisteminin açık döviz pozisyonu yok. Oynaklık temel ekonomik göstergeler kaynaklı değil. Şirketler kısa vadeli yükümlülükleri karşılayabiliyor. TCMB mali politika ile paralel adımlar atacak. İddialı tasarruf programı için tüm bakanlara görev verildi. Vergi yapılandırmalarından önemli gelir bekliyoruz. Enflasyonu düşürmek en önemli önceliğimiz. Yapısal reformlar önceliklerimiz arasında. Sermaye kontrolleri ajandamızda değil ve olmayacak.

 

 

“DAHA FAZLA MALİ SIKILAŞMAYI SAĞLAYACAĞIZ”

Daha fazla mali sıkılaşmayı sağlayacağız, yapısal reformlar önceliğimiz.

Yatırımcılardan destek gördük, Türkiye ekonomisine güven devam ediyor. Güveni artırmak için her türlü adımı atacağız.

“BİR IMF PLANI YOK”

Türkiye, serbest piyasa yaklaşımından sapacak bir kriz döneminde değil.Bir IMF planı yok. Doğrudan yatırım çekmeye odaklandık.

Hükümet çok ciddi bir harcama kısıntısına gidecek, gelir tarafında da pozitif performans gözlemliyoruz.”

6 BİNDEN FAZLA KATILIM

Toplantıya katılan yabancı yatırımcıların toplamı 6 binin üzerine çıktı.

Dün Bakan Albayrak’ın da bulunduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani arasında toplantıdan 15 milyar dolarlık doğrudan yatırım çıkmıştı.

Onlarca Kiloluk Karpuzlar Görücüye Çıktı Onlarca Kiloluk Karpuzlar Görücüye Çıktı

Onlarca kiloluk karpuzlar görücüye çıktı. Kentin ismi ile özdeşleşen karpuzların toplanmasına başladı. Geçtiğimiz seneye göre verimin fazla olduğu bölgede bazı hastalık nedeni ile istenilen kiloya ulaşılmadı.

Onlarca kiloluk karpuzlar görücüye çıktı
Kentin ismi ile özdeşleşen karpuzların toplanmasına başladı
Geçtiğimiz seneye göre verimin fazla olduğu bölgede bazı hastalık nedeni ile istenilen kiloya ulaşılmadı
Geçtiğimiz yıl 52 kiloya çıkan karpuz bu sene 50 kilonun altında kalması bekleniyor

DİYARBAKIR – Diyarbakır’da kentin ismi ile özdeşleşen karpuzların toplanmasına başlandı. Geçtiğimiz seneye göre verimin fazla olduğu kentte bazı hastalıkların ortayı çıkması istenilen kiloya ulaşılmasını engelledi.
Yaklaşık 13 bin yıllık geçmişi ve 33 medeniyete yaptığı ev sahipliği ile tarihin eskitemediği kentlerden biri olan Diyarbakır’ın artık sembolü haline gelen yerli karpuz fideleri geçtiğimiz mart ayında Dicle Nehri kenarındaki arazilerde toprakla buluşmuştu. Yıl boyu yöreye özgü olan güvercin gübresi kullanılarak bakılan karpuzlar büyümeye başladı. İki yıl önce hastalığın vurması nedeni ile 30 kilograma kadar düşüş yaşanan Diyarbakır karpuzu geçtiğimiz yıl yapılan çalışmalar sayesinde 52 kiloya ulaşarak eski günlerine dönme sinyali vermişti. Yağışın düşük olmasına rağmen önemli bir ağırlığa ulaşması sonrası gözler bu yıla çevrildi. Karpuz eken bostan sahipleri, Diyarbakır karpuzunun hasadına başladı. Özellikle yaz aylarının başında yoğun yağış nedeni ile bazı hastalıkların vurduğu bostanda 50 kilogramlık karpuzlar biçildi. Her biri 35-50 kilogram arasında olan iki kişi tarafından zor taşınan karpuzlar, tarladan titizlikle toplanarak araçlara aktarıldı. Çoğu sergilenmek üzere kurumlara verilecek olan karpuzlar, araçlara taşındıktan sonra kent merkezine doğru yola çıktı.
En ağır karpuzlara özel önlem
Diyarbakır-Batman karayolu yakınlarında karpuz yetiştiriciliği yapan çiftçi Adil Aydın, ürünü toplamak için işçiler ile birlikte sabahın erken saatlerinde arazisinin yolunu tuttu. Tarlasındaki karpuzların çoğunun önemli derecede büyüdüğünü gören Aydın, en ağır karpuzu bulmak için kolları sıvadı. Aydın, tarladan koparılan karpuzları, beraberinde getirdiği tartıda tarttıktan sonra özenle yere bıraktı. 35 kilo ve altı ile fazlasını farklı yerlerde özel önlemler alarak barındıran Aydın’ın tarlasında 51 kilogramlık karpuz biçildi. Karpuz, tartıldıktan sonra iki kişinin yardımı ile şahsi arabaya konularak muhafaza altına alındı.
3 çeşit karpuzdan biri yok oldu
Karpuz biçimi ile ilgili açıklamalarda bulunan çiftçi Adil Aydın, Diyarbakır karpuzunun 3 çeşidinin olduğunu bunların pembe, sürme ve ferik olduğunu söyledi. Şu anda ferik çeşidinin yok olduğunu kaydeden Aydın, “Yeterince destek verilmediğinden dolayı ferik çeşidimiz artık kayboldu. İleriki zamanlarda Diyarbakır karpuzunu çocuklarımıza fotoğraflarda göstermeye başlayacağız. Sürme çeşidinin özelliği 30-65 kilogram arasında olmasıdır. Bunlar güvercin gübresi ile besleniyor Dicle Nehri kenarında kumsal alanda yetişiyor. Pembe çeşit karpuz ise 8-23 kilogram arasında değişen şu anda sofralarda bulunan çeşittir. Kesilince içi hafiften pembemsi olan ve aroması fazla olan bir karpuz çeşididir. Bu da kumsal alanlarda yetişir. Diyarbakır denildiği zaman karpuz akla gelir. Bu karpuzun dünyada eşi benzeri yoktur” dedi.
“Geçen yıla göre verim yüksek, ağırlık az”
Geçen sene yağışların az olması nedeni ile verimin az olduğunu bu sene ise yağışların artması nedeni ile verimin fazla olduğuna değinen Aydın, şöyle devam etti:
“Geçen sene 52 kilogramlık bir karpuzumuz vardı ve en büyük karpuz bize aitti. Ama bu sene bir iki kilo daha az olacağını tahmin ediyorum. Bu yağışın fazla olması nedeni ile ortaya çıkan mantar hastalığına bağlı olarak ortaya çıktı. Hastalık nedeni ile karpuz daha az gelişiyor. Bugün biçtiğimiz karpuzlardan en ağır olanı 51 kilo civarındaydı, tarlada karpuzlarımız var hala, üstünü de bulabiliriz.”

Çocukların Kavgasına Aileler Karıştı: 4 Yaralı Çocukların Kavgasına Aileler Karıştı: 4 Yaralı

Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde çocukların kavgasına aileler de karıştı

Çocukların kavgasına aileler karıştı: 4 yaralı

DİYARBAKIR – Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde çocukların kavgasına aileler de karıştı. Silah, taş ve sopaların kullanıldığı kavgada 4 kişi yaralanırken 1 kişi gözaltına alındı.
Olay, merkez Yenişehir ilçesi Fabrika Mahallesi 192. Sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre sokakta kavga eden çocuklarını gören aileler arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Silah, taş ve sopaların kullanıldığı kavgada 4 kişi yaralandı. Kavga, çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen polis ekiplerinin müdahalesiyle sona ererken, yaralılar 112 Acil Servis ekipleri tarafından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
Gerginlik devam ediyor
Polis, ailelerin bir daha karşı karşıya gelmemesi için olay yeri ve hastane çevrelerinde geniş güvenlik önlemi aldı. Gerginliğin devam ettiği sokakta kavganın şiddeti bir evin duvarındaki kurşun izlerine yansırken gerginlik çıkaran 1 şahıs gözaltına alındı.
Polis kavgaya karışan şahısları ararken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler