• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Diyarbakır’da Milyonluk Dolandırıcılık İddiası

Diyarbakır’da Milyonluk Dolandırıcılık İddiası
Diyarbakır’da Milyonluk Dolandırıcılık İddiası

Diyarbakır’da ev almak için yıllarca para biriktiren vatandaşlar, kendilerine vakıf evleri satılarak, milyonlarca TL dolandırıldı.

Diyarbakır’da ev almak için yıllarca para biriktiren vatandaşlar, kendilerine vakıf evleri satılarak, milyonlarca TL dolandırıldı. Anlaştıkları firma sahiplerden birinin intihar ettiğini, diğerlerinin ise paraları topladıktan sonra ortadan kaybolduğunu ileri süren vatandaşlar, yetkililerden sorunlarının çözülmesi için yardım istedi.

İddiaya göre, Diyarbakır’da yıllarca ev alma hayaliyle yaşayan ve bunun için para biriktiren 70 vatandaş, anlaştıkları firma tarafından kendilerine vakıf evleri satılarak, milyonlarca TL dolandırıldı. Firma sahiplerden birinin intihar ettiğini, diğerlerinin ise paraları topladıktan sonra ortadan kaybolduğunu ileri süren vatandaşlar, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Vatandaşlar, yetkililerden sorunlarının çözülmesini istedi.

“Tapularımızı alamıyoruz”

Vatandaşlardan Fadime Atabey, herkes gibi bir ev satın aldıklarını belirterek, “Aldığımızın evlerin vakıf evleri olduğunu sonradan öğrendik. Vakıftan tapumuzu alamıyoruz. Çünkü bize satılan evleri R.Ç. satmış. R.Ç. de M.Ç. intihar ettikten sonra ortadan kaybolmuştur. Biz R.Ç. ve ailesine ulaşamıyoruz. Şu anda vakfa ait olan tapularımızı alamıyoruz. O yüzden çok mağduruz. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız ve valimize sesleniyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu tür toplumsal mağduriyetlere kayıtsız kalmadığını biliyoruz. Bu olaya el atmasını bekliyoruz” dedi.

Vakfa 11 milyon TL borç var

Sitenin vakfa olan borcunun 11 milyon TL olduğunu aktaran Atabey, “11 milyonun 8,5 milyon TL’sini topluyorduk. Sadece 3,5 milyon TL civarında bir açığımız vardı. Site olarak belli bir miktar para toplamayı planlamıştık. Geri kalan açığımızı kapatmak için bu sitenin müteahhitlerinden destek bekledik fakat gereken desteği bunlardan alamadık. Alamayınca vakıfla görüşmelerimiz sonucu bir miktar indirim oldu. Evlerimizin fiyatları yasal seviyelere çekildi ancak bu yasal seviyelerle ikinci defa ev alma konusunda hiçbirimiz ekonomik olarak müsait değiliz” diye konuştu.

“Evler birden fazla kişiye satılmış”

Bazı evlerin birden fazla kişiye satıldığını dile getiren Atabey, şunları kaydetti:

“Biz ikinci defa evlerimizi satın alamıyoruz. Çünkü bazılarımızın evleri birden fazla kişiye satılmış. Bazılarımızın evleri maalesef vakıf tarafından satılmıştır. Çok mağduruz. Toplamda 62 ev 69 kişiye satılmış. Bugün suç duyurusunda bulunduk. R.Ç. bizzat bu paraları piyasadan toplayarak bu siteyi bitirdi. Tapularımızı alamadığımız için evlerimizde nefes alamıyoruz. Evlerimizde yaşayamıyoruz. Yediğimiz içtiğimiz hiçbir şeyden anlamıyoruz. Gerçekten çok zor durumdayız. R.Ç. ve ailesinin ortaya çıkıp bu sorunu bizimle birlikte çözmesi gerektiğine inanıyoruz. 12 kişi parasının tamamını vermiş. Mağdurların 3’te 2’si parasının da yarısından fazlasını ödemiştir. Az para verenler de tapularını yavaş yavaş almaktadır.”

“27 senelik emeğimi alıp götürdüler”

27 senelik emeğinin elinden alındığını anlatan Mehmet Sevinç, “Şu anda burada çadır kuracak kadar dahi param yok. mdan mağduriyetimizin giderilmesini istiyorum” ifadelerinde bulundu.

“Evim başkasına da satılmış”

Evinin başka birine daha satıldığı iddiasında bulunan Orhan Aktaş da şunları söyledi:

“60 bin TL ödedim. Geriye kalan parayı tapuyu aldığım zaman verecektim. Fakat M.Ç. intihar ettikten sonra evin benden başka birine daha satıldığını duydum. O şahıs da evi benden altı ay önce almış. Diğerlerinin mağduriyeti bir taraflıyken bizimki iki taraflı. Çünkü biz aynı zamanda diğer satılan adamla da yüz göz oluyoruz. Şu an ev boş. Ne ben geçebiliyorum ne o geçebiliyor. Üstüne de vakıf bu evleri satmakla bizi tehdit ediyor. Başka bir komşumuzun evi de 3 kişiye satılmış. Artık insanlar birbirine girecek. Yetkililerden bir an önce bu durumu çözmelerini istiyoruz.”



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Hüda-Par Genel Başkanı İstifa Etti

Hür Dava Partisi (HÜDAPAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Diyarbakır’dan partisinin bağımsız adayı olmak için parti genel başkanlığından istifa etti.

Hür Dava Partisi (HÜDAPAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Diyarbakır’dan partisinin bağımsız adayı olmak için parti genel başkanlığından istifa etti.

HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Diyarbakır’dan partisinin bağımsız adayı olmak için parti genel başkanlığından istifa etti. Yapıcıoğlu, istifasını resmi Twitter hesabı üzerinden, “30 Haziran 2013 tarihinden beri şerefle üstlendiğim HÜDA PAR Genel Başkanlığı görevimden bugün istifa ettim” sözleriyle duyurdu.

Diğer yandan HÜDA-PAR yetkilileri, 24 Haziran milletvekili seçimleri için milletvekili aday listesini Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) teslim etti.

Silvan’da Abdülhamid’siz Yüzyıl” Programı Silvan’da Abdülhamid’siz Yüzyıl” Programı

Türkiye Kardeşlik Birliği (TÜRKAB) Silvan İlçe Başkanlığınca “Abdülhamid’siz Yüzyıl” adlı program gerçekleştirildi.

Türkiye Kardeşlik Birliği (TÜRKAB) Silvan İlçe Başkanlığınca “Abdülhamid’siz Yüzyıl” adlı program gerçekleştirildi. Araştırmacı Tarihçi-Yazar Mustafa Armağan’ın konuşmacı olduğu programa Diyarbakır ve Silvan’dan gençler yoğun ilgi gösterdi.

Programda, TÜRKAB Silvan İlçe Başkanı Erhan Eker’in karşılama konuşmasından sonra TÜRKAB Genel Başkanı Sait Ali Arslan açılış konuşması yaptı. Arslan, birliğin önemini vurgulayarak, “Mekke inancımızın merkez üstü, Medine sevgimizin, İstanbul sevdamızın başkenti, Kudüs hüznümüzün, Gazze’nin farkı yoktur Çanakkale’den” dedi.

Tarihçi-Yazar Mustafa Armağan ise konferansında, Abdülhamid zamanında yapılan 300 hastane, 8 bin kilometre demiryolu, 5 bin okul ve nice eserin Sultan Abdulhamid’in tahtan indirilmesinin en önemli sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. Yakın zamanda yaşanan 27 Nisan bildirisinin Abdulhamid’in tahtan indirildiği gün olan 27 Nisan’a gönderme olduğunu anlatan Armağan, şuan kullanılan medeni kanunun, İsviçre’nin kullandığı kanunlar olduğunu belirti. Armağan, “Bizlerin, İsviçreliler ile akrabalık bağımız olduğundan, ortak tarihe ve kültüre sahip olduğumuzdan, aynı dili kullandığımız ve aynı dine inandığımızdan, bizlere en çok uyan kanunların İsviçre medeni kanunlar olduğundan ve onlara duyduğumuz hayranlıktan ötürü İsviçre medeni kanunu getirilip bizim kanunumuz olarak uygulanmaya başlandı” dedi.

 

 

“Devrim başka ülkelerin kanunlarıyla yapılamaz”

Armağan devrimin başka ülkelerin kanunları ile yapılamayacağına dikkat çekerek, “Eğer devrim yapılacaksa, kanun yapılması gerekiyorsa kültürümüz ve ortak değerlerimiz ile modern kanunların mezc edilmesi ile daha güzel daha uygulanabilir kanunlar oluşturmalı. Başka ülkelerden kanunlar getirmekle devrim olmaz” ifadelerini kullandı.

İsviçre Medeni kanunun uyumsuzluğuna dikkat çeken Armağan, şunları kaydetti:

“İsviçre medeni kanunu getirilerek tercüme edildi. Tam manası ile tercüme yapılamadığını, 1940’ta İsviçreli bir uzamanın uyarmaları ile anlaşıldı ve derhal uzunca metinler halinde kanunlar tercümesine göre tekrar değiştirildi. Hatta kanunlar ilk başta acele ile meclisten geçirilirken tercüme eden zat, evlenilmesi yasak olan kişileri kanuna eklerken sütkardeş ve sütanneleri de yanlışlıkla eklemiş. Bu yanlışlık altı ay sonra fark edilip medeni kanunda tek İslami kanun olan bu maddeyi Meclis yaz tatilinde iken acele ile toplantıya çağıran dönemin adalet bakanı Mahmut Esat Bozkurt tarafından değiştirilmiştir.”

“Bir alfabeyi unutmak medeni başarı değildir”

Harf inkılabına da dikkat çeken Armağan, “Medeniyet her zaman artıya prim verir. Bir alfabeyi unutmak medeni bir başarı değildir. Latin harfler ile beraber Arap harfleri de öğretilmeliydi ki en azından dedelerimizin mezar taşlarını okuyabilseydik. Dünya da sair milletlerden insanlar yüz yıl önceki gazetelerini okuyabiliyorken, derin edebiyat ve kültüre sahip olan geçmişimizi okuyamıyoruz” diye konuştu.

Konferansın ilerleyen safhalarında yakın tarih ile bilgi verilip, Mustafa Armağan’a hediye ve plaket takdim edildi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Adayı Çekildi

CumhuriyetHalkPartisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Adayı Gülay Emre, adaylıktan çekildiğini açıkladı. Emre, “İddia ediyorum, milletvekili adaylık başvurusu gününe kadar il binasının adresini bilmeyen, memur olduğu için 3 ay bedavadan izin kullanmak için aday olanlar bile en üst sıralarda. Bu ahlaksızlığa ortak olmayacağız” dedi.

CHP’nin Diyarbakır’da 9’uncu sıradan milletvekili adayı gösterdiği iş kadını Gülay Emre, adaylıktan çekildi. Merkez Kayapınar ilçesindeki iş yerinde basın toplantısı düzenleyen Emre, partisini topa tuttu. Bazı il yöneticileri ve başkanların partinin genel ilkelerine tamamen ters bir politika yürüttüklerini belirten Emre, hayatları boyunca sosyal demokrat bir partinin sokağından bile geçmemiş, CHP dışında hemen her partide yer aramış ama oralarda kabul bile görememiş ve sırf listeyi tamamlamak için eklenmiş kişilerin listenin ilk sırasında aday gösterildiğini savundu.

Milletvekilliği adaylık başvuru gününe kadar il binasının adresini bilmeyen ve memur olduğu için 3 ay bedava izin kullanmak için aday olanların bile üst sıralarda olduğunu iddia ettiğini anlatan Gülay, “Bu ahlaksızlığa ortak olmayacağız. Bu kararın hiçbir CHP’li de, CHP’ye yüzünü dönmeye hazır hiçbir Diyarbakırlıda ve kadınların vicdanında karşılığı yoktur. Partimizi tabela partisi etme hadsizliği gösteren niteliksiz, genelde kadınlara, özelde ise Kürt kadınına düşman il başkanı ve yöneticilerimizin derhal istifa etmeleri ve görevlerinden alınmaları gerekmektedir. Güçlü, sosyal demokrat kadınlardan korkan bu tür yöneticilere partimizde ve partimizin genel kadın anlayışında yer yoktur. Bu kirli karara ortak olmamak adına bir üye olarak partime hizmet etmeye devam etmenin onuru ile milletvekili adaylığından istifa ediyorum” dedi.



EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler