HDP önündeki eylemde 15’inci gün; aile sayısı 36 oldu HDP önündeki eylemde 15’inci gün; aile sayısı 36 oldu

HDP önündeki eylemde 15’inci gün; aile sayısı 36 oldu. Diyarbakır’da kayıp çocuklarının bulunması için HDP il binası önünde oturma eylemi yapan ailelerin sayısı, 5 yıl önce terör örgütü kaçırdığını iddia ettiği oğlu Ömer için eyleme katılan Salih Gökçe ile birlikte 15’inci günde 36 oldu.

HDP önündeki eylemde 15’inci gün; aile sayısı 36 oldu

Diyarbakır‘da kayıp çocuklarının bulunması için HDP il binası önünde oturma eylemi yapan ailelerin sayısı, 5 yıl önce terör örgütü kaçırdığını iddia ettiği oğlu Ömer için eyleme katılan Salih Gökçe ile birlikte 15’inci günde 36 oldu.

Hacire Akar, 21 Ağustos’ta kaybolan oğlu Mehmet’in (21) HDP’liler tarafından dağa kaçırıldığını iddia edip, 1 gün sonra parti il binası önünde oturma eylemi başlattı. Oturma eyleminin 3’üncü gününde ortaya çıkan Mehmet Akar, mahkemece ev hapsiyle cezalandırıldı. Oğluna kavuşup, eylemine son veren Hacire Akar, çocukları kayıp annelere çağrıda bulundu. Akar’ın çağrısıyla harekete geçen çocukları kayıp olan aileler, 3 Eylül‘den itibaren HDP önünde oturma eylemine başladı. Bu sabah, 5 yıl önce İstanbul’da çalışırken, terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Ömer (24) için Kars’tan Diyarbakır’a gelen Salih Gökçe, oturma eylemine başladı. Acılı baba Salih Gökçe, oğlunun askere gitmek için hazırlık yaptığını, askerliğine 20 gün kala HDP tarafından Suriye’ye kaçırıldığını bildiğini iddia etti. Gökçe ile birlikte HDP önünde oturma eylemindeki aile sayısı 36 oldu.

OTURMA EYLEMİNDEKİ AİLELER

1- Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde oturan Fevziye- Şahap Çetinkaya çifti, 30 Ağustos’tan beri haber alamadıkları, teröristler tarafından kaçırıldığını iddia ettikleri oğulları Süleyman (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başladı.

2- Diyarbakırlı Remziye Akkoyun, 4 yıldır kayıp olan oğlu Azad’ın (14)  teröristler tarafından kaçırıldığını ileri sürerek, 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı.

3- Diyarbakır’da oturan Rauf- Ayşegül Biçer çifti, 10 aydır kayıp olan tek oğulları Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı. Kanser hastası Ayşegül Biçer, oğlunun HDP aracılığıyla teröristlere götürüldüğünü iddia ediyor.

4- Mardinli olan ve Diyarbakır’da oturan inşaat işçisi Celil Begdaş ile eşi Hediye Begdaş, ramazan ayının ilk günü olan 5 Mayıs’ta ortadan kaybolan oğulları Yusuf’un (16) HDP’liler aracılığıyla düğün aracı olarak süslenen minibüsle dağa kaçırıldığını iddia ederek, 4 Eylül akşamı oturma eylemine katıldı.

5- Gaziantep’te oturan Şevket-Songül Altındaş çifti, vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015’te Tunceli’nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğulları Müslüm (24) için 5 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

6- Mersin’in Anamur ilçesinde yaşayan Rahime Uymaz, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 28 Temmuz 2015’te eşi ve kızının yanında aracından indirilerek, kaçırılan yeğeni polis memuru Sedat Yabalak (34) için oturma eylemine katıldı. Polis Sedat Yabalak’ın hasta annesi Ünzile Yabalak ise 8 Eylül akşamı Diyarbakır’a gelip nöbete başladı. Solunum hastası Ünzile Yabalak’a, teröristler tarafından 23 Eylül 1995’te şehit edilen Astsubay Murat Namdar’ın eşi Yıldız Namdar refakat ediyor.

7- Mardin’in Derik ilçesinden gelen Emine-Şeyhmus Kaya çifti, İstanbul’da polis memuruyken, Muş’ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine dönerken, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yol kesen teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için 5 Eylül’de oturma eylemine başladı.

8- Malatyalı Sadiye Özbey, 17 Eylül 2015’te Rize’den kendisini ziyarete gelirken Tunceli’nin Pülümür ilçesinde yol kesen teröristler tarafından aracı yakılıp kaçırılan oğlu Astsubay Semih için 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

9- Bursa’da yaşarken eşini 17 Ağustos depreminde kaybedince Diyarbakır’a taşınan Meryem Savur, 4 yıl önce  teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Fırat (22) için 5 Eylül günü oturma eylemine başladı.

10- Diyarbakırlı Sabiha Balta, 5 yıl önce kaybolan oğlu Arafat’ın (25) PKK’lı teröristlerce dağa kaçırıldığını iddia ederek 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

11- Diyarbakır’ın Dokuzçeltik köyünde oturan Aysel Koyun, 5 yıl önce teröristlerce dağa kaçırıldığını ileri sürdüğü oğlu Neşat (22) için 6 Eylül günü oturma eylemine başladı.

12- Diyarbakırlı Güzide Demir, 4 yıl önce  teröristlerce dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Aziz (20) için 7 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

13- Ağrı’nın Eleşkirt ilçesinde 4 yıl önce çobanlık yaparken  teröristlerce kaçırıldığı belirtilen Vahit Çur’un (19) anne ve babası Bedirhan- Necla Çur çifti de 7 Eylül günü eylem başlattı.

14- Diyarbakırlı Hüsniye Kaya, 5 yıldır haber alamadığı ve sonrasında arkadaşlarından Suriye’de olduğunu öğrendiği kızı Mekiye’yi (19) bulmak için 8 Eylül günü oturma eylemine başladı.

15- Ayten- Şadin Elhaman çifti, 2 yıl önce kaybolan oğulları Bayram (21) için 8 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

16- İstanbul’da 5 yıl önce HDP Kağıthane ilçe binasına gittikten sonra dağa kaçırıldığını ileri sürülen Yakup Edizer’in (19) anne ve babası yaşayan Salim ve Saliha Edizer çifti de 9 Eylül günü eylemdeki yerini aldı.

17- Diyarbakırlı Süleyman Aydın, 4 yıl önce terör örgütü tarafından kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Özkan (19) için 9 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

18- Diyarbakırlı Mevlüde Üçdağ, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Ramazan (22) için 9 Eylül günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un ziyareti sırasında HDP önüne gelip eyleme katıldı.

19- Mardinli ancak Diyarbakır’da oturan Salih- Mülkiye Aylu çifti, 22 Mart 2019’da kaybolan ve HDP kongresine katılan M.I. tarafından Irak’ın Metine bölgesindeki teröristlerin yanına kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet (20) için 10 Eylül sabahı oturma eylemine başladı.

20- Aslen Siirtli olan ancak Ordu’da yaşayan Latife Ödümlü, Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi oğlu Özgür’ün (22), 10 ay önce teröristler tarafından Kuzey Irak’a kaçırıldığını iddia ederek 10 Eylül’de oturma eylemine katıldı.

21- Diyarbakırlı Mehmet Karaman, 1999’da kandırılarak dağa götürüldüğünü ileri sürdüğü oğlu Ercan (40) için 11 Eylül’de oturma eylemine başladı.

22- Diyarbakırlı Fatma Akkuş, 28 Ağustos 2019’da kaybolan ve internette terörist kıyafeti giyerken videosunu gördüğü kızı Songül için 11 Eylül’de oturma eylemine katıldı.

23- Erzurum’dan gelen Macide Uslu ile Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinden gelen Halime Şehitoğlu, 2015’te Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yol kesen teröristlerce kaçırılan yeğenleri Sedat Sorgun (28) için 11 Eylül’de oturma eylemine katıldı. Annesi vefat eden Sorgun’un, Van’da vatani görevini yaparken, izinli olarak Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesindeki teyzesi Şehitoğlu’nu ziyaret edip, akrabalarını ziyaret etmek için de memleketi Erzurum’a giderken Lice’de yol kesenlerce kaçırıldığı belirtildi.

24- Diyarbakırlı Nihan Çiçek, 2015’te eşinin akrabaları tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği nişanlı kızı Hatun (23) için 11 Eylül’de oturma eylemine katıldı.

25- Diyarbakırlı Ömer Tokay, 2011’de Şırnak’a pikniğe gidip dönmeyen ve 2014’te terör örgütüne yakın bir televizyonda gördüğü oğlu Mehmet (22) için 12 Eylül’de oturma eylemine başladı.

26- İstanbul’da yaşayan Şevket-Fatma Bingöl çifti, 2014’te Arnavutköy’de ‘Bana iş buldular, işe gidiyorum’ diyerek evden çıkıp dönmeyen oğulları Tuncay (19) için 13 Eylül’de oturma eylemine başladı.

27- Diyarbakır’ın Hani ilçesinde fırında çalışan oğlu Fatih Demir’in (24), 2015 yılında terör örgütünce dağa kaçırıldığını iddia eden anne Sevdet Demir (55), 13 Eylül’de oturma eylemine katıldı.

28- Bitlis’te eşinden boşanan Saliha Mert (42), 2015 yılında dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Yetiş Top (23) için 13 Eylül günü Diyarbakır’a gelip oturma eylemine katıldı.

29- Bitlis’te yaşayan Ubeydullah Yolaçan, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Çetin (31) için 14 Eylül’de Diyarbakır’a geldi. Baba Yolaçan, gelini Gülcemal, torunları Ecrin ve Abdulsamet ile birlikte oturma eylemine katıldı.

30- Bitlis’in Mutki ilçesinden Diyarbakır’a gelen Hurinaz Omay (83), 24 yıldır dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Rıfat (43) için 14 Eylül’de oturma eylemine katıldı.

31- Bitlis’ten Diyarbakır’a gelen Fadıl Kılıç, Ahlat Üniversitesi öğrencisiyken 3 yıl önce dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Faruk için (25) 14 Eylül’de oturma eylemine katıldı.

32- Elazığ’dan Diyarbakır’a gelen Muhittin Avunan, usta birliğine giderken yol kesen teröristlerce kaçırılan yeğeni Bingöllü Emrah Avunan (24) için 13 Eylül’de oturma eylemine katıldı.

33- Erzurum’un Horasan ilçesinden gelen Mehmet Emin Coşkun (49), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde 2’nci sınıf öğrencisiyken 29 Aralık 2014’te terör örgütü tarafından kaçırıldığını iddia ettiği 3 çocuğunun büyüğü olan İbrahim (24) için 15 Eylül’de oturma eylemine başladı.

34- Bursa’dan gelen Türkan Mutlu, 7 yıl önce Balıkesir’de üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmayan ve kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia ettiği kızı Ceylan Şeyma Tekin (24) için 16 Eylül akşamı oturma eylemine başladı.

35- Diyarbakırlı Vahide Sunar, 5 yıl önce Dicle ilçesine gidip teröristlerce kaçırıldığını düşündüğü oğlu Ahmet (22) için 16 Eylül’de oturma eylemine başladı.

36- Karslı Salih Gökçe, 5 yıl önce İstanbul’da çalışırken ve askere gitmek üzereyken terör örgütü  tarafından kaçırılıp Suriye’ye götürüldüğünü iddia ettiği oğlu Ömer (24) için 17 Eylül’de oturma eylemine başladı.

17 Eylül 2019
Kulp Belediye Başkanı’nın yerine kaymakam görevlendirildi Kulp Belediye Başkanı’nın yerine kaymakam görevlendirildi

Diyarbakır Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, 7 sivilin yaşamını yitirdiği 10 kişinin de yaralandığı Kulp saldırısı sonrası tutuklanan Belediye Başkanı Mehmet Emin Taş’ın yerine Kulp Kaymakamı Mustafa Gözlet kayyum olarak atandı.

Diyarbakır’ın Kulp ilçesindeki 7 kişinin şehit olduğu terör saldırısıyla ilgili HDP’li Kulp Belediye Başkanı Mehmet Fatih Taş’ın da aralarında yer aldığı 5 kişi tutuklanmasının ardından, Kulp Belediye Başkanlığı için Kaymakam Mustafa Gözlet kayyum olarak görevlendirildi.

DİYARBAKIR VALİLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA
Diyarbakır Valiliği’nden yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Kulp Belediye Başkanı Mehmet Fatih TAŞ, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” ve “Terör Örgütü Propagandası Yapmak”, suçları kapsamında hakkında devam eden (5) ayrı soruşturma ve (1) Kovuşturma ile 12.09.2019 tarihinde Ağaçkorur Mahallesinde 7 Vatandaşımızın Şehit olması ile sonuçlanan hain terör saldırısı üzerine Kulp Cumhuriyet Başsavcılığının “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terör Örgütü Propagandası Yapmak, Devletin Birliğini ve Bütünlüğünü Bozma” suçlarını esas olarak başlattığı soruşturma sürecinde Kulp Sulh Ceza Hâkimliğinin 16.09.2019 tarihli kararı ile tutuklanmış olması göz önünde bulundurularak Anayasanın 127 nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 47 nci maddelerine istinaden Bakanlığımızın 16.09.2019 tarihli onayı ile geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığımız tarafından görevinden uzaklaştırılmış; Belediye Kanununun 45 inci maddesi uyarınca yine Belediye Kanununun 46 ncı maddesi kapsamında Kulp Kaymakamı Mustafa GÖZLET Kulp Belediye Başkan Vekili olarak Valiliğimizce görevlendirilmiştir.”

Son Dakika: Tutuklanan Kulp Belediye Başkanı’nın yerine kaymakam görevlendirildi
Kulp Kaymakamı Mustafa Gözlet
MUSTAFA GÖZLET KİMDİR?
Mustafa Gözlet 26/02/1986 tarihinde Denizli’nin Güney İlçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Denizli’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünü 2008 yılında tamamladıktan sonra Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde stajyer kontrolör olarak görev yaptı. 22/11/2010 tarihinde 99. Dönem Muğla Kaymakam adayı olarak Mülki İdare Amirliği mesleğine girdi.

Sırasıyla Mersin’in Çamlıyayla, Isparta’nın Yenişarbademli ve Adana’nın Pozantı İlçelerinde Kaymakam vekilliği görevlerinde bulundu. İngiltere’de yurtdışı stajını tamamlayan Gözlet, bu bir yıllık süre içerisinde Essex Üniversitesinde Politika alanında yüksek lisans yaptı. 99. Dönem Kaymakamlık Kursunu üstün başarılı olarak tamamlayan Gözlet, Yeşilhisar, Dikmen ve Sivaslı Kaymakamlıklarının ardından 07/08/2019 tarih ve 2019/268 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı ile Kulp Kaymakamlığı’na atandı. Gözlet, okul öncesi öğretmeni Elif Gözlet ile evli olup 2 çocuk sahibidir.

NE OLMUŞTU?
Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı

Kulp Belediye Başkanı’nın yerine kaymakam görevlendirildi

mevkisinde 12 Eylül’de odun toplamaya giden vatandaşların bulunduğu araca  teröristlerce el yapımı patlayıcıyla düzenlenen ve 7 kişinin şehit olduğu, 10 kişinin yaralandığı saldırıya ilişkin soruşturmada HDP’li Kulp Belediye Başkanı Mehmet Fatih Taş’ın da aralarında yer aldığı 5 kişi tutuklanmıştı.

BELEDİYEDE ARAMA YAPILMIŞTI
Kulp Belediyesine ait bir aracın saldırının gerçekleştiği yerde patlamadan kısa süre önce görüldüğü iddiası ve tanık ifadeleri üzerine olayın ardından polis ekiplerince Kulp Belediyesi ile HDP Kulp İlçe Başkanlığında yapılan aramada, kamera kayıtlarıyla bazı dokümanlara el konulmuştu.

17 Eylül 2019
Üçlü Suriye Zirvesi’nde liderlerden ortak açıklama Üçlü Suriye Zirvesi’nde liderlerden ortak açıklama

Üçlü Suriye Zirvesi’nde liderlerden ortak açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 5. kez gerçekleşen Üçlü Suriye Zirvesi’nde aile fotoğrafı çekindi. 3’lü zirve öncesi liderler açıklamalarda bulundu ve görüşme sonrası liderler açıklamalarda bulunuyor.

Suriye’nin toprak bütünlüğü ile siyasi birliğinin korunması hususunda hepimizin aynı hassasiyete sahip olduğunu bir kez daha teyit ettik. Sivil halkın ve garantör ülkelerin sahadaki askeri personelinin güvenliği için somut önlemler alınması ihtiyacını vurguladık. Sahada sükunetin tesisi, mültecilerin dönebileceği şartların oluşturulması ve ihtilafa siyasi çözüm bulunması için yürüttüğümüz çalışmaları gözden geçirdik.

Üçlü Zirve toplantısında Suriye’de Anayasa Komitesinin çalışmalarına bir an önce başlamasını sağlamayı kararlaştırdıklarını bildirdi. Suriye’nin istikbali için en büyük tehdit kaynağı PKK ve onun uzantısı olan YPG/PYD’dir. Bu ülkedeki PKK/PYD varlığı devam ettikçe ne Suriye ne de bölgemiz huzura kavuşabilir

2 hafta içinde ABD ile uzlaşmazsak kendi planımızı uygularız.

Suriye sınırımız boyunca bir terör oluşumuna rıza göstermeyeceğimizi ifade ettim. Nihai hedefimiz Suriye’nin kuzeyinde bir barış koridoru tesis ederek, ülkenin bölünmesini engellemektir.. Artık Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönüşlerine yoğunlaşmamız gerekiyor.. Fırat’ın doğusundaki barış koridoru mülteciler için de korunaklı bir liman olacaktır. Ülkemize sığınan en az 2 milyon Suriyeli kardeşimizin bu bölgeye yerleştirilebileceğini düşünüyoruz. Geri dönecek Suriyeliler için yeni yerleşim alanları inşa edilmesi mümkündür. Türkiye olarak bu konuda her sorumluluğu almaya hazırız. Hem Rusya ve İran’la hem de uluslararası toplumun diğer üyeleriyle Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için çalışmak istiyoruz.

Ruhani

Neredeyse tüm konularda görüş birliği var. ABD Suriye’yi bölmeye çalışıyor. Bu hiçbir ülke için kabul edilebilir değildir. ABD’nin kötü niyeti şuaradan bellidir ki Suriye’deki Golan Tepeleri’ni bir saldırgana bağışlamıştır. Bir ülkenin başka bir ülkenin toprağına bağışlamıştır ve hiçbir yasal izin almadan bunu yapıyor. Bu da ABD’nin Suriye halkına karşı kötü niyeti olduğunun en belirgin örneğidir.

Putin

Bölgede düzenli olarak toplantılar sürdürülecektir. Anayasa Komitesi hızla çalışmaya başlamalı. Sayın Erdoğan ve Sayın Ruhani’yle İdlib bölgesinde gerginliğin azalması için ilave adımlar atacağız.. Biz terörü yok etmek için Suriye Ordusuna destek vereceğiz. Biz mutabakatlarımız terör örgütlerinin kapsamamaktadır .Ama sivil halkın zarar görmemesi için her adımı atmaya hazırız. Eğer uluslararası örgütler Suriye’deki barışı sağlamak isterse yardım etmelidir. Biz bu zirve kapsamında Sayın Erdoğan ve Ruhani’yle görüşmeler yaptım.Erdoğan ile iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri de ele aldık. Ticaret hacmimiz 25 milyar doları aşmıştır. İnsani ve kültürel anlamda da ilişkilerimiz gelişiyor. Türkiye’ye 6 milyondan fazla turist gelecek.

Aile fotoğraf 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğindeki Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi öncesinde, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katılımıyla üç ülkenin bayrakları önünde aile fotoğrafı çekildi.

Çankaya Köşkü’ndeki zirve kapsamında liderler ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

Basına kapalı yapılan ilk görüşme Erdoğan ve Ruhani, ikincisi Erdoğan ve Putin, üçüncü görüşme ise Ruhani ve Putin arasında oldu.

Daha sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğindeki Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi öncesinde, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin katılımıyla üç ülkenin bayrakları önünde aile fotoğrafı çekildi. Üç lider, el ele basına poz verdi.

ANKARA’DAKİ ZİRVE ÖNCESİ LİDERLERİN AÇIKLAMALARI

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katılımıyla Çankaya Köşkü’nde Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi başladı.

Zirvenin basına açık bölümünde konuşan Erdoğan, konuklarını Ankara’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

“Toplantımızın ülkelerimiz, bölgemiz ve Suriyeli kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

“2017 yılının Kasım ayında başlattığımız Astana formatındaki üçlü zirve süreci bugüne kadar önemli başarılara imza attı. Zirve toplantıları vesilesiyle son iki senede Suriye’de barış, güvenlik ve istikrarın yeniden tesisi amacıyla üç ülke olarak iş birliğimizi derinleştirdik. Suriye’nin siyasi birliği ile toprak bütünlüğünün muhafazası, sahada sükunetin korunması, ihtilafa kalıcı bir siyasi çözüm bulunması noktasında tam bir mutabakat içindeyiz. Astana Platformu Suriye’deki yangının söndürülmesi için etkili çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegane girişimdir. Suriye’de barışın sağlanması için daha fazla sorumluluk üstlenmemiz, elimizi taşın altına daha fazla koymamız gereken bir dönemdeyiz. Siyasi çözüm umutlarının diri tutulması bizlerin gayretlerine bağlıdır. Ankara zirvesinin Astana sürecine yeni bir soluk kazandıracağına inanıyorum. Bugünkü toplantımızda İdlib başta olmak üzere sahadaki durumu, Fırat’ın doğusunda yaşanan gelişmeleri, siyasi süreçte gelinen aşamayı ve Suriyeli mülteciler meselesini ele alacağız.”

“Terörden kaçan 3,6 milyon Suriyeli topraklarımızda yaşıyor”

Bu konularda genel bir durum muhasebesi yapmalarının, stratejilerini ve atacakları adımları belirlemelerinde faydalı olacağı kanaatinde olduğunu dile getiren Erdoğan, “Ülkemiz en sıkıntılı, en meşakkatli dönemlerinde Suriye halkının yanında olmuştur. Zulümden, terörden ve katliamdan kaçan 3,6 milyonu aşkın Suriyeliyi halen topraklarımızda barındırıyoruz.” diye konuştu.

Eğitimden sağlığa kadar Suriyeli sığınmacıların insani şartlarda hayatlarını sürdürmeleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatlarıyla hem Suriye’nin toprak bütünlüğünü hem de ülkemizin güvenliğini tehdit eden terör şebekelerine ağır darbeler indirdik. Cerablus, El Bab, Afrin gibi güvenli hale getirdiğimiz yerlere geri dönen Suriyeli kardeşlerimizin sayısı 360 bini buldu. İdlib’de attığımız müşterek adımlarla 4 milyon sivilin hayatını altüst edecek büyük bir trajedinin önüne geçtik. Fırat’ın doğusundaki terör bataklığını da kurutarak inşallah bu yöndeki çabalarımızı birlikte yeni bir merhaleye taşıyacağız. Zira dün Çobanbey’deki hastaneyi hedef alan terör saldırısı bölücü örgütün vahşi yüzünü bir kez daha göstermiştir.”

RUHANİ

Ruhani, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de katılımıyla Ankara’da beşincisi düzenlenen Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi’nde konuştu.

Suriye konusunda ortak ilkelerin “Suriye’nin toprak bütünlüğüne, bölünmezliğine, egemenlik ve bağımsızlık hakkına saygı gösterilmesi ile dış güçlerin bu ülkenin iç işlerine müdahalesinin sona ermesi” olduğunu belirten Ruhani, bu hususlara ciddi şekilde riayet edilmesi gerektiğini vurguladı.

Ruhani, “İran İslam Cumhuriyeti, geçmişte olduğu gibi bugün de Suriye krizinin sadece siyasi yolla çözülebileceğine, bunun da salt yapıcı iş birliği ve Suriye’deki tüm halk kesimlerinin katılımıyla gerçekleşeceğine inanmaktadır.” diye konuştu.

“Özgür ve bağımsız, başkalarının tehditi altında olmayan, işgal ve dış tehditlere uzak ve terörden arınmış, bütün evlatları doğuştan eşit vatandaşlık haklarına sahip olan birlik ve beraberlik içinde bir Suriye” vurgusu yapan İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “Bu yolda sadece ve sadece Suriye halkı karar vermeli ve başkaları hiçbir şekilde onların iç işlerine karışma hakkını kendinde görmemelidir.” ifadesini kullandı.

Ruhani, şöyle devam etti:

“ABD’nin, Suriye topraklarında gayri meşru olarak askeri güç bulundurması Birleşmiş Milletler üyesi ve bağımsız bir ülke olan Suriye’nin toprak bütünülüğünü ve milli egemenliğini tehlikeye atmıştır. ABD Başkanı, geçen yıl askeri güçlerini Suriye’den çekeceğini ifade etmişti. Ancak bu sözünün akıbeti de onun diğer sözleri gibi oldu. Zira bu sözler geçmişte gerçekleşmediği gibi, gelecekte de gerçekleşmesi için bir irade göstermemektedir. Şunun altını çizmek isterim ki, ABD güçlerinin bir an önce bölgeyi terk etmesi ve Suriye hükümetinin bu ülkenin diğer bölgelerinde olduğu gibi Fırat’ın doğusu ve kuzeyinde de egemenliğini sağlaması zaruridir.”

PUTİN

Putin, başkent Ankara’da düzenlenen Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi’nde Suriye’deki sürece dair değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye, Rusya ve İran’ın garantör ülkeler olduğu Astana sürecinin önemini vurgulayan Putin, “Rusya, Türkiye ve İran’ın garantör olduğu Astana süreci, Suriye’nin çözüm sürecine en etkin katkı sağlayan mekanizmadır.” diye konuştu.

Putin, üç ülkenin ortak çabasıyla kaydedilen ilerlemeye işaret ederek “Ortak çabalarımızla Suriye topraklarında istikrar sağlanmıştır ve şiddet seviyesi düşürülmüştür. Önemli olan, Türkiye, Rusya ve İran, Suriye’de kalıcı çözümün temellerini attı.” dedi.

Soçi’de 2018’de Suriye Ulusal Diyalog Kongresi yapıldığını anımsatan Putin, “Bu kongre sonucunda anayasa komitesinin oluşturulması kararı alındı. Söz konusu komite artık Cenevre’de hızlı şekilde çalışmalarına başlamalı. Komite listesi onaylanmıştır.” ifadesini kullandı.

Putin, İdlib’de Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki son gelişmelere de değinerek “İdlib’de çatışmasızlık bölgesinde durum endişe verici. Son dönemde aşırı grupların faaliyetleri burada aktif hale geldi. Burası teröristlere sığınak olmamalıdır. Buradan gelen terörist tehditleri tamamen yok etmek için ilave adım atmamız gerekiyor.” dedi.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki duruma ilişkin açıklamalarda bulunan Putin, “Suriye’nin kuzeydoğusunda durum endişe vericidir. Oradaki güvenlik sorunları Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması temelinde çözülmelidir. Suriye’yi nüfuz alanlarına bölmek kabul edilemez.” şeklinde konuştu.

Putin, Rusya, Türkiye ve İran’ın, Suriye’nin yeniden inşasına katkı sağladığını belirterek insani yardım çalışmalarının da sürdüğünü kaydetti.

İnsani yardım konularında uluslararası topluma da çağrıda bulunan Putin, “Umuyorum, uluslararası toplum insani yardım konusunda, herhangi bir ayrımcılık ve siyasi ön koşul olmadan Suriye’nin yeniden inşa edilmesi konusunda katkı sağlayacaktır.” dedi.

16 Eylül 2019
Saldırıdan yaralı kurtulan Mehmet Ekmen patlama anını anlattı Saldırıdan yaralı kurtulan Mehmet Ekmen patlama anını anlattı

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde teröristlerce düzenlenen, 7 kişinin şehit olduğu, 10 kişinin yaralandığı saldırıdan yaralı kurtulan Mehmet Ekmen, patlama anında yaşadıklarını anlattı.

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde  teröristlerce düzenlenen, 7 kişinin şehit olduğu, 10 kişinin yaralandığı saldırıdan yaralı kurtulan Mehmet Ekmen, patlamada yaşadıklarını anlattı.

Ağaçkorur köyü mevkisinde 12 Eylül’de odun toplamaya giden vatandaşların bulunduğu araca teröristlerce el yapımı patlayıcıyla düzenlenen 7 kişinin şehit olduğu saldırıdan yaralı kurtulan 10 kişiden 2 çocuk babası Mehmet Ekmen’in tedavisi Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesinde sürüyor.

“ORMANLIK ALANDA SABAHTAN AKŞAMA KADAR ÇALIŞIYORUZ”

Batman’ın Sason ilçesinde yaşadığını, yaklaşık 6 ay önce çalışmak için Kulp ilçesine geldiğini ifade eden Ekmen, her gün diğer işçilerle gittikleri ormanlık alanda sabahtan akşama kadar çalıştıklarını söyledi.

Ekmen, olay günü saat 17.30 sıralarında mesai sonrası kara yoluna gitmek için pikaba bindiklerini anlatarak, aracın kasasında olduğunu, yaklaşık 1 kilometre ilerledikten sonra büyük bir patlamayla bulundukları aracın devrildiğini aktardı.

“ARAÇTAN 50 METRE UZAĞA SAVRULDUM”

Araçtan 50 metre uzağa savrulduğunu dile getiren Ekmen, gözünü açtığında her tarafın toz duman içerisinde olduğunu ancak bilincinin yerinde olması nedeniyle o anları hatırladığını belirtti.

Ekmen, “Her taraf kan içerisindeydi. Bir yaralının üzerine düşmüştüm. Kalktım ona baktım, nabzı bir süre attıktan sonra vefat etti. Başka bir yaralıya koştum, o da aynı şekilde can verdi. Diğerleri için yapacak bir şey yoktu. Amcamın oğlunu aradım, onu arabadan zor bela çıkardık. Ölenlerin çoğu şarapnel parçasıyla şehit oldu. Sağ tarafta oturanların hepsi şehit oldu.” dedi.

“HAİN BİR SALDIRIYDI”

Pikabın sürücüsüne,”Kaza mı yaptık?” diye sorduğunu onun da, “Patlama olduğunu, sağ taraftan toprağın yükseldiğini gördüğünü” belirttiğini ifade eden Ekmen, “Araçtan yaklaşık yarım metre uzağa yerleştirilmiş patlayıcı, uzaktan kumandalı düzenekle patlatıldı. Her gözümü kapattığımda elimi nabzına koyduğum arkadaşlar gözümün önüne geliyor. Sağ tarafta oturanların hepsi şehit oldu. Bilerek ve isteyerek sivilleri hedef alan hain bir saldırıydı. Allah kimseye böyle bir acıyı yaşatmasın.”

“DEVLETİMİZ ELİNDEN GELENİ YAPTI”

Ekmen, saldırının ardından yaralı bir arkadaşından aldığı cep telefonuyla önce babasını, ardından 112 Acil Servis ekiplerini aradığını aktararak, bölgede görev yapan korucuların patlamanın sesiyle yanlarına geldiklerini bildirdi. Ekiplerce kaldırıldıkları Kulp Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından helikopterle Diyarbakır’daki hastaneye ulaştırıldıklarını anlatan Ekmen, “Devletimiz elinden gelen her şeyi yaptı, her türlü imkanı seferber etti. Hepsi elinden geleni yaptı. Allah onlardan razı olsun. Hepsine teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ONLARA MERHAMET ŞEHİTLERİMİZE İHANETTİR”

Mehmet Ekmen, olayın etkisinden kurtulamadığını vurgulayarak, “Bir saniye bile aklımdan çıkmıyor. 6 aydır birlikte çalışıyorduk. Aynı evde yatıyor, birlikte çalışıyorduk. Beraber yemek yiyor, aynı evi kullanıyorduk. Bunlar unutulacak şeyler değil. Allah o manzarayı kimseye yaşatmasın. Yapanların Allah belasını versin, onlara merhamet etmek şehitlerimize ihanettir. Bunlar insanlıktan nasibini almamış.17-18 yaşında gençler vefat etti, onların ne suçu vardı?” dedi.

“HER ŞARTTA HÜKÜMETİMİZİ DESTEKLİYORUZ”

Teröristlerin sivilleri hedef alarak bu saldırıyı gerçekleştirdiğine dikkati çeken Ekmen, sözlerini şöyle tamamladı “Çünkü hepimizin ailesi devleti, hükümeti destekliyor. Tehdit edilmemize rağmen her şartta hükümetimizi destekliyoruz. Bu nedenle hedef alındık. Daha önce Batman’da babamı tehdit etmişlerdi. Bunlarda ne merhamet ne vicdan var. Bunlar insanlıktan nasibini almamış. Allah onları bildiği gibi yapsın. Sabahtan akşama kadar 100 lira karşılığında 150-200 kiloluk kütük taşıyoruz. Benim 2 çocuğum var. Biri ağır engelli. Çalışmak ve eve ekmek götürmek zorundayım. İşçilerin hepsi evine ekmek götürmek için gelmişti. 17-18 yaşında gençler vefat etti, onların ne suçu vardı?” ifadelerini kullandı.

16 Eylül 2019
HDP binası önündeki annelerin oturma eylemine İran’dan 5 aile katıldı HDP binası önündeki annelerin oturma eylemine İran’dan 5 aile katıldı

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP’yi sorumlu tutan annelerin partinin il binası önünde sürdürdüğü oturma eylemine, çocukları PKK’nın İran kanadı PJAK’a katılan 5 aile daha dahil oldu

Çocuklarının terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığı iddiası ile HDP il binası önünde oturma eylemi başlatan ailelere İran‘dan destek geldi. Yakınlarının PKK’nın uzantısı PJAK tarafından kaçırıldığını savunan 5 İranlı aile, Diyarbakır‘daki oturma eylemine katıldı.

HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturma eylemini sürdüren ailelerin sayısı 14’üncü gününde 35’e yükseldi. Çığlığı ülke sınırlarını aşan anneleri gören İranlı 5 aile de HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önüne geldi. Yakınlarının terör örgütünün İran uzantısı PJAK tarafından kaçırıldığını savunan 5 aile, seslerini duyurmak için parti binası önünde bir günlük oturma eylemi başlattı.

“ÇOCUKLARIMIZDAN SES ALMAK UMUDUYLA BURAYA GELDİK”

Yaklaşık 6 yıl önce oğlu İlyas’ın kaçırıldığını belirten Fehim Hekimi, çocuklarını istediklerini söyledi. Hekimi, ”Çocuğumuzdan haber alamadık. Ben İran’dan geldim. Kimin kaçırdığını bilmiyorum. Kaç yıldır kendisinden haber alamadım. Ben çocuğumdan haber almak istiyorum. Bizim burada tanıdıklarımız vardı, bize söylediler ve televizyondan gördüm buraya gelip eyleme destek verdik. Buraya geldik, belki çocuklarımızdan bir haber alabiliriz” dedi.

“BİR GÜN İNŞALLAH BULUŞACAĞIZ”

Kardeşi Ümit Abduli’nin 9 yıldır kayıp olduğunu anlatan Rüstem Abduli de, bunca yıldır kendisinden haber alamadıklarını söyledi. Abduli, ”Ben, annem ve babamın onu görmesini istiyorum. Biz bir günlük buraya geldik sesimizi duyurmak için. Televizyonda gördük, herkesin buraya geldiğini söylüyorlardı. Biz de bunu gördük ve oturma eylemine geldik. Kardeşim 25 yaşında. Ben ona diyorum ki, ‘Sen nerede olursan ol Allah’ın eli senin üzerinde olsun.’ Bir gün inşallah buluşacağız” diye konuştu.

YARIN ÜLKELERİNE DÖNECEKLER

İran’dan gelen aileler, Diyarbakır’daki ailelerle birlikte oturma eylemine başladı. İranlı ailelerin yarın ülkelerine dönmesi bekleniyor.

16 Eylül 2019
Anneler direniyor, evlat nöbeti tutan sayı her geçen gün artıyor Anneler direniyor, evlat nöbeti tutan sayı her geçen gün artıyor

HDP Diyarbakır il binası önünde oturma eylemi 12. gününde de sürerken, ailelerin sayısı 31’e yükseldi.

HDP Diyarbakır il binası önünde oturma eylemi 12. gününde de sürerken, ailelerin sayısı 31’e yükseldi. HDP önünde oturan aileler çocukları gelmeden buradan ayrılmayacaklarını söyledi. Anneler eylem için direnirken, Hacire Akar ile başlayan çember her geçen gün büyüyerek sürüyor. Oturma eylemine katılan aile sayısı 31’e yükseldi. Oturma eylemine katılan 82 yaşındaki gözü yaşlı anne Hurinaz Omay, “Madem Kürtlerin hakkını savunuyorlar, neden Kürtleri öldürüyorlar, bunlar Kürtlerin hakkını değil, kafirlerin hakkını savunuyorlar” dedi.

Bitlis’in Mutki ilçesinde 19 yıl önce evli ve iki çocuk babası Rıfat Omay (43) bir kızı 20 günlük diğer kızı ise 1 yaşındayken terör örgütü tarafından alıkonularak kaçırıldı. 19 yıldır oğlundan haber alamayan 82 yaşındaki Hurinaz Omay, HDP il binası önünde oturma eylemi yapan ailelere katıldı.

“Madem Kürtlerin haklarını savunuyorlar, neden Kürtleri öldürüyorlar”

Burada gazetecilere açıklamada bulunan Omay, “Ben Türkçe bilmiyorum. Benim kimsem yok sadece Allah’ım var. HDP milletvekilleri otuyorlar yerlerinde insanların çocuklarını getirsinler. Çocuğu getirin derdimi derman edin. İnsanların ciğerlerini yakıyorlar. Oğlum askerliğini yaptıktan sonra 22 yaşındayken kaçırıldı. İki çocuğu var. Babası gözsüz, kardeşi dilsiz, kızı dilsiz kaldı. Bana getirin oğlumu. Kuzumu getirin ne olur kuzumu. Milletvekilleri madem vekil oldular bana oğlumu getirsinler. Onların çocukları Avrupa’da, Amerika’da benim çocuğumu getirsinler. Türkçe bilmiyorum ama Allah’ım var. Oğlum evliydi, bir çocuğu 20 günlüktü diğer çocuğu 1 yaşındaydı. Benim kimsem yok ama sadece Allah’ım var. Ben yaşlı başlı halimle Kandil ve Mahmur kampına gittim, ama ne kendisini gösterdiler bana nede bana bir bilgi verdiler. Madem Kürtlerin hakkını savunuyorlar neden Kürtleri öldürüyor, çocuklarını kaçırıyor. Yalan atıyor bunlar yalan, bunlar Kürtlerin hakkını değil, kafirlerin hakkını savunuyor bunlar. Oğlumu getirsinler” ifadelerini kullandı.

Aileler HDP’ye ateş püskürdü.

5 yıl önce Bitlis’in Güroymak ilçesinden çalışmak için İstanbul’a giden ve terör örgütü PKK tarafından kaçırılan iki çocuk babası Çetin Yolaçan’dan da 5 yıldır haber alınamıyor. İki torunu ve gelini ile birlikte HDP il binası önünde eylem yapan ailelere katılan ve göz yaşlarına hakim olamayan Hübeydullah Yolaçan, “Ben çocuğum için gelmişim oğlum gelmeyene kadar buradan gitmeyeceğim. Devlette bizlere yardımcı olsun. Ben Lice kırsalına gittim kendisinden bir haber almak için, bana oğlumu göstermediler, dediler Kobani’ye gitmiş. Gidiş o gidiş daha bir haber alamadım. Ben oğlum için buraya geldim onun hasretindeyim. Oğlumu istiyorum. Oğlum gelsin. Çocukları babalarına hasret kaldı” şeklinde konuştu.

Eşi Çetin Yolaçan’ın İstanbul’dan kaçırıldığını ifade eden Gülcemal Yolaçan, “İstanbul’a giderken en son benimle konuştu ve beni ve çocukları sordu telefonu kapattıktan sonra elimde bulunan telefon yere düştü. Artık kendisinden bir haber alamadım. Benim çağrım ölüyse söylesinler sağ ise bıraksınlar. Hep gözümüz yollarda. Bu nereye kadar” diye konuştu.

“Gençlerimizi dinden uzaklaştırıp dağa götürüyorlar”

Bitlis’te Mimarlık bölümü 1. sınıf öğrencisi olan ve 3 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırılan Faruk Kılıç’ın (22) babası Fadıl Kılıç da HDP Diyarbakır il binası önüne gelerek oturma eylemi yapan ailelere katıldı. Oğlu Faruk Kılıç’tan 3 yıldır haber alamadığını belirten baba Fadıl Kılıç, HDP’lilere ateş püskürdü. Kılıç, “Oğlum Bitlis’te öğrenciydi. 3 yıl önce beni üniversite yönetimi aradı ve kendisine ulaşamadıklarını söylediler. O günden beri oğlumdan haber alamdım. Oğlumun dağa kaçırıldığından eminim. O günden beri oğlum sağdır ölüdür bilemiyorum. Çocuğumda bu kadar sempatide yoktu PKK’ya karşı bunlar resmen zulüm yapıyorlar. İsrail bile bunu yapmıyor. HDP mi, MDP mi nedir bırakmadığı isim kalmadı. Dünya benim sesimi duysun, bu yol kötü yoldur. Gençlerimizi dinden uzaklaştırıp dağa götürüyor bunlar. Dönüp bu ailelere baksınlar. Selahattin Demirtaş dahil bütün HDP’lilerin çocukları özel okullarda, yüksek okul okuyor, yurt dışında tur atıyorlar. Gariban ailelerin çocuklarını dağın başında öldürüyorlar. Ha asker olsun, ha sivil olsun yeter artık bu zulmü gariban insanların üzerinden kaldırın. Oğlum gelmeyene kadar da buradan kalkmam” şeklinde konuştu.

Ailelerin HDP önündeki oturma eylemi sürüyor.

14 Eylül 2019
Şehit  köylülerin hayat hikayeleri yürek dağladı Şehit köylülerin hayat hikayeleri yürek dağladı

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde terör örgütünün odun toplayan köylülere yönelik saldırısında şehit olanlar, geride 13 yetim çocuk ile acılı 3 eş bıraktı. Şehit olan köylülerin hayat hikayeleri ise gözleri yaşarttı.

Diyarbakır Kulp‘ta teröristlerin tuzakladığı el yapımı patlayıcının, uzaktan kumandayla infilak ettirilmesi sonucu şehit düşen 7 kişiden geriye 13 yetim çocuk ile 3 acılı eş kaldı. Saldırıda yaralanan 10 kişiden 9’unun tedavisi Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi ile Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesinde sürüyor. Hain saldırıda şehit olanların hepsi ekmek parası kazanmak için gündelikçi olarak odun topluyordu.

BABA ŞEHİT OLDU, OĞLU YARALANDI

Uzaktan kumandalı patlayıcının kullanıldığı saldırıda 43 yaşındaki İhsan Çelikbilek ile oğlu 23 yaşındaki Hüseyin Çelikbilek aynı minibüste yer alıyordu. Baba saldırıda şehit oldu, yaralanan oğlunun tedavisi sürüyor. Baba Çelikbilek 4 erkek, 2 kız olmak üzere 6 çocuk babasıydı.

ŞEHİT OLANLARDAN İKİSİ ÇOCUKTU

Batman’ın Sason ilçesine bağlı Kuşyayla köyünden, para kazanıp daha iyi bir yaşam için Kulp ilçesine odun toplamaya gelen şehit Mehmet Bozyel 17, aynı saldırıda 3 kuzeniyle şehit olan Ömer Yıldız ise henüz 15 yaşındaydı.

22 YAŞINDA TERÖR KURBANI OLDU

Şehit Abit Yıldız (22), aynı saldırıda kardeşi Ömer ve kuzeni Siraç ile şehit oldu. Abit Yıldız’ın 1994 yılında teröristlerin saldırısında yengesi ve 6 kuzenini kaybettiği, amcası İhsan Yıldız’ın da gazi olduğu öğrenildi. Saldırıda 2 kuzeniyle şehit olan Siraç Yıldız (26) evli ve 2 çocuk babasıydı.

 

 

ŞEHİT AY ANNESİNE BAKIYORDU

Yürekleri dağlayan hain saldırının bir diğer kurbanı şehit Ahmet Ay’ın annesi Taat’ın şeker hastalığına bağlı 2 gözünün de görmediği belirtildi. Bekar olan şehit Ay, emekli muhtar olan babası Kutbettin Ay ile annesine bakıyordu.

ÇOCUKLARINA DAHA İYİ BİR GELECEK BIRAKMAK İÇİN ÇALIŞIYORDU

Çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak için odun toplamaya giden ve terörün kurbanı Muşlu Sinan Diger (44) ise evli 5 çocuk babasıydı.

14 Eylül 2019