Açlık ve ihtiyaç içinde yaşayan bir aile dramın

Açlık ve ihtiyaç içinde yaşayan bir aile dramın
Açlık ve ihtiyaç içinde yaşayan bir aile dramın

Ailenin yoksulluğu hepimizi utandırdı!

Diyarbakır’da yaşayan Kılıç ailesi, komşularının yardımıyla yemek ihtiyaçlarını gideriyor. Tek gözlü evde yaşayan anne Layıka Kılıç, un alacak paraları olmadığı için sekiz gün boyunca evde makarna yediklerini söyledi.

Diyarbakır’da yaşayan Kılıç ailesi, komşularının yardımıyla yemek ihtiyaçlarını gideriyor. Tek gözlü evde yaşayan anne Layıka Kılıç, un alacak paraları olmadığı için sekiz gün boyunca evde makarna yediklerini söyledi.

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Şeyh Şamil Mahallesi’nde yaşayan 65 yaşındaki Layıka Kılıç, kızı Remziye Kılıç (33) ve torunu Barış (4) ile birlikte tek gözlü bir evde yaşam mücadelesi veriyor. Üç kişilik Kılıç ailesi, tek odası kullanılabilen avlulu bir evde yaşıyor.

Avluda bulunan tuvalet aynı zamanda banyo olarak kullanılıyor. Evin mutfağı ise yok. Elektrik faturası fazla gelmesin diye akşamları mum ışığında oturan aile, ısınmak için odun sobası kullanıyor. Ancak bir kışa yetecek bir ton odunun fiyatı 900 TL olunca, evde ısınmak için odun yerine, battaniye ve karton kutuları kullanılıyor.

Komşuların yardımı ile geçiniyor

Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Taş Köprü (Gorderne) köyünde oturan Kılıç ailesi, köylerinin 25 yıl önce yakılmasıyla kente göç etti. Her geçen yıl ekonomik krizin derinleşmesi ile birlikte açlık sınırının altında yaşamaya başlayan aile, komşularının yardımları ile geçiniyor. Akciğer hastası ve tek böbrekle yaşayan anne Layıka Kılıç, ailede çalışan olmadığı için tedavi olamıyor. İyi beslenemeyen Kılıç, komşuların hayır amaçlı dağıttığı erzak ve akşamları getirdikleri yemeklerle karnını doyuruyor.

“Eskiden yoksulluğumdan utanç duyardım, insanın yiyecek yemeği olmayınca utanma duygusu da kalmıyor” diyerek yaşadığı yoksulluğu anlatan Layıka Kılıç, yemek olmadığında un ve yağ kavurup yediklerini ifade etti.

Çocuklar iyi beslenemediği için hasta oluyor

Sağlık sigortası olmayan ve birçok hastalıkla boğuşan Kılıç, nadiren gittiği hastanede doktorların yazdığı ilaçları da alamıyor. Uzun süre sağlıklı beslenemedikleri için mide küçülmesi yaşayan Layıka Kılıç ve kızı Remziye Kılıç, bu durumu açlığın getirmiş olduğu “avantaj” olarak değerlendiriyor. Dört yaşındaki torunu Barış’ın çocukların tükettiği bir çok yiyecekten habersiz olduğunu dile getiren Kılıç, kızı ve torununun iyi beslenmemekten kaynaklı sürekli hasta olduklarını ifade etti.

Keşke ölseydim de bu halimi kimse görmeseydi

Eşini 30 yıl önce kaybeden Kılıç, kızının da sağlık problemlerinden kaynaklı çalışamadığını belirterek, “Mahallede Pazar kuruluyor. Pazara gidiyor, bir şey almadan çaresizce yoksulluğuma üzülerek geri dönüyorum. Bir gece sıcak yiyorsak, bir gece yiyemiyoruz. Soframı çektiniz. Un kavurmuştum kahvaltıda. Keşke ölseydim de bu halimi kimse görmeseydi diye geçirdim içimden” dedi.

eo3z0voxkaezjns.jpeg

Uzun yıllar yaşadıklarını komşularından gizleyen Kılıç, birkaç gece aç uyuduklarını ve o günden sonra hayatında birçok şeyin değiştiğini dile getirerek, “Her şeye zam geldi. Küçük un torbası 55 TL olmuş. Büyük torba 110 TL. Un alacak param yoktu. Sekiz gün boyunca, evde ekmeksiz oturduk. Her gün makarna yaptım. Kızımın artık makarna yemekten karnı ağrımaya başladı. Dayanamadım. Bir gün bir binanın üstüne çıkmak ve atmak istedim kendimi. Kızımı yalnız bırakamam diye vazgeçtim. Mahallenin fırıncısının dikkatini çekti. Un olmadığı için hamur yapamadığımı söyleyince, bana her gün iki sıcak ekmek ücretsiz vermeye başladı. Kriz onları da etkiledi. Yardım etmek isteyenler ancak kendi başlarının çaresine bakar oldu” diye ifade etti.

Bir gün tokuz, 9 gün aç

“Aç kalmak değil de kira ödeyemeyince ya da fırına bakkala olan borcumu ödeyemeyince daha kötü oluyor” sözleriyle kaygılarını dile getiren Kılıç, “Bazen komşular para yardımı yapıyor. Kira ve elektrik borçları için saklıyorum. Kaçak elektrik kullanmış olmamız ihtimali üzerine 3 bin TL ceza geldi. Şimdi gidip nerede ve kimden dileneyim? Kaymakamın kapısına gidip konuşacağım. Siz devletsiniz, neden bize yardım etmiyorsunuz diye? Zam zam zam. Her şeye zam geldi çünkü. Biri hayrına bir şey getirse o gün tokuz, yoksa ben kimseden bir şey isteyemiyorum” dedi.

Savaştan kaçan Suriyeli alie halime acıyor

Ayın 30 günü nohut, fasulye, makarna, bulgur gibi yemekleri pişirdiklerini, komşular sayesinde bazen farklı yemekler de yiyebildiklerini belirten Kılıç, son bir yıl içinde sadece Kurban Bayramı’nda kırmızı et yediklerini, “tavuk etini ise aylardır alamadım” dediği esnada, Suriyeli komşusu, bir poşet içinde tavuk eti ve bir ekmek getirerek aileye verdi. Kılıç komşusunun yaptığı yardım poşetini göstererek, “Savaştan kaçıp gelmişler, benim halime acıyorlar” diyerek içinde bulunduğu ekonomik sorunlara dikkat çekti.

Isınmak için karton topluyor

Evde ısınma sorunu yaşayan anne Kılıç, yakacak tahtanın torbasının 17 TL, kömürün 10, odunun ise bir tonunun 900 TL olduğunu, o nedenle evde biriktirdiği battaniyeleri yaktığını belirterek, “Battaniye ve kıyafet yakıyorum. Battaniye olmadığında da karton yakıyorum. Her gün düzenli Toptancılar Sitesi’ne gidip karton topluyor, eve kadar yürüyorum.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Güzeloğlu: “Diyarbakır, yaşadığımız, geride bıraktığımız tüm tarihin bir özetidir” Güzeloğlu: “Diyarbakır, yaşadığımız, geride bıraktığımız tüm tarihin bir özetidir”

Diyarbakır’da ‘UNESCO ve Diyarbakır’ istişare toplantısında konuşan Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Basri Güzeloğlu, “Bugün dünyada en sağlam ve insanlık tarihinin en eski yapıları olan surlarıyla Diyarbakır, yaşadığımız, geride bıraktığımız tüm tarihin bir özetidir” dedi.

Vali Güzeloğlu:

Diyarbakır‘da ‘UNESCO ve Diyarbakır’ istişare toplantısında konuşan Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Basri Güzeloğlu, “Bugün dünyada en sağlam ve insanlık tarihinin en eski yapıları olan surlarıyla Diyarbakır, yaşadığımız, geride bıraktığımız tüm tarihin bir özetidir” dedi.

Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından ‘UNESCO ve Diyarbakır’ istişare toplantısı düzenledi. UNESCO listesinde bulunan Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri ile ilgili görüş alışverişinde bulunmak ve sorunlara çözüm aramak için amacıyla bir otelde düzenlenen toplantıya Diyarbakır Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Basri Güzeloğlu, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz ve komisyon üyeleri, Dışişleri Bakanlığı Diyarbakır Temsilcisi İbrahim Mete Yağlı, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül, Vali Yardımcısı ve Bağlar Kaymakamı Nihat Karabiber, Sur Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Abdullah Çiftçi, Yenişehir Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Murat Beşikçi, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Feysel Taçier kamu kurum müdürleri, Büyükşehir Belediyesi daire başkanları, oda, borsa ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.

“Sur’da ihya ve inşa için devletimizi 1,5 milyar lira harcadı”

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda konuşan Vali Güzeloğlu, Diyarbakır’a bakarken sorumlulukları, Diyarbakır’a karşı yapmaları gerekenleri her yönüyle çok ince düşünüp en ince ayrıntısına kadar çalışıp en doğrusunu Diyarbakır’a yapmaya gayret ettiklerini söyledi. Vali Güzeloğlu, “Sur tabi Diyarbakır’ın merkezinde ve insanlık tarihinin hafızasında duran bir konum ve düzeydedir. Surun tarihi konumunu Sura bitişik Hevsel’in doğal güzelliğini ve yaradılıştan beri akan Dicle’nin bereketini koruma amaçlı ve yaşatma amaçlı sevdamız ve çabamız sürerken ne yazık ki bu ülkenin birlik ve beraberliğini bütün değerlerini birlikte yaşama iradesini yok etmek isteyen terör örgütleri ve uzantıları bu yapıya saldırıyor. Bu yapının binlerce yıldır korunan tüm maddi varlıklarını yok etmek tüketmek zihin dünyamızdan ve kültür dünyamızdan silmek istediler. Çukur olayları dediğimiz başlıkta en çok olumsuz etkilenen merkezler den ve yerlerden biri de ne yazık ki Sur’dur. Öylesine bir vandalizm öylesine bir gözü karalık ve yok edecek bir ihanet kültürü içerisinde Sur’un bütün bir insanlığın miras olan yapılarını kültür değerlerini yakıp yıkıp yok ettiler. Camilerimizi, kiliseleri, havraları ve sinagogları kutsal bilinen bütün inanç değerlerini de bu anlamda yaktılar. Bu ihanet karşısında şüphesiz devletimizin milleti ile kararlı tutum ve mücadelesi ile bu tehdidi bertaraf ederken 53 askerimizi 12 polisimizi ve 1 güvenlik korucumuzu şehit verdik. Bu kahramanların şehadeti ile sadece Sur’daki ve diğer bütün bölgelerdeki şehadet eden kahramanların bu duruşuyla bu tehdit ve terör bertaraf edildi. O günden bugüne Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve kararlı önderliğinde yıkılan yakılan Sur yeniden her yönüyle imar ediliyor imha edilen bütün değerler maddi ve manevi ihya ediliyor ve eskisinden daha köklü ve güçlü bir şekilde geleceğe insanlığa karşı ortak sorumluluğumuz çerçevesinde kazandırılıyor olayların başlangıcından ve tahribatların terör tehdidinin bertaraf edilmesinden bugüne kadar Sur’da devletimizin harcadığı kaynak 1,5 milyar Türk lirasını aşmış durumdadır” dedi.

Tahribatın izleri silindi

Sur için Bakanlıkların, Vakıflar Genel Müdürlüğünün, Büyükşehir Belediyesinin, Sur ve Yenişehir ilçe belediyelerinin ile sivil toplum kuruluşlarının özel çalışmalarının olduğunu aktaran Vali Güzeloğlu, “Amacımız insanımızın mutluluğu ve kentlerimizin kalkınma gelişme yolculuğunun duraksamadan yol alması. Devletimiz Sur merkezli ve Sur özelinden başlayarak gerek Diyarbakır gerekse bölgenin genelinde bu tahribatın bıraktığı bütün izleri silen çok daha ötesinde yeniden ihya ve imar eden bir kararlılık içerisindedir ve bunu milleti ile beraber yapmaktadır. 2023 vizyonunda Türkiye’yi taşıyan ve bu büyük yürüyüşüne katkı sunan en önemli ilk 10 kent arasında yer alan Diyarbakır’ın kalkınma ve gelişme perspektiflerinin hepsinde kültürel değerlerin korunması ve şüphesiz buna bağlı turizmin ve hizmetler sektörünün de öne çıkması da en temel sorumluluğumuz, belki de ilk sorumluluğumuzdur. Hem tarihe saygı hem de bugün yaşayan her kişiye karşı bir saygının gereğidir. Bugünkü toplantı perspektifinde ortaya çıkacak ve belki de yakın bir dönemde ağırlayacağımız uluslararası UNESCO heyeti öncesinde yapılacak çalışmalar bizlere ışık tutacaktır. Bugünün manevi atmosferinde inancımızın çok özel bir günü olan Regaip Kandili’nde bu toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.

Vali Güzeloğlu’nun ardından konuşan UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz, Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel önemine değindi. Diyarbakır’ın dünyada kesintisiz yaşam süren şehirlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz, herhangi bir bölgesinde kazı çalışması yapılsa 10 bin yılı aşkın bir tarih ile karşılaşma ihtimalinin olduğunu söyledi. Prof. Dr. Oğuz, toplantının Diyarbakır’a ve bölgeye hayırlı olmasını diledi.

Prof. Dr. Oğuz’un konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.

Kadayıf tatlısına rağbet günbegün artıyor Kadayıf tatlısına rağbet günbegün artıyor

Diyarbakırlıların vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan ve 2017 yılında coğrafi işaret belgesi ile tescillenen kadayıf tatlısına rağbet günbegün artıyor.

Diyarbakır'da günlük 6 ton kadayıf tüketiliyor

Diyarbakırlıların vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan ve 2017 yılında coğrafi işaret belgesi ile tescillenen kadayıf tatlısına rağbet günbegün artıyor. Kış aylarında günde ortalama 6 ton tüketilen kadayıf tatlısı, yaz aylarında ise 9 tona kadar çıkıyor.

Diyarbakır’ın geleneksel tatlısı burma kadayıfı 2017 yılında coğrafi işaret belgesi ile tescillendi. Kentin yüzyıllık lezzeti olan ve sütlü, fıstıklı, cevizli, kaymaklı, peynirli, burma, düz, çubuk çeşitleriyle sunulan kadayıfın ünü il sınırlarını aştı. Kentte üretilen tatlılar, Türkiye‘nin dört bir tarafından sipariş edilmeye başlandı. Talebe yetişmeye çalışan tatlı imalathaneleri de günlük 6 tona yakın tatlı çıkarmaya başladı.

“Günde ortalama 6 ton tüketiliyor”

Diyarbakır Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası Başkanı Haşim Elkaan, bu rakamların bilinen 7 büyük firma ve küçük çaplı esnafın ortalama satışları olduğunu ve yıl bazında değişkenlik gösterebileceğini kaydetti. Elkaan, ziyaretçilerin Diyarbakır’da tarihi mekanları, yerleri gezmenin yanında kentin değeri olan kadayıfı almadan şehirden ayrılmadığını söyledi. Burma kadayıfının 1900’lü yılların başlarında köz ateşinde yapılıp günümüze kadar gelen ve damak tadı değişmeyen tek lezzet olduğunu aktaran Elkaan, “2017 yılında kadayıfımızın coğrafi işaret belgesini aldık. Diyarbakır normal zaman içerisinde günde tüketim 6 tondur. Bunu yıllık tüketime vurduğumuz zaman 2 bin 200 tona yakın bir tüketimiz vardır. Yaz sezonunda turistlerin yoğun olduğu dönemlerde günlük tüketimimiz 9 tondur, yıllık tüketimimiz 3 bin 200 tondur. Bunu nasıl diyoruz, Diyarbakır’a gelen ve giden tüm uçaklarda baktığımız zaman giden insanlarımız, misafirlerimiz yüzde 90’ı kadayıf almadan gitmez. Biz her zaman diyoruz, damağımızla, tadımızla, kadayıfımızla öndeyiz. Bu yüzyıldır böyle devam etmiş, bizde deden toruna geçen bir mesleğimizdir” dedi.

“Yıllık 3 bin 200 ton”

Diyarbakır’ın kadayıf üreticilerinden Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı ise Türkiye genelinde coğrafi işaret belgesi alan kadayıfı Türkiye’ye tanıtmak amacıyla birçok etkinlik düzenlediklerini söyledi. Elaldı, “Birçok insanın damak tadına ulaşmış bulunmaktayız. Bugün kadayıf olarak Diyarbakır’da normal sezonda günlük 6 ton tüketim olmakta, yıllık 2 bin 200 ton. Bu turizm sezonunda günlük 9 ton olmak üzere yıllık 3 bin 200 ton tatlı tüketiminde biz tüketimin yüzde 30,35’ini Hacıbaba pastaneleri olarak karşılamaktayız” diye konuştu.

İran ile sınırımız Koronavirüs dolayısıyla kapatıldı İran ile sınırımız Koronavirüs dolayısıyla kapatıldı

Türkiye, İran’da corona virüs nedeniyle ölü sayısının sekize yükselmesinin ardından sınırını kapattı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Van devlet hastanesinde soğuk algınlığı belirtileri olan 5 kişi bildiğiniz üzere gözlem altındaydı. Onların sonuçları da Corona virüs açısından negatif çıktı” ifadesini kullandı.

Türkiye’ye komşu olan İran’da corona virüsü nedeniyle 8 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine sınır kapıları kapatıldı. Bir açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şunları söyledi:

* Bugün itibariyle İran’da yaşanan vaka sayısı 43, ölüm sayısı ise 8 olarak belirlenmiştir. İran ile 3 adet kara hudut kapımız mevcut biliyorsunuz. Ağrı-Gürbulak, Van-Kapıköy, Hakkari-Esendere buna ilaveten Iğdır’dan özerk Nahçivan bölgesine açılan Dilucu sınır kapısı da mevcut.

* Bakanlığımız bünyesinde görev yapan bilim kurulumuzun tavsiyesi kararları kapsamında sınır hareketinin azaltılması noktasında ilave tedbirlere ihtiyaç duyuldu. İran’daki tablonun giderek artış göstermesi sebebiyle komşumuz ile sınırlarımızı geçici olarak kapatma kararı aldık.

* Dışişleri, Milli Savunma, İçişleri, Ulaştırma, Ticaret ve diğer ilgili bakanlıklarımız ile koordinasyon halindeyiz. İçişleri Bakanlığımız İller İdaresi tarafından İran sınırıyla ilgili kararlar tüm valiliklere bildirilmiş oldu.

* Uluslararası sağlık tüzüğü çerçevesinde İran’dan ülkemize yapılacak kara ve demir yolu geçişleri bugün saat 17.00 itibariyle geçici olarak durduruldu.

* Tüm uluslararası uçuşlar ise saat 20.00 itibariyle tek taraflı ve geçici olarak durduruldu yani İran’dan Türkiye’ye gelişler durdurulmuş oldu.

* Türkiye’den İran’a gidişler ise devam ediyor olacak. Türkiye Cumhuriyeti tüm imkanlarıyla bu hastalıkla mücadelede İran halkının ve hükümetinin yanındadır.

* Van devlet hastanesinde soğuk algınlığı belirtileri olan 5 kişi bildiğiniz üzere gözlem altındaydı. Onların sonuçları da Corona virüs açısından negatif çıktı.

* Corona virüsü hastası değiller. Ülkemize virüsün girmemesi adına Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği önerilerden çok daha fazlasını ve çok erken dönemde uygulamaya aldık.

* Sağlık sistemimiz bu tür salgınlarla baş edebilecek kadar güçlüdür. Vaka tespiti olursa uygulanacak tüm önlemler önceden belirlendi.

* Yeteri kadar antiviral ilaç, medikal malzeme gibi ihtiyaçlar depolandı, tedarik zincirlerimiz sağlam bu noktada endişelenecek durumun mevcut olmadığını söylemesi dikkat çekti.

Deprem Başkaleyi vurdu 9 kişi vefat etti

İran’daki 5.9’luk deprem Van’ı vurdu! Ölü sayısı 9’a yükseldi

İran’ın batısındaki Kotur ilçesinde 5,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Van ve çevre illeri de etkileyen depremde sınıra yakın mahallelerde bazı kerpiç evler hasar gördü. 9 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Öte yandan gelen son dakika bilgilerine göre; Türkiye-İran sınırında peş peşe artçıların yaşandığı bildiriliyor.

Son dakika haberi I Türkiye-İran sınırındaki deprem, Van’ın Başkale ilçesine bağlı kırsal mahalleler Özpınar, Güvendik, Kaşkol ve Gelenler’de yıkıma ve hasara yol açtı; depremde 9 kişi hayatını kaybetti.

İran’ın Türkiye sınırındaki Batı Azerbaycan eyaletinde sabah saatlerinde deprem meydana geldi. Tahran Üniversitesi Sismoloji Merkezinden yapılan açıklamada, 5,7 büyüklüğündeki depremin 6 kilometre derinlikte meydana geldiği belirtildi.

İran Acil Yardım Kurumu Sözcüsü Mücteba Halidi, devlet medyasına yaptığı açıklamada, deprem nedeniyle 25 kişinin yaralandığını söyledi.

Park kavgası büyüdü 2 yaralı var

Diyarbakır’da park kavgasında silahlar konuştu: 2 yaralı

Diyarbakır’da içerisinde meyve ve sebze kasalarının bulunduğu kamyonetini sokağın ortasından bir evin önünde park eden şahıs ile ev sahibi arasından yaşanan silahlı kavgada 2 kişi yaralandı.

Olay, merkez Yenişehir ilçesi Ben-u Sen Mahallesi meydana geldi. İddiaya göre, sokak içerisinde bulunan evin önüne içerisinde meyve sebze sepetlerinin bulunduğu kamyonetini park eden şahıs ile ev sahibi arasından önce sözlü tartışma başladı. Sözlü tartışmaya çevredeki akrabalarda dahil olun olunca tartışma bir anda silahlı kavgaya dönüştü. Yaşanan silahlı kavgada bir kişi silahla ateş edilmesi sonucu yaralanırken, diğer kişi ise plastik meyve kasasının kafasına isabet etmesi sonucunda yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edilirken, kavganın devam ettiğini gören polis ekipleri çevrede yoğun güvenlik önlemi aldıktan sonra kavgaya karışanların arasına set ördü.

Polis ekiplerinin kavgaya karışan şahısları çembere aldıktan sonra yaralılar sağlık ekipleri tarafından olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi Acil Servisine kaldırılarak tedavi altına alındı. Çevrede yoğun güvenlik önlemi alan polis ekipleri, bölgede delil çalışması yaparak olayla ilgili olarak soruşturma devam ediyor.

Çınar’da husumetli aileler düğünde birbirine girdi Çınar’da husumetli aileler düğünde birbirine girdi

Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde husumetli olan iki aile düğün salonunda karşılaşınca ortalık savaş alanına döndü. Çıkan kavgada 9 kişi yaralandı.

Diyarbakır Çınar’da kız kaçırma meselesi yüzünden husumetli olan iki aile düğün birbirlerine girdi. Savaş alanına dönen kavgada 9 kişi yaralandı.

HUSUMETLİLER ARASINDAKİ TARTIŞMA KAVGAYA DÖNÜŞTÜ
Olay, akşam saat 20.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgilerde iddiaya göre daha önce kız kaçırma meselesi yüzünden husumetli olan aileler düğünde karşılaştı. Aileler arasında sözlü başlayan tartışma daha sonra taşlı, bıçaklı sopalı kavgaya dönüştü.

9 KİŞİ YARALANDI
Savaş alanına dönen kavgada 9 kişi yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine polis ekipleri ve 112 sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yaralılara olay yerinde yapılan müdahalenin ardından, yaralılar Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesine kaldırıldı. Polis ekipleri, yaşanan olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin: