3 yaşındaki Lorin’in tedavisine başlandı

3 yaşındaki Lorin’in tedavisine başlandı
3 yaşındaki Lorin’in tedavisine başlandı

Kafa derisinde yaralar çıkmıştı, 3 yaşındaki Lorin’in tedavisine başlandı

Diyarbakır‘da 3 ay önce yakalandığı bir hastalık nedeniyle önce saçları dökülen, ardından da kafa derisinde yaralar çıkan 3 yaşındaki Lorin Tavukçu’nun dramı, Sağlık Bakanlığı ile Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğünü harekete geçirdi. Lorin’in tedavisine Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başlandı.
Diyarbakır’da yaşayan 3 yaşındaki Lorin Tavukçu’nun önce “egzama”, ardından “mantar” teşhisi konulan hastalığına çare bulunamayınca kendisini eve mahkum eden süreç başladı. Baba Mehmet Ali Tavukçu, saç dökülmelerinin başlamasıyla birlikte Lorin’in saçlarını kazıttıklarını, bu süreçten sonra da kafa derisinde yaralar ve kanamaya kadar varan iltihaplanmaların yaşandığını söyledi. Bakanlık ve İl Sağlık Müdürlüğü babayı aradı
Sağlık Bakanlığı ve Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğünden yetkililer baba Mehmet Ali Tavukçu’yu arayarak, Lorin için ellerinden gelen her şeyi yapacakları sözünü verdi. Bunun üzerine baba Tavukçu, Lorin’i hastaneye götürerek tedavisine başladı. Yaşadıklarını  anlatan baba Tavukçu, kendisini önce İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerinin aradığını söyledi. Baba Tavukçu, “Lorin’in hastalığı ve şu ana kadarki tedavi süreçleri hakkında bilgi aldılar. Ardından Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Cilt Hastalıkları Bölüm Başkanı olan uzman hekime yönlendirdiler. Lorin’den kan örnekleri alındı. Mantar teşhisi ile iki aylık bir tedavi süreci önerildi. Daha önce uygulanan tedavi yöntemleri sonlandırıldı ve farklı bir süreç başladı. Umudumuz, Lorin’in bünyesinin tedaviye cevap vermesi ve en kısa sürede eski sağlığına kavuşmasıdır. Daha sonra Sağlık Bakanlığından yetkililer aradı. Onlara da anlattım aynı şeyleri. ‘Herhangi bir maddi talebiniz var mı?’ dediler, ‘Hayır’ dedim. Biz üç aydır tedavi peşindeyiz. Kahroluyoruz iyileşme olmayınca. Arayış içerisindeyiz bir çare buluruz diye. Bir hafta kızım hastanede yatırıldı ancak yine çözüm olamadı. Bakanlık yetkilileri, Lorin için bir dosya açtıklarını ve sürekli irtibat halinde olacaklarını belirttiler” dedi.
“Akranları ile oyun oynayamadığı için üzülüyor”
Mehmet Ali Tavukçu, Lorin’in en çok geceleri uyumada sorun yaşadığını kaydederek şöyle devam etti:
“İlk dönemlerde yastıkla yatıyordu ancak son 10 gündür yaralar artınca deride incelme oldu. Yastığa kafasını koyunca acıdan uyuyamıyor. Nefesimle serinletiyorum o uyuyuncaya kadar. Her iki avuç içini alnına yaslayıp yüzüstü uyuyabiliyor ancak. Bu deri hastalığına bize yardımcı olabilecek doktor ve hastanelere çağrımız, bu işin tedavisini yapabilen var ise yardımcı olsalar seviniriz. Lorin, en çok saçlarının kesilmesine ve akranları ile 3 aydır oyun oynayamamasına üzülüyor. Saçları dökülmeye başlayınca saçını makasla incelten annesine olan kızgınlığını da zamanla yendi. Biz çaresizce yapılan tedavinin olumlu geçmesini bekliyoruz.”



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
İlk hacı kafilesi Diyarbakır’dan yola çıktı İlk hacı kafilesi Diyarbakır’dan yola çıktı

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonuyla kutsal topraklara gidecek olan 185 kişilik ilk hacı kafilesi Diyarbakır Havalimanı’ndan uğurlandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı‘nın organizasyonuyla kutsal topraklara gidecek olan 185 kişilik ilk hacı kafilesi Diyarbakır Havalimanı‘ndan uğurlandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonuyla 2019 yılı ilk hacı kafilesi bugün saat 06.00’da Diyarbakır Havalimanı’ndan uğurlandı. İslam’ın şartlarından biri olan hac ibadetini yerine getirmek için kutsal topraklara gidecek olan 185 kişilik hacı adayları, gece saatlerinden itibaren heyecanlı bir şekilde yakınları ile birlikte Diyarbakır Havalimanı’na gelmeye başladı. Uğurlama törenine Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Tacettin Aslan, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Mustafa Başoğlu, hacı adayları ve yakınları katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, ilk hacı kafilesini uğurlamaktan, hacı adaylarıyla birlikte olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu dile getirdi. Vali Güzeloğlu, “Rabbim birazdan çıkacağınız ve cenab-ı Allah’ın misafiri olarak hac ibadeti niyetiyle başlayacağınız, haccınızı imanla ve sağlıkla tamamlamayı nasip eylesin. 185 hacı adayımız olarak günahlarından arınmış ve o büyük müjdeye erişmiş olarak sağlıkla bizlere, tüm yakınlarınıza hacı olarak kavuşmayı nasip eylesin. Arafat’ta eller açılırken sizler orada bizler burada dua yaparken, şüphesiz kendiniz, sevdikleriniz ve yakınlarınız için dua edeceksiniz. Bu hacda bizler için, Diyarbakır, ülkemiz, devletimiz ve milletimiz için dua istiyoruz. Dualarınızda bizleri de unutmayın inşallah. Şimdiden haccınız kabul olsun, Allah niyetinizi ve ibadetinizi kabul eylesin yolunuzu açık eylesin. Allah’a emanet olun her birinizin hacı kabul olsun İnşallah” dedi.

İlk defa hacca gidecek olan Ahmet Yılmaz, çok mutlu olduğunu belirterek Allah’ın bunu herkese nasip etmesini diledi.

Hacı adaylarından Kudrettin Yılmaz ise mutlu ve heyecanlı olduklarını söyledi. Yılmaz, “İnşallah Allah onu da giderir. İlk defa gidiyorum, Allah bize kolaylık versin inşallah” diye konuştu.

Hacı adayları daha sonra kendilerini kutsal yolculuğa uğurlamak için gelen yakınlarıyla vedalaşarak uçaklara bindi.

Erbil saldırısında yaralananlardan biri daha öldü Erbil saldırısında yaralananlardan biri daha öldü

Irak’ın Erbil kentinde bir restorana düzenlenen silahlı saldırıda yaralananlardan biri hayatını kaybetti.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Adli Tıp Kurumundan bir yetkiliden alınan bilgiye göre, Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğundaki bir görevlinin şehit edildiği saldırıda, başından aldığı kurşunla ağır yaralanan Beşdar Ramazan yaşamını yitirdi.

Ramazan’ın cenazesinin Adli Tıp Kurumundan alınarak, ailesine teslim edildiği belirtildi.

Erbil makamlarından, konuyla ilgili henüz resmi açıklama yapılmadı.Irak’ın Erbil kentinde bir restorana düzenlenen silahlı saldırıda Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu’nda görevli bir diplomat şehit olmuş, saldırıda bir Irak vatandaşının da hayatını kaybettiği bildirilmişti.

YÖK başkanının öğretim elemanına soruşturma açma yetkisi iptal edildi YÖK başkanının öğretim elemanına soruşturma açma yetkisi iptal edildi

Anayasa Mahkemesi, YÖK başkanına öğretim elemanları hakkında doğrudan soruşturma açabilme yetkisi veren kuralın iptaline karar verdi.

Yüksek Mahkeme, yükseköğretim kurumları personelinin, kamu görevlileriyle herhangi bir ayrım gözetilmeksizin aynı disiplin hükümlerine tabi tutulmasını düzenleyen kanun hükmünü de iptal etti, iptal kararı 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesi, YÖK başkanına öğretim elemanları hakkında doğrudan soruşturma açabilme yetkisi veren kuralı, “bilimsel özerkliği zayıflattığı, YÖK’ün denetim yetkisini aştığı” gerekçesiyle iptal etti.

Resmi Gazetede yayımlanan karara göre CHP, 2547 Yükseköğretim Kanunu’na eklenen bazı düzenlemelerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Dava dilekçesinde, devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının personeline uygulanabilecek disiplin cezalarını gerektiren fiillere 657 sayılı Kanun’daki fiil ve hallerin de ilave edildiği, bu şekilde 657 sayılı Kanun’da sayılan fiil ve hallerin 2547 sayılı Kanun kapsamına alındığı belirtildi.

Dilekçede, üniversite öğretim elemanlarının memur statüsünde olmadığı halde bu statüye ilişkin disiplin hükümlerine tabi tutulmalarının amacı aşan bir düzenleme olduğu savunuldu.

Dava dilekçesinde ayrıca 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun, “disiplin cezası verme yetkisini” düzenleyen maddesine eklenen ve öğretim elemanları hakkında doğrudan YÖK Başkanı tarafından soruşturma açılmasını öngören kuralın da Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, iptaline karar verilmesi istendi.

Anayasa Mahkemesi, her iki düzenlemeyi de Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamını dahil eden kuralan iptaline ilişkin karar, 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

GEREKÇEDEN     

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde, yükseköğretim kurumları personeline uygulanabilecek disiplin cezalarına yer verilen kuralda, bu kurumlarında çalışan kamu görevlilerinin herhangi bir ayrım gözetilmeksizin aynı disiplin hükümlerine tabi tutulduğu belirtildi.

Gerekçede, “Anayasa’da üniversiteler, bilimsel ve idari özerkliğe sahip kılınarak diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirilmiştir. Buna göre öğretim elemanları hakkında yapılacak düzenlemelerde de söz konusu farklılığın dikkate alınması gerektiği açıktır.” tespitleri yer aldı.

“ANAYASAL BAKIMDAN SORUNLARA YOL AÇAR”     

2547 sayılı Kanun’un “disiplin ve ceza işleri”ne ilişkin maddelerine, 6764 sayılı Kanun ile eklenen, “657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak…” şeklindeki ibarelerle, 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinde sayılan fiillerin tamamının, 2547 sayılı Kanun kapsamına alındığı belirtilen gerekçede, şunlar belirtildi:

“Bu fiillerin bir kısmının öğretim elemanlarına uygulanması anayasal bakımdan sorunlara yol açacak niteliktedir. Şöyle ki, 657 sayılı Kanun’da yetkili olmadığı halde basına demeç vermek kınama cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Bir öğretim elemanının bilimsel faaliyet alanına ilişkin bir konuda basın veya medya aracılığıyla kamuoyuna açıklamada bulunmasının disiplin yaptırımına bağlanması ise bilim hürriyeti ile bağdaşmamaktadır.”

Gerekçede, 2547 sayılı Kanun’da siyasi parti faaliyetinde bulunmamak kaydıyla yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının siyasi partilere üye olabileceklerinin düzenlendiği hatırlatıldı.

657 sayılı Kanun’da ise siyasi partiye girmenin devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren fiiller arasında gösterildiği belirtilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:

“Bu yönüyle Anayasa’nın öğretim elemanlarına yasaklamadığı siyasi partilere üye olma fiilinin dava konusu ibareler yoluyla 2547 sayılı Kanun kapsamında kamu görevinden çıkarma cezasının dayanağı sayılması Anayasa ile çelişmektedir.

657 sayılı Kanun’da sayılan fiiller esas olarak devlet memurları için öngörülmüş olduğundan, bu fiillerin bir kısmı gerek içerik gerekse kullanılan kavramlar ve ifade tarzı itibarıyla öğretim elemanlığı görevinin kapsam ve niteliğiyle örtüşmemektedir. Nitekim kullanılan kavramlar noktasında ortaya çıkan bazı uyumsuzlukları kanun koyucunun da öngördüğü anlaşılmaktadır.”

Gerekçede, öğretim elemanları hakkında kılık ve kıyafet ile çalışma saatleri ve biçiminin belirlenmesi konusunda memurlar için öngörülen düzenlemelerin ayniyle uygulanmasında, “Yükseköğretim kurumları ve üst kuruluşları”nı düzenleyen Anayasa’nın 130. maddesine uygunluk bulunmadığı vurgulandı.

Anayasa tarafından öngörülen ayrım ve farklılıkların dikkate alınmayarak, öğretim elemanları ile memur ve diğer personelin tümüyle aynı kurallara tabi kılınması ve dava konusu ibareler yoluyla öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğu kapsamına 657 sayılı Kanun’da sayılan fiillerin tamamının dahil edilmesinin, Anayasa’da bu kişiler için öngörülen güvencelerle örtüşmediğine işaret edildi.

Dava konusu kuralların, gerek uygulayıcılar gerekse disiplin kurallarının muhatapları yönünden birtakım belirsizliklere de yol açmasından ötürü Anayasa’nın ilgili maddeleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşıldığı bildirildi.

YÖK BAŞKANIN SORUŞTURMA YETKİSİNİN İPTALİ     

Anayasa Mahkemesi ayrıca, 2547 sayılı Kanun’un “disiplin ve ceza işleri”ne ilişkin maddelerine, 6764 sayılı Kanun ile eklenen ve YÖK başkanına öğretim elemanları hakkında doğrudan soruşturma açma yetkisi veren hükmünü de iptal etti.

İptal gerekçesinde, kuralın, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden ve kamu görevinden çıkarma cezalarını gerektiren fiillerle ilgili olarak YÖK başkanının disiplin amiri sıfatıyla öğretim elemanları hakkında doğrudan soruşturma açabileceğini hüküm altına aldığı hatırlatıldı.

Anayasa’da üniversitelerin, kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olduğunun belirtildiği vurgulanan gerekçede, yükseköğretim kurumlarının işleyişine ilişkin yapılacak düzenlemelerde YÖK’ün Anayasa’da tanımlanan görev ve işlevlerinin dikkate alınması gerektiği kaydedildi.

YÖK’e atfedilen işlevlerden bir kısmının gerekli görüldüğü hallerde YÖK başkanına bırakılmasının kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu ifade edilen gerekçede, şunlar aktarıldı:

“Bununla beraber devletin üniversiteler üzerindeki gözetim ve denetim yetkilerini düzenleyen konular bilimsel özerklik dikkate alınmak suretiyle kanun koyucuya bırakılmıştır. Bilimsel özerkliğin koşullarının oluşturulabilmesi üniversitelerin kendi işleyişine ilişkin idari kararların alınmasında da serbest olmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda YÖK ile birlikte daha somut ve kurumsal bir görünüm kazanan devletin üniversiteler üzerindeki gözetim ve denetim yetkisi ile bilimsel özerkliğe sahip üniversite olgusu arasında hassas bir dengenin kurulması gerekmektedir.”

Gerekçede, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (a) fıkrasının 6764 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki metninde, YÖK başkanı yalnızca YÖK ile üniversite rektörlerinin disiplin amiri olarak düzenlendiği, dolayısıyla soruşturma açma yetkisinin Kurul ve rektörler ile sınırlandırıldığı hatırlatıldı.

Dava konusu kuralın ise öğretim elemanlarının görev yaptığı yükseköğretim kurumundaki disiplin amirlerinin yetkisine ek olarak YÖK başkanına da disiplin amiri sıfatıyla öğretim elemanları hakkında doğrudan soruşturma açma yetkisi verdiği belirtildi.

Gerekçede, şunlar kaydedildi:

“Kuralın salt öğretim elemanlarının disiplin fiilleriyle ilgili YÖK başkanına doğrudan soruşturma açma yetkisi tanınmasının, YÖK’ün üniversiteler üzerinde sahip olduğu denetim yetkisinin neredeyse yükseköğretim kurumlarındaki tüm akademik personeli kapsayacak ve üniversiteler üzerinde hiyerarşik bir güce sahip olacak şekilde genişletilmesi sonucunu doğurduğu görülmüştür.

Öğretim elemanlarının görevlerine son verilmesinin kendi organları tarafından yürütülmesi hususunun bilimsel özerkliğin bir gereği olduğu da dikkate alındığında, YÖK başkanına öğretim elemanları hakkında soruşturma açma yetkisi tanıyan kuralın bilimsel özerkliği zayıflatan ve YÖK’ün sahip olduğu denetim yetkisini aşan yönü ile Anayasa’nın 130. ve 131. maddeleri ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.”

Cami yapımını durduracak imar planı değişikliğine tepkiler Cami yapımını durduracak imar planı değişikliğine tepkiler

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin Kayapınar ilçesinde cami yapımı için belirlenen alanların imar planını değiştirmesine tepkiler devam ediyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin Kayapınar ilçesinde cami yapımı için belirlenen alanların imar planını değiştirmesine tepkiler devam ediyor.
Merkez Kayapınar ilçesi Yunus Emre Camisi’nde kılınan öğlen namazının ardından, aralarında sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcilerinin de yer aldığı cemaat, belediyenin kararını protesto etti.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından konuşan İl Müftü Vekili Nihat Koç, İslamiyet’in mabetlerin korunmasına büyük önem verdiğini söyledi.
Dokunulmaması gereken yerler arasında mabetlerin yer aldığını dile getiren Koç, “Hristiyan bir ülkeye giriyorsunuz kiliseye karışamıyorsunuz, Yahudi bir toplumla savaşa giriyorsunuz, onların havralarına karışamazsınız ama gelin görün ki Müslümanların mabetleri hep hakarete ve tecavüze uğradı.” dedi.
Mescid-i Aksa’nın İsrail’in işgali altında olduğunu, 1300 yıllık Emevi Camisi’nin ise Beşşar Esed’in bombalarıyla tahrip edildiğini anlatan Koç, şöyle konuştu:
“5. Harem-i Şerif Diyarbakır Ulu Cami’miz inanın kuşatma altındadır ama biz bunlara meydan vermeyeceğiz. Mabetlerimize, kutsallarımıza, bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkacağız. Kayapınar’da devasa binalar, muhteşem yerleşim alanları yapılıyor. İmar planları yapılırken mabetlere yer verilmemiş. Müslüman bir vicdanın bunu kabul etmesi mümkün değil, biz de kabul etmiyoruz.”
AK Parti İl Başkanı Süleyman Serdar Budak ise imar planında değişiklik yapıldığını belirterek, “Müslümanların mabedi yaklaşık yüzde 70 bitmiş. Yarın burayı yıkmak isteyecekler. Onları bu mabetlere dokundurtmayacağız. O pis ve çirkin ellerini artık camilerimizin üzerinden çeksinler, bu kabul edilmez. Hukuki çalışmalarımız bu konuda devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlardan Ramazan Çiçek de kararın kasıtlı olduğunu vurgulayarak, “Kesinlikle bu camiyi yıkamazlar. Yıkarlarsa dünya onlara zindan olur. Halk onlara gereken dersi verecektir.” dedi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin aldığı karara tepki gösteren vatandaşlar, “Zalimler için yaşasın cehennem” ve “Belediye şaşırma sabrımızı taşırma” sloganları attı.
İçişleri Bakanlığınca görevlendirme yapılan dönemde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince, merkez Kayapınar ilçesindeki 5 alan imar planında cami inşaatı için belirlenmişti. 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından göreve gelen HDP’li belediye yönetimince, imar planında park ve dini tesis alanıyken sadece park alanı yapılmak üzere hazırlanan nazım imar planında değişiklik yapılması için 21 Haziran’da belediye meclisi kararı almıştı.
Valilik, Büyükşehir Belediye Meclisinin bu kararının mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulması talebiyle Diyarbakır Nöbetçi İdare Mahkemesine başvurmuştu.

Beyoğlu 15 Temmuz Etkinliğine Davet Et Beyoğlu 15 Temmuz Etkinliğine Davet Et

Diyarbakır’ın Bağlar İlçe Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinliklerine bütün Diyarbakırlıları davet etti.

15 Temmuz darbe girişiminde şehit düşen ve gazi olan vatandaşlar, Diyarbakır’da da anılacak. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinliklerine Diyarbakırlıları davet eden Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu, “3 yıl önce yapılmak istenen hain darbe, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu ve milletimizin iradesine sahip çıkmasıyla geri püskürtülmüştür. Türk milleti, 15 Temmuz gecesi destan yazmış, kahramanlığını dosta düşmana bir kez daha göstermiştir. 15 Temmuz gecesinin yıl dönümünde tarih yazan kahramanlarımızı bir kez daha şükran, minnet, rahmet ve saygıyla anacağız. Birlik ve beraberliğimizi bir kez daha perçinlemek, şehit ve gazilerimizi saygıyla anmak üzere 15 Temmuz günü, 15 Temmuz Şehitler Parkı’nda saat 20.00’da gerçekleştireceğimiz etkinliklere tüm halkımızı davet ediyorum” dedi.

Belediyeden inşaat halindeki camileri yıkma hamlesi Belediyeden inşaat halindeki camileri yıkma hamlesi

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin Kayapınar ilçesinde cami yapımı için belirlenen alanların farklı amaçlarla kullanımı amacıyla imar planını değiştirmesine tepkiler devam ediyor.Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Sözcüsü Muhammed Akar, yaptığı açıklamada, Kayapınar’ın kentin en çok gelişen bölgesi ve ibadet alanına ihtiyaç duyulan ilçesi olduğunu söyledi.AK Parti Grubu olarak, kentin ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla mücadele verdiklerini ancak HDP’nin bu konuda şehrin ihtiyaçları ve bölge insanının değerlerini dikkate almayarak ideolojik belediyecilik yaptığını savunan Akar, 2014’te AK Parti meclis üyeleri olarak ibadethane için imar düzenlenmesinde yer tahsis edilmesi gerektiğini bildirdiklerini ancak düzenlemede buna yer verilmediğini dile getirdi.Görevlendirme yapılan dönemde bunu bir daha gündeme getirdiklerini kaydeden Akar, şöyle dedi: “Kayyum döneminde bu ihtiyacı karşılamak üzere bazı parseller ibadethane yeri olarak tahsis edildi fakat Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi, yeşil alan gerekçesiyle kayyum zamanındaki bu tahsisleri iptal etti. Biz buna itiraz ettik ama bu itirazımızı HDP’liler dikkate almadı.Eğer yeşil alan ihtiyacı varsa başka bir alanın ayrılmasını ve tanzim edileceğini söyledik.”HDP’nin milletin değerlerini anlamadığını ifade eden Akar, ibadethanelerin temel ihtiyaç ve toplumun değeri olduğunu söyledi.Bunu anlamaları gerektiğini dile getiren Akar, şöyle konuştu: “Bu kararlarından vazgeçsinler. Dertleri yeşil alansa, buna itirazları varsa, yeşil alanları koruyalım, başka yerleri ibadethane yeri olarak belirlesinler, biz de destek olalım. Bunu da kabul etmiyorlar. Bunların amaçları yeşil alanı korumak değil. İdeolojik belediyecilik yapıyorlar. Amaçları bu şehre hizmet etmek ve sorunlarını çözmek değil. HDP’ye oy verenler de onların bu kararından rahatsız. İki gündür bizi arıyorlar. HDP Grubu’na çağrıda bulunuyorum, gelsinler beraber çalışalım, bu şehir için güzel şeyler yapalım.Biz hem AK Parti’ye hem de başka partiye oy veren her kesimin talepleri doğrultusunda çalışarak bu yanlıştan dönmeleri için çaba içindeyiz.””Yanlış karardan dönülmesi gerektiğini düşünüyorum”Avukat Ömer Serdar Kaplan da Büyükşehir Belediyesinin imarda değişiklik kararının ihtiyaca binaen ibadet alanı tahsis edilen yerlerin yeşil alana dönüştürülmesi için atılan bir adım olduğunu söyledi.Kaplan, bunun uygulanması için Kayapınar Belediye Meclisinin bu imar planını geçirmesi gerektiğini anlattı.”Uygulama imar planı kesinleştikten sonra eğer varsa cami olsun, okul olsun, tümünü yıkmaları gerekiyor. Onu da encümen kararı alarak yıkarlar.” diyen Kaplan, belediye meclislerinin yıkımla ilgili karar almaya yetkilerinin olmadığını kaydetti.Kaplan, “Yıkımla ilgili, imar planına aykırı yapılaşmalar varsa bununla ilgili kararı belediye encümenleri alır. Kararda yıkım kararı yok ama ibadet alanı olarak ayrılan bir alanın da yeşil alana dönüştürülmesi var.” ifadelerini kullandı.İbadet alanlarının imar planından çıkarıldığını söyleyen Kaplan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Oralarda bir yapı varsa ki oraların çoğunda cami inşaatları başlamış. Yüzde 30, 40, 70 seviyelerine çıkan yerler var. O zaman Kayapınar Belediyesinin encümen kararıyla yıkımları için karar alması gerekiyor. Bunu yaparlar mı? Bunu önümüzdeki süreç gösterir. Aldıkları karar doğru bir karar değildir. Bir imarda bir değişilik yapılacaksa bu halkın dini inançları gereği zorunlu ibadetlerini yaptıkları cami alanının direkt park alanına dönüştürülmesi doğru değildir.Bu karar, halkın beklentilerine, taleplerine ve inançlarına aykırı ve terstir. Bu karar, Kürt halkının inancıyla örtüşmeyen bir şeydir. Bu karar, yanlış bir karardır. Bu yanlış karardan dönülmesi gerektiğini düşünüyorum.””İnşallah belediye bu kararından geri döner”Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Yenişehir Belediyesi Meclis Üyesi Muharrem Mermut da belediyelerin halka hizmet edilmesi gereken yerler olduğunu anlatarak, HDP’nin belediyecilik hizmetini öteleyerek siyasi görüş arenası haline getirdiğini savundu.Bu tür kararların siyasi olduğunu, ülkenin hiçbir yerinde ibadethanelerle, camilerle ilgili belediyelerin bu tür kararları alma keyfiyetinde olduğunu görmediğine dikkati çeken Mermut, dindar toplumda belediyelerin bu tür kararlar almasını esefle karşıladığını ve doğru bulmadığını dile getirdi.”İnşallah belediye bu kararından geri döner. Halkımızın daha fazla provokasyona gelmesine neden olmaz.” diyen Mermut, şu değerlendirmelerde bulundu: “HDP zihniyeti, kurulduğundan bugüne bölgemizde laik, seküler, inançsız bir toplum yetiştirme yönünde ciddi bir çaba içinde. Kürt halkı Müslüman’dır, dindardır. Namusu, dini için mücadele eden bir topluluktur fakat üzülerek söylemek durumundayım. HDP zihniyeti, Kürt halkını bu hassasiyetlerinden uzaklaştırıp laik, seküler bir topluma dönüşmesini istiyor çünkü büyük Orta Doğu projesinde Kürtlerin bir zihniyette kullandırılması için bu dini hassasiyetlerden uzaklaştırılması gerekiyor.Onlar da buna zemin hazırlıyorlar. Toplum bununla yüzleştiği zaman sonuçları çok kötü olacak günler önümüzdedir.”Kürt halkının HDP zihniyetine yönelmesi için zemin hazırlandığını ve buna itildiğini belirten Mermut, şöyle konuştu: “Hükümetin, devletin veya HDP çizgisi dışındaki sivil toplum kuruluşlarının Kürt halkına sahip çıkması, sorunlarını gerçekçi ve kalıcı çözümle kucaklayıp Kürtlerin tekrar özüne dönmesi için iyi bir çaba içinde olması gerektiğine inanıyorum. Yoksa Kürt halkı büyük bir felaket sürecine girmiş durumda.Gençlerini, çocuklarını zapt edemeyeceği, yarın kendilerinin de bu işin altından kalkamayacağı çok olumsuz bir sürece doğru gidiyoruz. Yani çocukları şu anda maalesef uluslararası birtakım dış güçlerin Orta Doğu’daki projelerine çete olarak kullanılması yönünde iyi bir zemin hazırlanıyor. Burada da biz kendi çocuklarımız açısından endişe sahibiyiz.”Valilikten, yürütmeyi durdurma talebiİçişleri Bakanlığınca görevlendirme yapılan dönemde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince, merkez Kayapınar ilçesindeki 5 alan imar planında cami inşaatı için belirlenmiş, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından göreve gelen HDP’li belediye yönetimince, imar planında park ve dini tesis alanıyken sadece park alanı yapılmak üzere hazırlanan nazım imar planında değişiklik yapılması için 21 Haziran’da belediye meclisi kararı alınmıştı.Valilik, Büyükşehir Belediye Meclisinin bu kararının mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulması talebiyle Diyarbakır Nöbetçi İdare Mahkemesine başvurmuştu.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Genel
Kültür Sanat