• Altın 85,792
  • Dolar 2,7675
  • Euro 2,2230
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 7 °C
reklam2

İslam
Spor
Ermeni Çeteleri 519 Bin Müslüman Türk’ü Katletti”

Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, Ermenilerin 519 bin Müslüman Türk’ü katlettiğini belirterek, 1986 yılı itibarıyla başladıkları kazı ve arşiv çalışmalarıyla bilim adamları olarak, asıl katliama uğrayanların Müslüman Türkler olduğunu belgeleriyle ortaya koyduklarını belirtti.

Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, Ermenilerin 519 bin Müslüman Türk’ü katlettiğini belirterek, 1986 yılı itibarıyla başladıkları kazı ve arşiv çalışmalarıyla bilim adamları olarak, asıl katliama uğrayanların Müslüman Türkler olduğunu belgeleriyle ortaya koyduklarını belirtti.

Prof. Erol Kürkçüoğlu, Erzurum’da 50 bin, Van’da 45 bin, Kars’ta 17 bin, Iğdır’da 15 bin,Erzincan’da 13 bin, Diyarbakır’da 12 bin, Muş’ta 10 bin sivilin Ermeniler tarafından katledildiğini söyledi.

Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, 1915 olaylarına ilişkin, Ermenilerin 519 bin Müslüman Türkü katlettiğini belirterek, 1986 yılı itibarıyla başladıkları kazı ve arşiv çalışmalarıyla bilim adamları olarak, asıl katliama uğrayanların Müslüman Türkler olduğunu belgeleriyle ortaya koyduklarını söyledi.

Ermeniler tarafından yapılan katliamlar nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çok büyük Müslüman kayıplar olduğunu anlatan Kürkçüoğlu, bölgede toplu katliamlar yapıldığını belirtti.

Ermeni sorununun sadece Türk dünyasının bir sorunu olmadığını, Ortadoğu veKafkasya’da çıkar ve emelleri olan emperyalist devletlerin hepsini birden ilgilendiren milletlerarası bir problem olduğunu ifade eden Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, şöyle konuştu:

“Katledilenler de sivil ahalidir. Birinci Dünya Savaşı ile alakası olmayan, doğrudan doğruya sivil ahali katledilmiştir. Bilhassa Birinci Dünya Savaşı’nda Rusların Bolşevik ihtilaliyle bu bölgeden çekilip ülkelerine dönmeleri neticesinde bu bölgede Ermeni çeteleri, gönüllü Ermeni birlikleri ve bunların başında komutanları var. Ermenilerin o dönemde yaptığı katliamları herkes çok iyi biliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 185 toplu mezar tespit ettik. Diyarbakır, Muş, Bitlis, Van, Erzurum, Erzincan, Kars, Ardahan,Iğdır, Trabzon, Kilis, Adana, Osmaniye, Antep, Bayburt, Ünye, Maraş başta olmak üzere birçok ilde sivil ahaliye yönelik toplu katliamlar olduğunu tespit ettik. 519 bin sivil ahalinin katledildiğinin arşiv belgesi olarak var.”

 

17 Nisan 2015 Dünya Genel Haber Haberler Politika Türkiye Yerel Haber Yurt Haberleri
AK Parti’nin Seçim Beyannamesi AK Parti’nin Seçim Beyannamesi

AK Parti’nin seçim beyannamesine göre, Türkiye ekonomisi için temel ve kritik olan ham maddelerin güvenli teminine yönelik strateji oluşturulacak.

AK Parti’nin seçim beyannamesine göre, Türkiye ekonomisi için temel ve kritik olan ham maddelerin güvenli teminine yönelik strateji oluşturulacak. Kritik ham madde, maden ve minerallerin ülke dışına çıkarılmasında düzeni sağlayacak sistem kurulacak.

AK Parti’nin “7 Haziran Genel Seçimleri Seçim Beyannamesi”nde, “İstikrarlı ve GüçlüEkonomi” başlığı altında, tarım ve gıda, enerji güvenliği, ulaştırma ve lojistik, ticaret, turizm ve inşaat, teknik müşavirlik ve müteahhitlik gibi alanlarda yapılan ve yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verildi.

Buna göre tarımsal destekler, 190 tarım alt havzasında, iklim, toprak ve topografyanın yanı sıra mevcut su potansiyeli ve bitkilerin su tüketimi de dikkate alınarak, alt havzalar düzeyinde, bölgesel ve ürün bazında düzenlenecek. 2015 yılında 10 milyar lira nakit hibe desteği verilecek.

Arazilerini büyütmek isteyen ehil mirasçılara kredi imkanları sağlanacak. Tarım arazilerini ve verimli ovaları koruyacak “Arazi Kullanım Planları” ve “Ovalarımızın Belirlenmesi” çalışmaları ile tarım sayımı tamamlanacak.

Tarım Sektör Entegre Yönetim Bilgi Sistemi (TARSEY) tamamlanacak, Ülkesel Tarım Envanteri Takip Sistemleri (ÜTES) yaygın ve etkin bir şekilde uygulamaya koyulacak. 400 tarımsal meteoroloji istasyonu, bin 200’e çıkarılarak tüm ülke geneline yaygınlaştırılacak, 14 yeni araştırma merkezi kurulacak. Türkiye’nin ilk Milli Botanik Bahçesi hizmete açılacak.

 

Arıtılmış suların sulamada kullanımı araştırılacak, sulama yatırımlarında cazibeli ve düşük pompajlı olanlara öncelik verilecek. 2019 yılına kadar 10 milyon dekar ilave arazi sulanabilir hale getirilecek.

Sertifikalı tohumluk üretimi 880 bin tona çıkarılacak, Tarım alanları içerisinde organik tarımın oranı yüzde 4’e yükseltilecek. İlk yerli patates çeşitleri üretime kazandırılacak.

Ambalajlı ürünlerin etiketlerinde besleyici değerlere ait bilgilerin bulunması zorunlu hale getirilecek. Gıdalarda tuz ve şeker azaltılmasına devam edilecek.

Ürünlerini lisanslı depolarda muhafaza eden üreticilere kira desteği sağlanacak, 800 bin hektar alanda ıslah çalışmaları tamamlanacak.

Kafeinsiz siyah çay ve yeşil çay üretimine geçilecek. Erzurum, Van, Sakarya veDiyarbakır’da et kombinaları yenilenecek, Erzincan’da tavuk kombinası faaliyete geçirilecek. Sanayiye giden çiğ sütün alım ve satımının sözleşmeli usulde yapılması sağlanacak.

Koyun ve keçi yetiştiriciliğine yönelik teşvikler artırılacak, koyun ve keçilerin kayıt altına alınarak izlenmesi ve hayvan hastalıklarının kontrol altına alınması sağlanacak. Süt ve et üretiminde sözleşmeli model geliştirilecek.

Balıkçı Gemileri İzleme ve Veri Toplama Sistemi kurulacak. Toplam 12 balıkçı barınağı tamamlanacak.

Ormanların sınırlarının korunması ve mülkiyet problemlerinin çözümüne yönelik orman kadastro çalışmaları hızlandırılacak. Ormanların ekonomik, sosyal ve ekolojik fonksiyonlarını gözeten sürdürülebilir yönetim ilkesi benimsenecek, odun ve odun dışı orman ürünleri potansiyeli değerlendirilerek üretim ve pazarlanması konusunda etkin yönetim sağlanacak.

İkinci GAP Eylem Planında beşeri ve sosyal kaynakların geliştirilmesi, temel altyapı yatırımlarının tamamlanması, DAP Eylem Planında tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi, KOP Eylem Planında toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını sağlamak suretiyle sektörel çeşitliliğin artırılması, DOKAP Eylem Planında ise turizm odaklı sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı esas alınacak.

Petrol ve doğalgaz aramaları artırılacak

Vatandaşlara ve üreticilere ucuz, kaliteli, güvenli enerji sağlamaya devam edilecek. 2017 sonuna kadar tüm illerde konut sektörüne doğalgaz iletimi tamamlanacak. Doğalgaz depolama kapasitesi artırılacak. Bu kapsamda yapımı devam eden ve tamamlandığında 1 milyar metreküp gaz depolama kapasitesi temin edecek Tuz Gölü Yeraltı Depolama projesinin ilk aşaması 2017’de, ikinci aşaması ise 2019’da devreye alınacak.

Trans Adriatik Doğal Gaz Boru Hattı Projesiyle (TAP) doğalgaz Yunanistan ve Arnavutluküzerinden İtalya’ya ulaşatırılacak. Irak-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı Projesiyle Türkiye veAvrupa için gaz alışı gerçekleştirilecek.

Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edilen 3 bin MW kapasiteye sahip ve tarımsal amaçlı kullanılamayacak nitelikteki 6 bin hektar alanda bu yıl yatırımcılara yer tahsisi yapılması hedefleniyor.

Dolgu hacmi bakımından Türkiye’nin 2. büyük, 1.200 MW’lık kurulu gücüyle 4. büyük baraj ve HES olacak Ilısu Santrali ile yıllık ortalama 4,12 milyar kW/s enerji üretilecek. 270 metre gövde yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek, dünyanın 3. yüksek barajı olacak ArtvinYusufeli Barajı tamamlanacak. Komşu ülkelerle elektrik ticareti kapasitesi artırılacak.

Elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesine devam edilecek. Enerjiyi verimli tüketen ürünlerin verimsiz ürünlere oranla kullanımının artırılması özendirilecek. Afşin-Elbistan gibi büyük linyit havzaları ile daha düşük kapasiteli diğer rezervlerin değerlendirilmesi sağlanacak. Kömür aramalarına hız verilecek ve rezervler artırılacak.

Enerji üretiminde dışa bağımlılığın azaltılması hedefiyle uyumlu olarak yurtiçi ve yurtdışında petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri hızlandırılacak.

Linyit kömürü ve jeotermal gibi yerli kaynakların potansiyelinin tespitine yönelik arama faaliyetleri azami düzeye çıkarılacak. Kaya gazı konusunda ise kapsamlı araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi sağlanacak. Demir cevheri, mermer ve bor başta olmak üzere sanayi hammaddelerinin yurtiçinde arama ve üretimine öncelik verilecek.

Türkiye ekonomisi için temel ve kritik olan ham maddelerin güvenli teminine yönelik strateji oluşturulacak. Kritik ham madde, maden ve minerallerin ülke dışına çıkarılmasında düzeni sağlayacak sistem kurulacak. Ülkeler ve ülke grupları tarafından belirlenen kritik ham maddeler listesiyle ilgili, başta nadir toprak elementleri olmak üzere Türkiye’de yer alan ham maddelerin aranması ve üretilmesine yönelik arama programı başlatılacak.

Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin artırılmasına yönelik, maden kanunu ve diğer ilgili kanunlarda yapılan düzenlemeler etkili bir şekilde uygulanacak. Küresel ölçekli ve rekabet gücü yüksek madencilik şirketlerinin oluşturulması desteklenecek.

MTA ve TTK yeniden yapılandırılacak

Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA), günün ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılacak. Türkiye Taş Kömürü Kurumunun (TTK) zarar eden bir yapıdan çıkarılması için eylem planı hazırlayarak kurumun yeniden yapılandırılması sağlayanacak. “Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretimi Öncelikli Dönüşüm Programı” ile enerji alanında yerli kaynaklar maksimum düzeyde harekete geçirilerek dışa bağımlılık azaltılacak. Programla birincil enerji üretiminde yerli kaynakların payının, yüzde 28’den yüzde 35’e yükseltilmesi, yerli kömürden üretilen elektriğin 32 milyar kWh’dan 57 milyar kWh’a çıkarılması ve hidroelektrik kapasitesinin 10 bin Mw’lık kapasite eklenmesi hedefleniyor.

Yeni otoyollar inşa edilecek

Bölgeleri ve illeri birbirleriyle bütünleştirmeye, hem yolcu hem de yük açısından güçlü bir lojistik ve ulaştırma altyapısı oluşturmaya devam edilecek.

Karayolunda ülkenin kuzeyini güneyine, doğusunu batısına bağlayan ana akslar tamamlayacak ve otoyol ağı geliştirilecek. Havacılık ve denizcilik sektörlerinde ülke, dünyanın en önemli transit merkezlerinden birine dönüştürülecek. Demiryollarında yüksek hızlı ve hızlı tren hatları önemli ölçüde tamamlanacak. Böylece Türkiye, gelişmiş ülke standartlarında bir ulaştırma alt yapısına kavuşturulacak.

Önemli ulaşım koridorları, otoyol ağıyla birbirine bağlayacak, başta Marmara Bölgesi olmak üzere YİD modeliyle yeni otoyollar inşa edilecek. İstanbul-Bursa-İzmir (Körfez Geçiş Köprüsü dahil) ve Kuzey Marmara Otoyolu tamamlanarak hizmete açılacak.Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün yer aldığı güzergahın yapımına başlanacak. Böylece otoyollar ve köprülerle çevrilmiş Marmara Ringi oluşturulacak.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve AVRASYA tüneli tamamlanacak.

Doğu Anadolu’yu Karadeniz Bölgesine bağlayan Ovit, Cankurtaran ve Salmankaş tünelleri, Orta Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan Ilgaz Tüneli, Cizre ile Şırnak’ı birbirine bağlayanCudi Tüneli, Akdeniz sahilini geçilebilir kılan Mersin-Antalya arasında 6 tünel başta olmak üzere 128 kilometre uzunluğunda 62 tünel tamamlanacak. Ayrıca Nissibi, Kömürhan veAğın köprüleri ile çok sayıda viyadük hizmete açılacak.

Mega ulaşım projeleri hayata geçirilecek

3 katlı Büyük İstanbul Tüneli, günde 6,5 milyon vatandaşın kullanacağı toplam 9 farklı raylı sistemi birbirine bağlayacak. Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin trafiğine nefes aldıracak projenin, YİD modeliyle yapımına başlanacak.

Yüzyılın en büyük projelerinden biri olan Kanal İstanbul’un çalışmalarına devam edilecek. Projeyle, Avrupa Yakası’nda, Karadeniz ve Marmara Denizi’nin arasına bir kanal inşa edilecek ve İstanbul içinden iki boğaz geçen bir şehir haline gelecek.

Ankara ve İstanbul arasını 1,5 saate indirecek yüksek hızlı tren projesinin, YİD modeliyle, etaplar halinde gerçekleştirmek üzere proje çalışmaları başlatıldı.

Ankara merkezli hızlı tren çekirdek ağını 3 bin 623 kilometreye ve buna paralel olarak ihtiyaç duyulacak hızlı tren seti sayısı 13’ten 125’e çıkarılacak.

Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi tamamlanacak. Böylece ülke nüfusunun yarısı yüksek hızlı tren konforundan faydalanacak. Kapıkule’den Kars’a ve İzmir’den Habur’a uzanan Doğu-Batı demiryolu akslarındaki yük ve yolcu taşıyacak hızlı tren hatları ile Kuzey-Güney akslarındaki İstanbul-Antalya, İstanbul-İzmir-Aydın, Karasu-Antalya, Zonguldak-Mersin, Samsun-Çorum-Kırıkkale-Ankara, Kayseri-Nevşehir-Aksaray-Konya-Antalya, Samsun-Gaziantep yük ve yolcu taşıyacak hızlı tren hatları bölümler halinde yapılacak.

Demiryolu ile yük ve yolcu taşımacılığına imkan sağlayacak şekilde sınırlara kadar oluşturulacak demiryolu ağı, uluslararası sisteme entegre edilecek. Kars-Tiflis-Bakü, Ankara-Sivas ve Sivas-Erzincan demiryolu projeleri tamamlanacak.

Milli demiryolu sanayisini geliştirecek, hızlı tren dahil demir yolu araçları imal edilecek. İhale hazırlıkları süren projeyle ilk milli yüksek hızlı tren faaliyete geçirilecek.

– “Hava Ulaşım Ağı” oluşturulacak

İstanbul Yeni Havalimanını hayata geçirerek, sektörün dünya ortalaması üzerinde büyümesi ve İstanbul’un dünyanın önemli bir transit merkezine dönüşmesi desteklenecek. Her 100 kilometre mesafede bir havalimanına ulaşacak şekilde “Hava Ulaşım Ağı” oluşturulacak. Milli bölgesel uçak yapımına başlanacak.

Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezinde yerli uydu Türksat6A’nın üretimi tamamlanacak. Türksat 4B uydusu fırlatılacak, Türksat 5A uydusunun ise yapımına başlanacak.

Ülkenin havacılık ve uzay alanındaki faaliyetlerinin yürütülmesi, yeni teknolojilerin takip edilerek kullanılması ve projelerde koordinasyonun sağlanması amacıyla Türkiye Uzay Ajansı kurulacak.

Denizcilik sektöründe Türkiye, küresel deniz taşımacılığıyla entegre transit bir liman ülkesine dönüştürülecek. Türk deniz ticaret filosunu yenilenerek10 milyar tona ulaşan dünya deniz ticaret hacminden daha fazla pay alınacak. Gemi ve yat inşa sanayisi yenilikçi teknolojilerle donatılarak daha rekabetçi hale getirilecek.

Ülkenin bölgesinde transit liman üssü olmasını teminen kıyılarda büyük ölçekli limanların tesis edilmesi sağlanacak, bu kapsamda 3 büyük denizde 3 büyük liman kurulacak.Marmara Denizi’nde Kuzey Güney aksında en az 2 Ro-Ro terminali inşa ederek, körfez ve boğaz köprüleri üzerindeki trafik yükü azaltılacak. İstanbul limanı kurvaziyer gemilerin ana yolcu değişim limanı haline dönüştürülecek. Ro-Ro ve kabotajtaşımacılığı geliştirilecek.

Komşu ülkeler ve dış ticaretin bulunduğu diğer ülkelerle gümrük işlemleri hızlandırılacak. Kamu-özel işbirliği modeli kullanılarak gümrük kapılarının sayısı artırılacak, kapasite ve kalitesi geliştirilecek. Gümrüklerde tek pencere sistemi tamamlanacak.

Filyos Limanı’nın yapımı tamamlanacak, Çandarlı ve Mersin konteyner liman yapım projeleri yürütülecek.

– Elektronik ticaret hizmetleri geliştirilecek

Ticaret hizmetlerinde markalaşma ve kurumsallaşma kapasitesinin geliştirilmesi yoluyla işletmelerin özellikle yeni gelişen çevre ülke pazarlarına daha fazla açılması sağlanacak.

Girişimcilerin yurtdışı pazarlara açılması amacıyla elektronik ticaret hizmetlerinin geliştirilmesi sağlanacak. Gümrük işlemlerinin ilk 1 dakika içinde tamamlanma oranının 2015’te yüzde 70’e ulaştırılması hedefleniyor.

Gümrük işlemlerinde “Tek Pencere Sistemi” ile dış ticaret işlemlerinin tek bir noktadan tamamlanması sağlanacak. Tek Durakta Kontrol ve komşularla Ortak Gümrük Kapısı projeleriyle sınır geçişlerini hızlandırmak suretiyle rekabetçilik artırılacak.

– Küresel bir reklam kampanyası uygulanacak

Turizm merkezlerinde bürokrasiyi azaltacak ve sermaye akışını kolaylaştıracak yeni “Alan Yönetim” modelleri geliştirilecek.

Turizm Gelişim Bölgeleri, Turizm Koridorları, Turizm Kentleri ve Ekoturizm Bölgelerinin geliştirilmesi yaklaşımıyla 9 turizm gelişim bölgesi, 7 tematik koridor, 10 turizm kenti ve 5 ekoturizm bölgesi öngörülüyor. Kış Turizmi Master Planı hazırlanarak, kış turizmine ilişkin yatırımların bütüncül bir şekilde planlanması ve gerçekleştirilmesi sağlanacak.

İşgücü niteliği yükseltilecek

İç piyasada rekabet ortamının kalite ve yüksek nitelikli talep üzerine kurulması sağlanacak. İnşaat yatırımlarında talep niteliğinin yükseltilmesi ve kalitenin ön planda tutulması, sektörün ihtiyaç duyduğu dönüşüm de kamunun itici güç olması öngörülüyor.

Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde kaliteyi artıran ve yapı malzemelerinin ihracatpotansiyelini yükselten faaliyetler desteklenecek. Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörüne finansmana erişim konusunda ilave destekler sağlanacak.

İnşaat sektöründe işgücü niteliğini yükseltilecek, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları geliştirilecek.

15 Nisan 2015 Genel Haber Haberler Politika Türkiye Yerel Haber Yurt Haberleri
Günümüz Meselelerine Bediüzzaman’dan Çareler’ Konuşuldu Günümüz Meselelerine Bediüzzaman’dan Çareler’ Konuşuldu

Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatının 55. yıldönümü dolayısıyla ‘Günümüz Meselelerine Bediüzzaman’dan Çareler’ konulu panel düzenledi.

Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatının 55. yıldönümü dolayısıyla ‘Günümüz Meselelerine Bediüzzaman’dan Çareler’ konulu panel düzenledi.

Panele tarihçi yazar M. Latif Salihoğlu, eğitimci Tahir Ünverdi, Av. Abdulkadir Akbaş konuşmacı olarak katıldı. Açılış konuşmasını yapan Yeni Asya Gazetesi Diyarbakır Temsilcisi İrfan Yıldırım, panele Mardin, Van, Batman, Şanlıurfa, Cizre, İdil, Midyat, Ergani ve birçok yerden katılanlara teşekkür etti.

Eğitimci Tahir Ünverdi, sunumunda ilk olarak Müslümanların geri kalış nedenlerini Bediüzzaman’ın tespitleriyle anlattı. Ünverdi, Bediüzzaman’ın tespitlerine göre birinci geri kalış nedeni ümitsizliğin İslam toplumları içinde hayat bulmuş olmasından kaynaklandığını dile getirdi. Ünverdi, şöyle konuştu: “İkinci geri kalış nedeni İslam toplumunu birbirine bağlayan imani rabıtaların bilinmemesi. Zira Allah’ımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir, kıblemiz bir, vatanımız bir, dinimiz bir. Bütün bu birlikler bizi bir yapması ve birbirimize bağlaması gerekirken ihtilafa düşmemiz, geri kalmışlığımıza sebep olmuştur. Üçüncüsü doğruluğun toplum ve siyasi hayatta ölmesi. Hazreti Peygamber zamanında, doğruluk ile yalan ve hile arasında binlerce mesafe vardı. Zira İslamiyet geldikten sonra, sıdk ve doğruluk olan İslamiyet ile yalan ve hileden ibaret olan küfür arasındaki mesafe uzaktı. Ancak Hz. Peygamber’den sonra bu mesafe git gide kısaldı ve küfür ile iman bir pazarda satılır oldu. Yani doğruluk, sıdk öldü. Dördüncüsü ise düşmanlığı sevmemiz, adavete muhabbet. Bunun çaresi ise birbirimizi sevecek birçok nedenin olduğunu, başta imanımız ve sonra İslamiyet, daha sonra insaniyet gibi değerlerin birbirimize düşmanlığı değil, muhabbeti gerektirir.”

Ünverdi, Müslümanların bir başka geri kalış nedeninin ise bulaşıcı hastalık gibi ortaya çıkan zorbalık ve istibdat olduğunu vurguladı. Ünverdi, “Bunun çaresi de Müslümanların toplum hayatındaki saadetlerinin anahtarı olan, meşveret-i şer’iyyedir. ‘Ve emrühüm şura beynehüm’ ayet-i kerimesi, şûrâyı, meşvereti, bir iş yapılmadan önce birbirine danışmayı, esas olarak emrediyor. Sadece ben bilirim, ben abiyim, şeyhim, başkanım, reisim deyip, tek adam ve tek görüşün İslam’a uygun olmadığı ifade edilmektedir.” ifadelerini kullandı.

AKBAŞ: TÜRKİYE’NİN KARANLIK GEÇMİŞİYLE HESAPLAŞMADAN GERİ ADIM ATILDI

Panelde konuşan Av. Abdulkadir Akbaş ise aziz üstatlarından aldıkları derse binaen nur talebelerinin bugüne kadar hakiki adalet ve hürriyet için çalıştıklarını, adaletperver, hürriyetperverlere dayanak teşkil ettiklerini kaydetti. Yargının bağımsız, her türlü etkidenuzak, adaletin gerçekleşmesi dışında hiçbir maksadın gözetilmemesini, adil yargılanma şartlarının sağlanması ile sorumlu olan siyasal iktidarın temsilcilerinin, kendilerini bu davaların savcısı ilan ettiğini hatırlatan Akbaş, “Bu davalar ile askeri vesayeti ortadan kaldırdıklarını iddia ederek, demokrasiyi kökleştirdiklerini, Türkiye’de darbe döneminin kapandığını iddia ettiler. Ancak demokrasinin kurallar ve kurullar rejimi olduğunu kabullenmek istemeyen anlayış, yönetimi kural ve kurullarla tesis etmek yerine, karizmatik bireyleri merkeze alan bir yönetim biçimini tesis etmeye öncelik vermişlerdir. Bu tercih neticesinde, Türkiye’nin karanlık geçmişi ile hesaplaşılmasından geri adım atılmıştır. Ergenekon ve Balyoz davalarındaki yargılama usul ve hatalarının düzeltilmesi yerine bütün sanıkların beraat etmesinin yolu açılmıştır.” diye konuştu.

‘ÖNCE ERGENEKON’UN SAVCISI SONRA AVUKATLIĞINI ÜSTLENDİLER’

Önce bu davaların savcısı rolünü üstlenenlerin, uzlaşı sonrası, savunma avukatlığını üstlenmesi ve bütün bu davaların bir kumpasa, üretilmiş delillere dayandığını ifade etmelerinin Türkiye’nin demokratikleşmesinin önüne yeni engeller koyduğunu belirten Akbaş, şunları ekledi: “İddia çok vahimdir. Buna göre polis, ülkenin en güçlü kurum ve kamu görevlileri hakkında suç delili üretmekte, yargı, ilk derece mahkemeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay Ceza Daireleri, topyekun bir yargı erki sahte, üretilmiş delilleri tespit ve teşhis edememektedir. Bütün bunların anlaşılması, ülkeyi yönetenlerin, kumpas kurulduğu tespitinde bulunması ile mümkün olabilmekte, Anayasa Mahkemesibundan sonra ihlal kararı vermekte ve ancak mahkemeler bu aşamada delillerin üretilmiş olduğuna kanaat getirmektedirler.”

Ergenekon ve Balyoz davalarındaki hak ihlallerine dikkat çektiklerini, adil yargılanma şartlarının bütün sanıklar yönünden sağlanması gerektiğine işaret ettiklerini ve bu davaların siyasi tasfiye amacıyla kullanılmaması gerektiğini dile getirdiklerini hatırlatan Akbaş, şu uyarılarda bulundu: “Bugün de zındıka komitelerinin ehl-i imanı birbirine kırdırmasına yönelik plana alet olunmaması, kardeşlik hukukunun ihlal edilmemesi konusunda Risale-i Nur’dan aldığımız adalet dersine binaen dikkat çekiyoruz. Cemaatler ve sivil toplum kuruluşları, Milli Güvenlik Siyaset Belgeleri gibi Türkiye’nin yakın zamanda utanç belgeleri olan, hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayan gizli belgelerle düşman ilan edilmemelidir. Kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan kimse suçlu, mücrim ilan edilmeyecektir. Dün sivil toplumla ve cemaatlerle mücadele ‘irtica’ ve ‘mürteci’ anahtar kelimeleri ile ifade ediliyor ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde kendisine yer buluyordu. Bugün, bu mücadele başka isimlendirmelerle yürütülüyor.”

‘RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI’NIN NEŞİR HAKKI BÜTÜN NUR TALEBELERİNİNDİR’

Dünyada emsali görülmemiş bir kanuni düzenleme yapılarak Risale-i Nur Külliyatı’nın devlet tekeline alındığını hatırlatan Akbaş şunları söyledi: “Risale-i Nur Külliyatı’nın bütün hakları Bakanlar Kurulu uhdesine alınarak, bu aşamada neşir hakları Diyanet İşleriBaşkanlığına verildi. Diyanet İşleri Başkanlığı dilerse Nurların neşir hakkını kendi uhdesine tutacak ve dilediği sayıda basacaktır. Risale-i Nur Külliyatı’nın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından resmen neşredilmesi üstadımızın da arzusudur. Üstadımızın bu arzusunun kısmen ve gecikmeli de olsa tahakkuku memnuniyet vericidir. Takdir ve dua vesilesidir. Ancak nurların resmen neşredilmesinin diyeti, nurların devlet tekeline alınması, devletleştirilmesi olamaz. Risale-i Nur Külliyatı’nın neşir hakkı bütün nur talebelerinindir. Nurların ancak devlet izin verecek olursa basılabilecek olması kabul edilemez. Anayasa ve AİHS’e aykırı kanuni düzenlemeler ile nurların devlet tekeline alınmasına karşı meşru hukuki zeminlerde, Nur’un hukukunu müdafaa etmek zaruridir.”

15 Nisan 2015 Dünya Genel Haber Haberler İslam Politika Türkiye Yerel Haber Yurt Haberleri
Cinayet Zanlısını Vermek İstemeyen Yakınları Polisle Çatıştı: 2’si Polis 3 Yaralı Cinayet Zanlısını Vermek İstemeyen Yakınları Polisle Çatıştı: 2’si Polis 3 Yaralı

Diyarbakır’da cinayet zanlısı olarak aranan Nihat A.’yı bulunduğu evde yakalamaya giden polise, zanlının yakınları önce taş attı, sonra da pompalı tüfekle ateş açtı.

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü 155 Polisİmdat telefonuna cinayet zanlısı olduğu iddia edilen Nihat Ağa’nın merkez Sur İlçesi Ongözlü Köprü civarında bir evde saklandığı ihbar edildi. Nihat Ağa’yı bulunduğu evde yakalamaya giden polis ekiplerine zanlının yakınları önce taş attı, sonra da pompalı tüfekle ateş açtı.

Polisin de karşılık vermesiyle çıkan çatışmada kaçmaya çalışan zanlı ayağından vurularak yaralı olarak ele geçirildi. Yaşanan arbede sırasında bir komiser ile bir polis memuru da taş ve sopayla yaralandı.

POMPALI TÜFEKLE ATEŞ AÇILDI

İhbarı alan polis ekipleri bildirilen adrese giderek zanlının evde olup olmadığını öğrenmek istedi. Bu sırada evde bulunan Nihat A.’nın yakınları polise tepki göstererek taşlı saldırıda bulundu. Polisin biber gazı kullanması üzerine iddiaya göre evde bulunan Nihat A.’nın erkek yakınları da polise pompalı tüfekle ateş açtı. Polisin de karşılık vermesi üzerine kısa süreli çatışma yaşandı. Olay yerine takviye polis ekipleri ile ambulanslar sevk edilirken, evin çevresindeki binalara keskin nişancılar konuşlandırıldı.

KAÇARKEN POLİSE ATEŞ AÇAN ZANLI VURULDU

Çatışmanın sona ermesinin ardından polis ile zanlının yakınları arasında yaklaşık 1 saat süren pazarlık yaşanırken, zaman zaman zanlının yakınları polis ekiplerine taş atmayı sürdürdü. Bu sırada yüksek binalara yerleştirilen polisler, zanlının evin arka tarafından kaçmaya çalıştığını fark etmesi üzerine ekipler kaçış noktasına yönlendirildi. Polisin ‘dur’ uyarısına zanlının tabanca ile ateşle karşılık vermesi üzerine Nihat A., ayağından silahla vuruldu. Yaralı yakalanan Nihat A., polise direnirken güçlükle zırhlı araca alınarak, hastaneye götürüldü.

2 POLİS YARALI

Bu sırada zanlının yakınları bir süre daha polise taşlı saldırıyı sürdürdü. Yaşanan olaylar sırasında zanlı ayağından vurularak ele geçirilirken, arbede sırasında 1 komiser ile 1 polismemuru da atılan taş ve yaşanan arbedede yaralandı. Yaralı polisler de hastanede tedavi altına alınırken, durumlarının iyi olduğu belirtildi. Polis, olayla ilgili soruşturmasını sürdürüyor.

13 Nisan 2015 Genel Haber Haberler Politika Türkiye Yerel Haber Yurt Haberleri
Diyarbakır’da Kutlu Doğum Etkinliği

Kutlu Doğum Haftası Etkinliği kapsaminda Seyrantepe Spor Salonunda Kuran-ı Kerim tilaveti,Vali Yardımcısı Mehmet Demir’in konuşması,İl Müftü vekili Abdurrahim Aytaç’ın konuşması,İlahi Nağmeler Korosu, Kutlu Doğum Haftası Diyarbakır Müftülüğü Kutlu Doğum Haftası nedeniyle etkinlik düzenlediSeyrantepe Spor Salonu’nda “Hz. Peygamber ve birlikte yaşama” temasıyla gerçekleştirilen etkinlik Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Görüntü Dökümü: Seyrantepe Spor Salonunda seyirci detayları, Kuran-ı Kerim tilaveti,Vali Yardımcısı Mehmet Demir’in konuşması,İl Müftü vekili Abdurrahim Aytaç’ın konuşması,İlahi Nağmeler Korosu, Kutlu Doğum Haftası Diyarbakır Müftülüğü Kutlu Doğum Haftası nedeniyle etkinlik düzenlediSeyrantepe Spor Salonu’nda “Hz. Peygamber ve birlikte yaşama” temasıyla gerçekleştirilen etkinlik Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı. Programda İlahi Nağmeler Korosu ile Grup Tillo, ilahi ve kaside okudu.Vali Yardımcısı Mehmet Demir yaptığı konuşmada, İslam’ın kelime anlamın barış olduğunu ancak son dönemlerde yanlış bir algının yaratılmaya çalışıldığını söyledi.Demir, şunları kaydetti: “Peygamberi anlamaktan uzaklaştık. Peygamberimiz, hepimizin varlık sebebi olan efendimizin doğum yıl dönümünü kutluyoruz ama görüyoruz ki salonumuzun bir kısmı boş. Burada bir pop sanatçısının, bir siyasi partinin etkinliği veya bir sportif faaliyet olsaydı bu salonun her koltuğu dolardı. İslam’ın bize öğütlediği birçok şeyden uzağız. İslam farklılıkları bir güzellik olarak görür. Farklılıklar bir kavga şiddet sebebi değildir.” İl Müftü vekili Abdurrahim Aytaç da Medine döneminde farklı dinlere mensup toplulukların kendi aralarında bir sözleşme yaptıklarını anımsatarak, “Medine’ye bir saldırı olduğu zaman hep beraber savunuyorlar. Bugün bile güncelliğini koruyan pek çok şey bu vesikanın içerisinde bulunuyor. Hz. Peygamber işte böyle bir pratiği ortaya koyuyor” dedi. Aytaç, İslam”ın tek bir cana hayat vermeyi tüm dünyaya hayat vermekle eş değer gördüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti: “Maalesef modern dünya herkesi düşman belledi. Kendi hayatı için tehlike arz ediyorsa mutlaka öldürülmesi ve ortadan kaldırılması gerekiyor. Afganistan, Filistin bunun için işgal edilmedi mi? Kutlu doğum vesilesi ile Müslümanlar kendilerini sorgulamalı. Huzurlu bir dünya için saygı, sevgi, adalet, güven ve fedakarlığa ihtiyaç var.”Meryem Ana Kilisesi Papazı Yusuf Akbulut’un da katıldığı program okunan dua ile sona erdi.

12 Nisan 2015 Dünya Eğitim Ekonomi Genel Haber Haberler İslam Politika Yurt Haberleri
Osmanlıca Kursları Devam Ediyor Osmanlıca Kursları Devam Ediyor

Hayrat Vakfı ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün imzaladığı protokol kapsamında Diyarbakır’da Osmanlıca eğitimleri devam ediyor.
Bugüne kadar başta öğretmenler olarak kurslara kayıt yapan 800 kursiyer, kurslarını başarıyla tamamlayarak sertifikalarını alırken, Hayrat Vakfı Diyarbakır İl Temsilciliği tarafından, Kayapinar ilk Okulu’nda Bağlar’da Yahya Kemal Beyatli ilk Okulunda ve Yenişehir Gençlik Merkezinde düzenlenen kurslara, 175 kursiyerin devam ettiği bildirildi. Cumartesi ve Pazar günleri verilen kurslara 14 yaşını dolduran her vatandaş ücretsiz olarak kayıt olabiliyor. Kayıtların osmanlicaegitim.com adresi üzerinden yapıldığı belirtildi.

10 Nisan 2015 Dünya Eğitim foto galeri Genel Haber Haberler İslam Politika Teknoloji Türkiye video galeri Yerel Haber Yurt Haberleri

WİNAMPLA NURFM'İ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Genel
Dünya
WEB TASARIM - POLAT AKDENİZ. DİYARBAKIR ( SİSTEMDENİZİ GRUP. 0532 179 71 05